Ey İslâm Alimleri!

Şu Rabbine dönen nesle komutan olmak için öne geçiniz. Bundan geri dönmeyiniz, dünyaya meyil etmeyiniz. Tağutların sofralarından uzak durunuz. Çünkü bu sofralar kalpleri karartır. Kalpleri öldürür. Sizleri bu hayırlı nesilden uzak tutar. Onların kalpleriyle aranızda engel teşkil eder. Ey Müslümanlar! Uykunuz çok uzun sürdü. Bağiler, azgınlar sizin topraklarınızın her tarafına üşüştüler. Şairin şu beyitleri ne anlamlıdır:

Zillet içinde uzundur uyuduğumuz
Nerede arslanca haykırışlar
Azgınlar çetesi kartal kesildi
Bizse, zincirlere vurulmuş köleyiz
Kölenin zincire boyun bükmesidir, hor, hakir
Yoksa demirin ona vurulması değildir.
Ne zaman bu zincirlere kıyam edeceğiz?
Ne zaman kıyam edeceğiz bu zincirlere?

Müslüman kadınlar sakin rahat ve lüks düşkünü olmayınız. Çünkü rahat ve lüks cihadın düşmanıdır. Çünkü rahat ve lüks beşerin ruhunu telef eder. Temel ihtiyaçlarınızdan fazla şeylerden uzak durunuz. Zaruri şeylerle yetininiz. Çocuklarınızı ağır şartlara, yiğitliğe, kahramanlığa ve cihada alıştırınız. Bu esaslar üzere eğitiniz. Evleriniz arslan inlerini andırsın. Tağutlar tarafından boğazlansın diye, yeyip semiren tavukların kümesi olmasın. Çocukların [...]

HEYECANI KAYBETMEK

İnsanda bazı lâtifeler vardır ki, bir ihmal ya da hata neticesi sönebilir. Söndükten sonra tekrar dirilirler mi bilemeyeceğim. Bazen “Hayır, gerçek şu ki, yapa geldikleri kötü işler onların kalblerini paslandırmıştır.” hakîkati tecellî eder de kalb mühürlenir. O zaman bu lâtifeler hiç dirilmez. Ve şayet onlar insanın solmaması, renk atmaması, aşk ve heyecanını koruması için birer esas ise, insan o dinamikleri kendi içinde öldürmüş olur. Bir kere büyük günah işleyen bir adam -hafizanallah- bir yönüyle bir kolu, bir ayağı felçli gibi olur. Hayat boyu seke seke, kolunu sallaya sallaya dolaşmaya mahkûm hale gelir. Bir kâfir Müslümanlığa girdiğinde iman, küfre ait her şeyi siler, süpürür ve temizler. Fakat imanlı yaşayan bir insanın bu türlü hataları yapması harem dairesinde hata etme demektir. Dolayısıyla bu hizmetin yüksek kulesinin başından düşen de düz zemine düşmez; onun derin bir kuyuya düşme ihtimali vardır. “Bi hasebi’l mağnem, el mağrem” kaidesince ne kadar ganimete mazhar isen [...]

Nusret Cephesi (BBC Röportaj – 17.01.2013)

Nusret Cephesi’nin gücü ve popülaritesi arttıkça Batı medyası röportaj sırasına girdi. Son olarak BBC 17 Ocak’ta Halep’te yapılmış bir mülakat yayınladı.

Nusret Cephesi çok gizli ve korkulan bir örgüt, ancak uzun müzakereler sonrasında bir emir -üst düzey yönetici- ile konuşabildik. Bekleyeceğiniz gibi emir Ebu Lokman Suriye’nin geleceği için Şeriat’la yönetilen bir İslam devleti vizyonu ortaya koydu. Bu demokrasi için bir savaş değildi. “Allah’ın adıyla, hamd ve övgü ancak Allah’adır (cc), onun Peygamberine (sav) selam olsun” diye başladı: “Suriyeliler tabiatları gereği dindar insanlardır, sosyalist ve seküler rejimlerden bıkmış durumdalar, İslam’ı seviyorlar ve İslam devleti için can atıyorlar. Bunun aksi düşünülemez”.
Zifiri karanlık ve buz gibi havada fırının açılmasını saatlerce bekledikten sonra kuyruğun önündeki adamların itiş kakışı insana sıkıntı veriyordu. Bir eylemci bana Halep’teki ekmek sıkıntısının da Beşşar Esed’in üstüne yıkılacak başka bir suç olduğunu söylüyordu ki siyah pardösü ve başörtüsü giyen bir hemşire tarafından uzaklaştırıldı. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) savaşçıları [...]

