BİR MÜSLÜMANIN ARKADAŞI NASIL OLMALIDIR

İnsanoğlunun arkadaşsız yaşayamayacağını bilen Rabbimiz, arkadaş edinmeyi meşru kılmış ve bu çerçevede arkadaşlıkların nasıl olması gerektiğini, kimlerle dostluk kurulup-kurulmayacağını, dostluğun hangi sınırlar içerisinde olması gerektiğini kitabı ve peygamberi vasıtası ile bizlere anlatmıştır. Bir kaç başlık altında şöyle sıralıyabiliriz:

1- Arkadaşımız Nasıl Olmalı?

Sahabe-i Kirâm, bir ara Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’e “Yâ Rasulallâh! Acaba hangi arkadaşımız daha hayırlıdır?” diye soru sormuşlardı. Bu soruya Rasulullah sallallâhu aleyhi ve sellem şu üç özelliği zikrederek cevap verdi:
Görüldüğünde size Allah’ı hatırlatan, Konuştuğunda ilminizi artıran,

Yaptığı işlerle ahireti hatırınıza getiren kimsedir. (Da‘îfu’t-Terğîb ve’t-Terhîb)

Arkadaşlarımızın nasıl olması ve hangi vasıflara sahip arkadaşlar seçmemiz gerektiği noktasında bu hadisler aslında bizlere çok ciddi anlamda ipuçları vermektedir.

Rastgele arkadaş seçimi insanı helake götüren unsurlardan birisidir. İnsan, arkadaş seçerken çok dikkatli olmalı ve sadece Allah’tan korkup sakınan kimselerle arkadaşlık etmelidir. Aksi halde helakin eşiğine gelebilir.

Zikretmiş olduğumuz hadiste anlatılan 3 maddeyi kısaca izah etmenin yararlı olacağını düşünüyoruz.

Hadiste ilk olarak “Görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan insanlar” hayırlı arkadaş portresi olarak bize sunulmaktadır.

Görüldüklerinde Allah’ı hatırlatan insanlar…

Acaba nasıl?

Ne şekilde?

Evet, arkadaşlarımızın böyle [...]

  • zafer-mert
    Permalink Gallery

    VAKİT, HAYATTIR GEZİ VE TÂTİLLER, ATALETE DÖNÜŞMESİN

VAKİT, HAYATTIR GEZİ VE TÂTİLLER, ATALETE DÖNÜŞMESİN

Hayat, iki kapılı bir han… Doğumla girilen birinci kapı ile ölümle gerçek hayata açılan ikinci kapı. Hayat, kısa bir seyahatten oluşan zaman dilimi. Nitekim Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de “Dünya ile benim ne alâkam var. Ben, dünyada bir ağaç altında gölgelenip de bırakıp giden bir yolcu gibiyim” buyurarak dünyanın kısa bir seyahat yeri olduğunu ve kendisinin de bir yolcu gibi olduğunu ifade etmektedir.

Her canlı yeryüzüne gelmekle bir seyahate başlıyor. Hayat yolculuğu denilen birinci kısım doğum ile başlayıp ölüm ile sona ererken, asıl olan yolculuk olan ahiret yolculuğu ise ölüm ile başlayıp devam ediyor. Dünyada yapmış olduğumuz seyahatler aslında varacakları noktayı da bize şimdiden haber veriyor. Su testisi suyolunda kırılır darbı meselinde olduğu gibi. Rabbimiz yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de birçok ayette seyahat ile ilgili uyarılarda bulunarak hayat yolculuğumuzu ıskalamamamız için bizleri uyarıyor. Biz be bu sebebe binaen özellikle yaz aylarına girmiş olduğumuz bu dönemde seyahat kavramı ve tatil [...]

  • ali-yucel
    Permalink Gallery

    TATİL CELLÂDINA ZAMAN NİMETİNİ TESLİM ETMEK YÂDA NİMET ALDANMIŞLIĞI

TATİL CELLÂDINA ZAMAN NİMETİNİ TESLİM ETMEK YÂDA NİMET ALDANMIŞLIĞI

Allah azze ve celle insanoğluna sayısız lütuf ve ihsanda bulunmuş, türlü nimetleri emrine amade kılmış ve irade nimetinden dolayı kendisini imtiyazlı bir konuma yükseltmiştir. Sayılmaya kalkışılsa beşer takati ile asla güç yetirilemeyecek bu nimetler içersinde iman ve iman üzere hayat emanetini sahibine teslim etme, kadr-i kıymeti en yüce olan nimetlerdendir. İmanın söz konusu olması için ise mutlaka zaman ve zemin gerekmektedir. Dünya denilen imtihan hane imanın sınanacağı zemin olarak tayin edilmiş ve içi, insanoğlunun bu sınavda başarılı olabilmesi için her türlü şartlara müsait hale getirilmiştir. İmanın tahakkuk etmesi, insanın dünyaya gönderiliş amacını gerçekleştirebilmesi, neticede mükâfat ve cezanın söz konusu olabilmesi için zaman isimli nimet de insanoğlunun hamiline yazılmıştır.

