DÜNYANIN HAKİKATİ VE ALLAH KATINDAKİ DEĞERİ

Dünyayı semâvat ile birlikte altı günde yaratan ve Benî Âdem’i dünyada halife kılan Allahu Teâlâ’ya hamd ederiz. Dünyayı esmâ ve sıfat’ı ilâhiyenin tecelligâhı ve ahiretin fidanlık tarlası olarak kabul eden ve bu anlayışla hayatını sadece Allah için yaşayan Efendiler Efendisi Peygamber Efendimiz’e, onun âline, ashabına ve ihsan ile onlara tâbi olan tüm mü’minlere salât ve selam olsun.
Biz bu makalemizde Kur’an ve sünnetin ışığında dünyanın, Allahu Teâlâ’nın katındaki değerini ve dolayısıyla bir mü’minin nazarındaki yerini açıklığa kavuşturmaya çalışacağız. İsabet ettiğimiz hususlar Allah Azze ve Celle’nin fazlından, yanıldığımız ve hata ettiğimiz hususlar da bizim nefsimizden olup, Allah ve Rasûlü ondan berîdir.
Mühim Bir Kaide:
Evvelâ şunu beyan edelim ki: Mutlak olarak dünya iyidir ve övülmeye layıktır denilemeyeceği gibi, mutlak olarak dünya kötüdür ve yerilmeye şayandır da denilemez. Fakat dünyanın farklı yönleri vardır ki, bu yönlerden bazıları övülmeye layık iken; diğer bazıları da yerilmeye şayandır. Genel olarak şunu söyleyebiliriz ki: Eğer [...]

DÜNYEVİLEŞME VE DÜNYEVİLEŞMEYE GÖTÜREN SEBEPLER

1. Ümmetin Hastalığı: Dünyevîleşme
Hamd, hangimizin daha güzel amel işleyeceğini sınamak üzere dünyayı bir imtihan alanı kılan Allah’u Teâla’ya, salatuselâm’da,“dünyadan sakının” ve “dünya müminin zindanıdır”şeklindeki ikazlarıyla müminleri irşad eden Rasulullah aleyhisselâm’ın üzerine olsun.
Dünyevileşme; Kimilerine göre: “Dinin toplumsal hayat ve bireysel bilinçten iradî veya gayri iradî olarak tecrit edilmesidir.” Kimilerine göre ise de; Toplumun dinden uzaklaşması, inanç ve eylemlerin ilâhî hedefler yerine dünyevî hedeflere yönelmesi olarak da tarif edilmektedir.
Dünyevileşme, dini meselelerin gündelik hayattan uzaklaştırılıp öneminin azaltılması, kişinin kendisini dünyanın cazibesine kaptırıp onun esiri olması manasını taşır.
Diğer bir ifade ile dinin, gündelik hayattaki tesirini ve yerini azaltma, sınırlama, yaşadığı hayat tarzına dini müdahale ettirmeme anlamına da gelir. İnsanın ilgisini ve dikkatini yalnız ve yalnız dünyaya çevirmesi, zevk ve sefaya düşkünlük, rahatın peşinde koşmak da dünyevileşmenin belirtileridir.
Dünyevileşme, Sekülerleşme ve laikleşmenin başlangıç evresidir. Tedbir alınmadığı takdirde, daha ileri aşaması olan sekülerleşmeye ve daha da ileri aşaması olan laikleşmeye doğru [...]

GENÇLİĞİ NİMET BİLMEK

İnsan, yaratılış itibariyle ölümlü bir varlıktır. Kendisine bahşedilen hayat bir gün son bulacaktır. Öyleyse insana verilen en büyük nimet dünya hayatındaki ömrüdür. İnsanın yegâne sermayesi olan ömür, çeşitli aşamalardan oluşmaktadır. Rabbimizin müddet verdiği insan dünya hayatında; doğum, gençlik ve yaşlılık aşamalarından geçer. Bir ağacın yaprağı misali; tomurcuk açar, gelişir ve bir süre sonra mevsim kışa dönünce solar, tekrar toprağa düşer. İnsan da anne karnından mezara kadar böyle bir yol izler. Ve dünya hayatında yapılan ameller değerince ahiret yurdunda karşılık bulur. İnsanın hayatında iman nimetinin değerinin bilinip amellerin işleneceği en önemli zaman dilimi gençlik dönemidir.
Çocukluk ve yaşlılık çağları kişinin aklen ve bedenen zayıf olduğu çağlardır. Gençlik çağı ise insanoğlunun aklî, fizikî ve ruhî bakımdan en dinç ve enerjik olduğu çağdır. İhtiyarken yapmakta zorlanılan birçok şey bu çağda kolayca yapılır. Rabbimiz gençlik çağının kuvvet dönemi olduğuna şu ayetlerde dikkat çekmektedir: “…Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi [...]

