HACCIN HİKMETLERİ VE ÖNEMİ (1)

Kelime’i tevhidi insanlık arasında bâki kılan ve Ka’be’i Müşerrefe’yi kulları için bir dönüş yeri ve emin belde yapan Allah Azze ve Celle’ye hamd ederiz. Peygamberlerin seyyidi, muvahhidlerin rehberi ve öncekilerle sonrakilerin en efdali olan Muhammed Mustafa’ya, onun pak âline, bütün hayır yollarında öncü olan ashabına ve kıyamete kadar onlara güzellikle tâbi olan bütün mü’minlere salât ve selam olsun.
İmdi; İslam›ın üzerine bina edildiği beş temelinden biri olan haccın, pek büyük bir fazileti ve pek çok hikmetleri bulunmaktadır. Biz de bu makalemizde haccın faziletinden kısa bir şekilde bahsedecek, sonra da haccın bazı hikmetlerini özetle açıklamaya çalışacağız. Bizi muvaffak kılacak olan Allah›tır.

Haccın İslam’daki Yeri ve Fazileti
Hac, İslam’ın temeli olan beş rukûnünden birisi olup; hac yapma imkânı elde etmiş olanlara asla ihmal edemeyecekleri bir farizadır. Bunun için de Kur’an-ı Kerim’de ve sünnet’i seniyyede haccın gerekliliği, önemi ve fazileti geniş bir şekilde beyan edilmiştir. Örnek olarak birkaç nassı burada verelim:

HACCIN FAZİLETİ VE ÇEŞİTLERİ

Hamd, Haccı İslam’ın şiarlarından kılan Allah’a, salatu selâm ise, haccın yapılış şeklini en ince ayrıntısına kadar bizzat uygulayarak ümmetine tarif eden Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e olsun.
Hacc, İslâm’ın temel ibadetlerinden biridir. Arafat’ta belirli vakitte bir süre durmaktan, daha sonrasında da Kâbe-i Muazzama’yı usûlüne göre ziyaret etmekten ibaret olan ve İslâm’ın şartlarından birisini teşkil eden ibadettir.
İslâmiyet’in beş esasından biri olan hacc, hicretin 9. yılında farz kılınmıştır. Haccın farz olduğu hükmü, Kur’ân-ı Kerîm ve Sünneti seniyye de bildirilmiş vebu hüküm konusunda müslümanların görüş birliği (icmâ) gerçekleşmiştir. Kur’ân-ı Kerîm’de: “Yoluna gücü yetenlerin beyti (Kâbe) hacc ve ziyaret etmeleri, insanlar üzerinde Allah’ın bir hakkıdır”(1) buyurulmuştur. Haccın sebebi ve namazlarda kıblegâhımız olan Kâbe, yeryüzünde Allah’a ibadet için yapılan ilk binadır. Allah’ın emri ile Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail aleyhimesselâm tarafından Mekke’de yapılmıştır. İnşaat tamamlandıktan sonra, Cibrîl aleyhisselâm tavafın ve haccın nasıl yapılacağını fiilen göstermiş; Hz. İsmail aleyhisselâm da bunu Hicaz halkına [...]

BİZ HACDAN NE ANLARIZ?

Dikkat çekici bir başlık ile sayın okuyucumu bu sayfaya çekmek istedim. Bilindiği gibi Hacca gidenlere “Hacı” denir. Ancak ülkemizde istismar aracı olarak kullanılır, “ben üstelik hacca da gittim” diye. Dalga geçme unsuru olarak ta kullanılır. “Hacııı” diye. Ve birde hacca gidip nasiplenmemiş kimselerin yaptığı hatalardan dolayı yerilen insana karşı kızgınlık sözcüğü ile “Birde hacca gitmiş” sözü ile. Ancak dinimiz bize haccın önemini farklı bir değerde sunar. Halbuki; Hac ibadeti tüm Müslümanların, yediden yetmişe güç yetirebilenlerin biran önce gitmeleri elzem olan, şiarların yakinen yaşandığı kutsal bir mekanda cereyan eder.
Hac Neden Bu Kadar Önemlidir?
ÇÜNKÜ; Hac; insanların kirlenmiş kalplerine bir format, tembelleşmiş zihinlerine bir silkeleniş… Yıpranmış şuurlarına bir diriliktir. İnsanı zinde tutar. Hayatın tuzaklarına, nefsinin bitmez tükenmez heva ve heveslerine karşı müminin bu ibadet vesilesiyle kendini savunma, koruma melekesini kuvvetlendirir.
Bir asker için acemi birlik ile usta birlik ne ise, ne kadar gerekli ise, güç yetirebilen her bir mümin için [...]