Zaman; hayatı anlamlı kılan, insanoğlunun varlığını kıymetli hale getiren, tavır ve davranışlarını şekillendirdiği Allah tarafından insanoğluna bahşedilmiş en yüce nimetlerdendir. Bu sayede insanoğlu zaman ile mukayyet olduğunu bilecek ve istikbara kapılmayıp faniliğinin farkında olacak, öte yandan zaman ile sınırlandırılamayacak bir yaratıcının kulu [...]

  • metin-eken
    Permalink Gallery

    DİRİ DİRİ YAKILAN MÜSLÜMANLARIN BELDESİ: ORTA AFRİKA

DİRİ DİRİ YAKILAN MÜSLÜMANLARIN BELDESİ: ORTA AFRİKA

Afrika, yüzyıllardır neredeyse tüm bölge halklarıyla birlikte Müslüman toplulukların da açlık, zorunlu göç, katliam vb. gibi pek çok zorlukla karşı karşıya geldiği kadim bir kıtadır. Doğal kaynaklar bakımından dünyanın en zengini olan bu kıta, ne yazık ki aynı zamanda fakirliğin de en yoğun yaşandığı ülkeleri bünyesinde barındırmaktadır. Coğrafi keşiflerle birlikte tüm imkânları sömürüye açılan, Sanayi devrimiyle birlikte ise talan edilecek bir hammadde deposuna dönüşen Afrika, günümüzde de pek çok kriz ve problemle mücadele etmektedir. Ekonomik ve siyasal krizlerin yanı sıra tüm bu sorunlardan etkilenen etnik ve dini karakterli problemlere her geçen gün bir yenisi eklenmektedir. Bu krizlerden bir tanesi de, özellikle son dönemlerde ulusal ve uluslararası medyaya zaman zaman vahşet görüntüleriyle yansıyan Orta Afrika’daki insanlık dramıdır. Dünya Müslümanlarının genel görünümüne benzer bir şeklide Orta Afrika’daki dramın da başrolünde maalesef mazlum Müslümanlar yer almaktadır. Tüm dünyanın ve pek çok uluslararası örgütün gözleri önünde her gün onlarca Müslüman ölüme mahkûm edilmektedir. [...]

GÖZ ZİNASI BAĞIMLISI OLAN BİR KİŞİNİN HİKAYESİ

Şeyh Muhtar Şankiti’ye genç bir kişi tarafından, kendisinde bağımlılık haline gelmiş gözün haramlardan nasıl sakındırılacağına dair bir soru sorulmuş.

Onun cevabı şu oldu: “Eğer bir adam sahip olduğu görme kabiliyetini tasavvur eder ve Yüce Allah’ın karşısında durduğunu, o gün (kıyamet günü) geldiğinde Allah ona der ki: “Ey kulum! Utanmıyor musun? Körlerin görmediğini görüyorsun; ben sana görme kabiliyeti verdim ve sen hala onu, bunlara bakmak için mi kullanıyorsun?”

İnsanın işlediği tek bir günah veya Allah’a karşı gelmeye davet eden bir videoya göz ucuyla bile olsa bakmak; bu tek bir amel yüzünden o kişi Allah’ın gazabına uğrayabilir ki sonrasında bu gazaptan kurtuluş yoktur ve bu yüzden kalbindeki iman ışığı sönebilir. Böylece Yüce Allah’a kavuşacağı güne kadar kalbi kararır.

Ey Kardeşlerim! Bu günahların hepsi tehlikelidir.

Bu günahlar kalbin ölmesine ve kalpteki iman ışığının sönmesine neden olur.

Kıyamet gününe kadar vay sizin halinize.

Allah’ın karşısına çıkacaksınız ve bütün amelleriniz önünüze serilecek.

Ve bu göz, ateşten çivilerle çıkarılacak ve ateşin şiddetiyle [...]

EYVAAH! ŞİMDİ NE OLACAK

Bismillahirrahmanirrahim

Şu an Türkiye’nin en önemli gündemi hiç şüphesiz seçimlerden sonra ortaya çıkan siyasi tablo. Bu tabloya göre Ak parti tek başına hükümeti kuramıyor. Ak partinin 12 yıllık iktidar dönemi sona erdi. Belli ki pek çok kimse sonuçların böyle olacağını tahmin etmiyordu. Bu nedenle herkeste bir şaşkınlık, bir telaş var. İslami kimliğe sahip pek çok insan şu soruyu soruyor: Şimdi ne olacak?

Bu soruyu biraz açmak lazım! Bu soruyu soran kardeşlerimiz; 12 yıllık Ak parti döneminde elde ettikleri kazanımların, makamların, statülerin, zenginliğin, ihalelerin, konforun, kurumsal yapıların ve imtiyazların ne olacağını soruyorlarsa, Ak parti iktidarının olmadığı bir dönemde bu imtiyazlara ve ayrıcalıklara bir daha ulaşmanın zor olacağı ortadadır.

Fakat bu meseleyi karşı bir soruyla biraz kurcalamak istiyoruz.

12 yıllık Ak parti iktidarı döneminde bazı imtiyazlı cemaatler, vakıflar, sivil toplum örgütleri elde ettikleri makamları, zenginliği, refahı kısaca tüm imkân ve imtiyazları; İslami bir toplumun oluşması adına ne kadar kullandılar? Elde edilen bu geniş imkânları halka [...]