İSLAM’DA BİLGİ KAYNAKLARI

“Şayet âlimler olmasaydı, insanlar hayvanlar gibi olurlardı.” Hasan el-Basri Allahu Teâlâ’ya

İLİM ÖĞRENMENİN FAZİLETİ

Hamd, “Allah kendisinden başka ilah olmadığına adaletle şehadet etti. Melekler ve ilim sahipleri de O’ndan başka ilah olmadığına şehadet ettiler.”(1) buyruğuyla önce zât-ı ulûhiyetinden başlayarak birliğine şehadet eden, ikinci olarak melekleri ve ardından da âlimleri bu gerçeğe şahid gösteren Allah’a, Salâtu Selâm ise Âlemlerin ve Alimlerin efendisi ve ilmin menbaı olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in üzerine olsun. Allah’ın lütuf ve ihsanı, mağfiret ve rızasıda bu yüce ayeti kerimenin hakkını yerine getiren hakiki Allah erleri olan ilim ehlinin ve ilme tabi olan tüm Müslümanların üzerine olsun.
Yukarıda zikrettiğimiz ayeti kerime âlimlerin faziletini anlatmak hususunda yeterli ise de, biz diğer ayetleri de maddeler halinde kısaca delil olarak getirmeye devam edeceğiz.
İLMİN FAZİLETİNE DAİR AYETLER
“Eğer bilmiyorsanız, ehl-i zikre sorunuz!”(2)
Bu ayeti kerime Müslümanların bilgisizce hareket etmemelerini, her işin bir ilim üzere yapılması gerektiğini bildirir.
“Allah da sizden inananları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin.”(3)
İlim ehli olmanın Allah katında derecelerin [...]

ARAPÇA ÖĞRENMENİN İSLAM’DAKİ ÖNEMİ

Bizleri en güzel şekilde yaratan ve kulluğuyla şereflendiren yüce Allah’a hamd, âlemlere rahmet olarak gönderdiği Resul’üne salât ve selâm olsun.
Dil insan hayatı için önemlidir, çünkü insan ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz ve mutlaka, başkalarından yardım alarak çeşitli ihtiyaçlarını giderir. Yiyecek, giyecek, mesken, güvenlik gibi tüm ihtiyaçlarını başkalarıyla dayanışma ve iletişim halinde karşılar. Bu sebepten dolayı insanın, başka insanlarla iletişim kurma gerekliliği ortaya çıkar ki bu iletişim aracıda dildir. Dolayısıyla herhangi bir dili öğrenmek, o dili bilen insanlarla iletişim kurabilmek demektir. O nedenle “Bir lisan, bir insan” sözü manidardır.
Ancak dil yalnızca bir iletişim aracı değildir. Aynı zamanda bir toplumun kültürünü, inancını, yaşam tarzını, hayat anlayışını ve düşünüş biçimini taşıma aracıdır. Örneğin; Japoncayı bilmek Japon kültürünü bilmeyi, bir Japon gibi düşünebilmeyi, Japon yaşam tarzını kavramayı gerektirir.
Daha da ötesi dil günümüzün modern dünyasında ciddi bir politik araç olarak kullanılmaktadır. Özellikle büyük devletler kendi dillerini yaymak, başka ülkelerdeki gençleri kendi ülkelerine [...]