UMRENİN FAZİLETİ

Allah, insanı kendisine kulluk olan yüce bir amaç için yaratmıştır. Ve bu amacı gerçekleştirmek için hayatımız bir imtihan kılınmıştır. Hayatını kullukla geçirenler kurtulacak, isyan içinde geçirenler ise azaba uğrayacaktır. Kulluk insanın dünya hayatını rabbinin istediği gibi yaşaması ve bu hal üzerine yaşamını sürdürmesidir. Kulluğumuzu birçok şekilde ve zamanda ifa edebiliriz. Bu kulluk (ibadet) çeşitlerinden biri de belli bir zamanda gerçekleştirilen hacdır. Hac, yılda bir defa yapılan ve belli başlı rükünleri olan bir ibadettir. Farz olan hac ibadetini bir defa yerine getirmek yeterlidir. Umre ise, yılın her zamanı yerine getirilebilen nafile bir ibadettir.
Umre, sözlükte; ziyaret, imar gibi anlamlara gelir. Fıkhî olarak, ihrama girerek Ka’be’yi tavaf edip, Safa-Merve arasında say yapmaktır. Allah azze ve celle hac ve umreyi beraber şöyle zikretmiştir: “Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. ..” Her ibadette olduğu gibi umre yaparken de Allah rızasını gözetmek gerekir. Hanefilerin çoğunluğuna ve Malikilere göre kişinin hayatında bir defa [...]

HAC

HACCIN VACİPLERİ
Yerine getirilmemesi durumunda kurban kesilmesi gereken hacca ve umreye ait vacipler üzerinde fakihler ihtilaf etmişlerdir. Hanefiler ve şafilere göre haccın vacipleri şu şekildedir;
Hanefilere göre haccın vacipleri beş madde de toplanır: Sa’y, Müzdelifede vakfe, cemrelerinin atılması, traş veya saçların kısaltılması ve veda tavafı.
Şafiler göre yine haccın vacipleri beş madde de toplanır: Zaman ve mekâna ait mikattan ihrama girmek, cemrelerin atılması, Müzdelife’de geceleme, yani orada vakfe yapmak, racih görüşe göre orada geceleme, veda tavafı.

1. Sa’y
Sa’y Hanefilere göre vacip diğer imamlara göre ise rükündür yani farzdır. Sa’yin sahih olması için şunlar gerekir: Hac veya umre için ihrama girdikten sonra yapılması, muteber bir tavaftan sonra yapılması, Safa’dan başlayıp Merve’de bitirmek, Hac Sa’yinin, hac ayları başladıktan sonra yapılması.

2. Müzdelifede Vakfe Yapmak
Müzdelife de vakfe yapmak mezheblerin ittifakı ile rükün değil vaciptir. Bunu yerine getirmeyenin kurban kesmesi gerekir. Burada gecelemek Hanefilere göre sünnettir. Miktarı da bir geçip uğrama miktarı kadar [...]

  • Yusuf-Yılmaz
    Permalink Gallery

    MÜMİN GÜN GELİR BIÇAĞI TUTAN GÜN GELİR BIÇAĞIN ALTINA YATANDIR

MÜMİN GÜN GELİR BIÇAĞI TUTAN GÜN GELİR BIÇAĞIN ALTINA YATANDIR

İnsanoğlu kendine bağışlanan ömür sermayesinde hayata tutunma, hayata iz bırakma, hayallerine kavuşma, önem verdiği değerler adına, birçok şeyini feda eder. Gün gelir zamanını, gün gelir elinde avucunda olanları, gün gelir canını saydığımız unsurlar için harcamaktan bir an geri durmaz. Bu insanlar içerisinden değerleri için her şeylerini feda edenler kendi etraflarınca hayret verici gözlerle izlenmiştir. Kâh deli konumuna sokulmuştur, kâh mert insandır sıfatı ile ödüllendirilmişlerdir. Kimileri şahit oldukları bu fedakarlıklar karşısında etkilenip kendilerini bu yola adamanın adımlarını atarken, kimileri de kendilerinde bu cesareti gösterememeyi alay ederek bastırmaktadırlar.
“İnsanlar, aynen altın ve gümüş madenlerine benzerler. Cahiliyede hayırlı olanları, İslâm’a girip onda derinleşip, (onu hazmettiklerinde) yine en hayırlıdırlar.” (Buhari-Müslim)
İnsan yaratılış icabı selim bir fıtrata sahiptir. Kimi insanın fıtratını kalın bir toz kütlesi kaplarken kimilerinde bu bir örümcek ağı mesabesindedir. Bundan dolayıdır ki bazı kalpler değer atfettikleri şeyler için amansız bir mücadelenin içine girip yorulmaz bir kavgaya kendilerini atabiliyorlar.
Bu melekelere sahip [...]