Hûrilerin Âşıkları

Kitabın ismi:  Hûrilerin Âşıkları
Yazarı:  Şehid Abdullah Azzam
Yayın Evi:  Takva Yayınları

Eser Merhum Şehid Abdullah Azzam tarafından kaleme alınmıştır. Kitap Takva Yayınları tarafından basılmış olup beş yüz yetmiş beş sahifeden oluşmaktadır. Kitap özenli baskısı ile hak ettiği kalitede basılmış, okuyucuyu yormayan bir tasarıma sahiptir. Eser Murat Karaçizmeli tarafından dilimize kazandırılmıştır.
Kitapta Afgan cihadı esnasında şehadet şerbetini içen mücahitlerin hayatlarından kesitler, ailelerine yazdıkları mektuplar, vasiyetler ve birbirinden değerli nasihatler bulunmaktadır. Ümmetin en büyük cihad mekteplerinden biri olan Afgan cihadındaki mücahitlerin tecrübelerini ve yaşantılarını anlatması bakımından tarihe ışık tutan bir kitaptır. Cihad hayatının anlaşılması, mücahitlerin hayatlarının sıkıntı ve lezzetlerini ifade etmesi bakımından son derece zengin bir kitaptır.
Mütercimlerin ağlayarak tercüme ettiği bu kitapta; Afgan cihadına gelen mücahitlerin cihaddaki sabrı, mücadeleleri, kardeşlik ruhları, görmüş oldukları kerametleri, ailelerine yazmış olduğu vasiyetleri, şehadetleri ve ümmete vermiş oldukları mesajları okuyunca gözyaşlarınızı tutamayacaksınız.
Bu kitabın sayfaları arasında dolaştığınızda, zaman zaman her bir şehidden onlarca dersler çıkartıp [...]

Ebu’ş-Şehideyn / İki Şehid Babası (Hasan Öztürk İle Röportaj)

Şehit İsmail ve Osman Öztürk’ün Babası

9 Ağustos 1996’da Ogadin’de şehid olan İsmail Öztürk’ten etkilenen ikiz kardeşi Osman Öztürk devamlı rüyasında kardeşi İsmail’i görüyordu. Osman Öztürk rüyasını şöyle anlatıyor: “Kardeşim İsmail ile beraber bir koşu parkurunda yarış ediyorduk. Ben ne kadar hızlı koşarsam koşayım İsmail yavaş koşmasına rağmen hep benden önde gidiyordu. Neticede İsmail yarışı önde tamamladı. Daha sonra dönüp bana şöyle bağırdı:
– Osman acele et, seni bekliyorum.”

“Allah’a şükürler olsun” İsmail kardeşimiz şehid oldu, babası olarak sizin duygularınızı öğrenebilir miyiz?
Şehid babası olmaktan ötürü gerçekten sevinçliyim. Allah’a hamdolsun. Fakat üzüldüğüm bir nokta var. Bana başsağlığına gelen arkadaşlarım, akrabalarım Allah razı olsun cümlesinden, acımı paylaşmak için geliyorlar ama kapıdan içeri girdiklerinde sanki bir şehid değil de cenaze evine gelmiş gibi davranıyorlar. Bunu da bilmemelerine yoruyorum. Bilenler geldiği zaman “gözün aydın, mübarek olsun” diyorlar. Şehidin olduğu yerde hüzün olmaz, sevinç olur. Bir insan kendi evladının cennet’e gittiğini bilir ise buna çevresinin [...]

CİHAD RUHUNU CANLANDIRAN KADIN “MEYSUN”

Bu kıssayı çağımızın önemli tarihçilerinden Ali Tantavi’den okuyalım: Yıl hicri 607 idi, haçlılar tüm güçlerinin; Orta Doğuya yığdılar. Akka’yı merkez seçtiler. Ve virüs gibi etrafa yayıldılar. Meysun adındaki bayanın dört kardeşi de cephedeydi. Evde tek başınaydı. Hem vatanını hem de dört yiğit kardeşini düşünüyordu. Haçlı kuvvetleri çok yaklaşmıştı. Meysun Müslümanlara nasıl yardım edebileceğini düşünüyordu. Savaşa gitmeyip, ticaret ve şahsi işleriyle uğraşan nemelazımcıları etkileyeceğini düşünüyordu. Şam’ı ayağa kaldıracak güce sahip olduğuna kanaat getirmişti. Bu iman Meysun’u yenilmez bir yiğit haline getirdi. Nasıl başlayacağını, nasıl bir strateji uygulayacağını düşündü. Beline kadar inen örgülerini hatırladı. Onlardan başka silah olabilecek bir şey hatırlamadı. Komşu bayanları çağırdı ve onlara şu teklifi yaptı: Biz erkek değiliz. Hareket alanımız sınırlıdır. Erkekler savaşa gitmiyorsa, bizlerinde yapacağı bazı girişimler olamaz mı? Şu gördüğünüz örgülerim sahip olduğum en kıymetli malzememdir. Onları cihat atlarına yular yapmak istiyorum. Umulur ki savaşa katılmayıp oturan erkekleri tahrik eder. Makası aldı ve örgülerini [...]