TERBİYE NESLİ

Şüphesiz insan hayatının en verimli ve en değerli dönemi ‘Gençlik Dönemi’dir. Gençlik dönemi; heyecanın ve coşkunun en yüksekte olduğu bir dönemdir. Bu dönemde kişi, dinamik, enerjik ve çok hareketlidir. Gençlik döneminde,  kişide birçok değişimin meydana geldiği görülür. Bu değişimin etkileri hayatın her alanına sirayet eder. Tabi bahse konu ettiğimiz değişim, olumlu ya da olumsuz yönden olabilir; bu kişinin kendi elindedir.
Ebedi hayatın varlığından haberdar olan genç, eğer ki sonsuz güç ve kudret sahibi Allah Teâlâ’nın emirlerini ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in nasihatlerini hayatının merkezine oturtursa yaşayacağı değişim elbette olumlu yönden olacaktır. Bu durumda hem kişi hem de toplum kazançlı çıkacaktır.
İslam’ın ilk dönemini dikkatlice incelediğimizde, genç kuşakların İslâm’ın mesajını yaşlılardan daha önce ve daha büyük bir arzu ve iştiyakla kabul ettiğini görmekteyiz. Bu nedenle ilk Müslümanların büyük çoğunluğunu gençlik kesimi oluşturmuştur. Gençlerin İslâm dinine rağbeti o kadar fazla olmuştur ki, hicret sırasında Ubeyde b. Haris gibi oldukça yaşlı [...]

GENÇLİĞİN İMANINI ÖZENTİ İLE ÇALDILAR

Kötü yolların ve ona özenti veren her şeyin yollarını kesebilen en iyi merci devlettir. Ancak şu anki devlet ve devletler bataklıkta boğazına kadar batmış insan konumunda olduklarından bunu indirgeyerek bu görevi İslami kurumlar, Müslüman topluluklar ve fertler olabildiğince çabalamalıdırlar.
Hayatı hercümerç olmuş, telef olmuş şuursuz ve bilinçsizce sarf edilmiş insan yığınının özellikle gençlik güruhunun özenti duydukları genellikle şu şıklardan biridir.
a-Avrupa-Amerika halkının yaşam biçimi, modası. Konuşmada, giyimde, müzikte, özenti.
b-Yurd dışı artist/şarkıcıların yaşam biçimi
c-Yurd içi artist/şarkıcıların yaşam biçimi
d-Sorumsuzca tüm İslami ve etik değerleri yıkarak yaşayan medyatik şahsiyetler gibi yaşama hırsı. Örneğin nikâhsız evlenme, yuva kurma, dost edinme, eroin kullanma, dikkat çekme adına her türlü dengesiz davranışa özenme.
ÖZENTİYİ TEŞVİK EDEN YOLLAR
1. TELEVİZYON KANALLARI;
a) Diziler; Çete kurmaya, adalet dağıtmaya, zulme, insanın aklına gelmeyecek biçimde adam öldürmeye, ihanete, yalancılığa, hayâsızca giyinmeye, karı-koca aldatmalarına, akraba arası sapıklıklara, güvensizliğe, fuhşa, dayılanmaya, kolay para kazanma yollarına hırsızlığa teşvik eden diziler [...]

İMTİHANIN BİR PARÇASI ÇOCUKLARIMIZ

1- Çocuklar Nimettir, Süstür, Emanettir.
Çocuklar Allah’ın anne babalara verdiği birer armağan, şükrü gerektiren bir nimet, fani dünyanın süsü, ailenin çimentosu, anne babanın göz bebeğidir. Anne babalar çocuklarıyla huzur bulur, onlarla neşelenir, hayat adeta onlarla güzelleşir. Bir baba seve seve çocuklarının istikbali için ter dökerek çalışırken, bir anne de evladını dünyaya getirirken çektiği acıları önemsemeden o halde bile çocuğunun sağlığını düşünür. Evlatlarına ömürleri boyunca fedakârlıklar yaparak karşılığını alıp alamayacaklarını bilmeden tereddütsüz bakarlar, koruyup kollarlar. Çünkü bu fıtratlarında vardır. Eğer fıtratları bozulmadıysa çocuk onlar için kendi canlarından daha değerli, Allah’ın onlara bahşettiği bir lütuftur.
Çocuklar nimet olmasına nimettir ama onlara tapulu malımız gözüyle değil bir gün bizden geri alınacak olan ve alınacağı güne kadar gözetmemiz, layık oldukları yere koymamız gereken bir emanettir. Onlar bizim tek amacımız değil bizi asıl hedef olan cennete götüren, bu amaca giderken faydalanıp mutlu olduğumuz güzel bir araçtır. Gelin gözümüzün nuru olan, kendileri için “dünyayı yakarım” [...]