  • Yusuf-Yılmaz
    Permalink Gallery

    PEYGAMBERİN MİRASINI SİNESİNDE TAŞIYANLAR LATİF OLANDAN BİR LÜTUFTUR

PEYGAMBERİN MİRASINI SİNESİNDE TAŞIYANLAR LATİF OLANDAN BİR LÜTUFTUR

Allahu Teala en güzel isimleri kendinde bulundurmaktadır ki Kuran’da da bu durum böylece kayıt altına alınmıştır. “En güzel isimler Allah’ındır.” (Araf; 180) Bizler müminler olarak Allah’ımızı ya kendi kitabından yada Rasulünün sünnetinden tanımaktayız. Yine mümin olarak bu bildirilen isimleri anlamları dışında tanımlamaktan uzak durduğumuz gibi bu mübarek isimleri sonradan yaratılmış olanlara nispet etmekten de o derece imtina etmekteyizdir.
İşte Rahman olan Allah’ımızın mübarek isimlerinden biri de “latif”tir. Mevcudat bu ismin tecellisi ile bilmedikleri yerden rızıklanır, ummadıkları yerden kendilerine yardımda bulunulur, özelde insan için düşünüldüğünde hak etmediğinden fazla hayır ve bereketlerle nimetlendirilirler. Gözümüzü ve gönlümüzü nereye çevirirsek orada Latif olan Rabbimizin nimetleri ile karşılaşacağızdır. Bizler yokluk aleminde bir nokta iken babalarımızın necis bir suyunun annemizin rahmine ulaşmasıyla varlık alemine ilk adımımızı atarken Latif olan Rabbimizin isminin tecellisi ile karşılandık. Çünkü Rahman bizi dişi bir hayvanın rahmine atabileceği gibi üzerine basılan değersiz bir toprak parçası olarak da var edebilirdi. Bizi ahsenul [...]

İLİM TAHSİL ETMENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Allah’u Teâlâ’ya hamd olsun. Kalemle öğreten, insana bilmediğini talim ettiren ve elçisi, Nebiy-i Mükerrem Efendimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i bizlere gönderen Allahu Teâlâ’ya binlerce hamd olsun. Rabbim ashabından, onlara hakkıyla tabi olanlardan, onların yolu üzere yürüyerek bilen, öğreten ve öğrenenlerden razı olsun.
Her şeyin bir manisi (engeli) olduğu gibi ilmin ise birçok engelleri vardır. İlim talebesine yaraşan ihlas ile bu engelleri aşmasıdır. Biz burada ilmin önündeki engellerin bazılarına değineceğiz;

HİMMETLERİN ZAYIFLAMASI
Üzücüdür ki, bugün öğrenciler arasında zihni tembellik yaygınlaşmıştır. Rahatı ve eğlenceyi, ciddiyet ve istikrarlı çalışmaya tercih etmişlerdir. Rahat içinde yaşamak, lüzumsuz işlerle uğraşmak onlar için yaşamın gayelerinden olmuştur. Onların hedefleri nefsin arzularını temin etmektir. Derse ve ilim tahsiline vakitleri kalmamıştır. Selefi Salih’in ve onların izini takip eden âlimler himmetlerini oldukça âli tutmuşlar. Her dakika ve saniyelerini değerlendirmişlerdir. Bunların örnekleri çoktur fakat biz, birkaç örnek zikretmekle yetinelim; Ebu Cafer Taberi arkadaşlarına der ki; ‘’(Size) Kur’an tefsiri (yazdırmamı) ister [...]

  • Mustafa-Tatlı
    Permalink Gallery

    AHİRET YURDUNU SATIP İFLASA UĞRAYAN BİR ÂLİM: BEL’AM B. BÂÛRÂ

AHİRET YURDUNU SATIP İFLASA UĞRAYAN BİR ÂLİM: BEL’AM B. BÂÛRÂ

Ticaret insanın bu dünyada geçimini sağladığı rızık kazanma yollarından biridir. Ticaret yapan bir insan elindeki malı satarak kendine menfaat sağlar. Bu iş helâlinden olduğu zaman Müslüman için bir ibadet kabul edilir. Ticarette kar elde edildiği gibi bazen zarar da edilebilir. Bu durum ticaretin genlerinde vardır. Kimsenin ticaretten kesin kar elde edeceği garanti altında değildir. Bahsettiğimiz ticaret dünyalık bir çabayla ilgilidir. Bir de ahiret yurdunun kazanıldığı büyük bir ticaret daha vardır. Bu ticaret kaybedildiğinde tekrar telafisi mümkün değildir. Bu büyük ticaretin en büyük sermayesi Rabbimizin lütfu olan imandır. Eğer imamınız samimi amellerle kuşatılırsa cennet ve rabbimizin rızası bu ticaretin bizlere olan karşılığı olur. Bunun tam terside ebedi bir kayıptır.
Rabbimiz bizlere ahireti kazanacağımız bir ticaret için uyarılar göndermektedir. Bu uyarılardan biri de Kur’an’ın yaklaşık üçte birini teşkil eden kıssalardır. Örneğin Allah azze ve celle Tevbe suresinde şöyle buyuruyor: “Onlara kendilerinden evvelkilerin, Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının [...]