İSLAM DAVETÇİSİNİN VASIFLARI

İslam’a davet Allahu Teâlâ’nın her Müslümana gücü nispetinde yüklemiş olduğu bir görevdir. Allah’ın emrettiklerini yaparak ve yasak ettiği günahlardan kaçarak kendimizi ve yakınlarımızı cehennem ateşinden korumaya gayret etmemiz gerektiği gibi, aynı şekilde diğer insanların da cehennem ateşinden korunmaları için gücümüz yettiği ölçüde onları da hakka çağırıp batıldan sakındırmaya gayret göstermeliyiz. Çünkü Rabbimiz yüce kitabında: “Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Âl-i İmrân, 3/104) “Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder ve kötülükten meneder ve Allah’a inanırsınız.” (Âl-i İmrân, 3/110) buyurarak hakka davetin bir görev olduğunu ifade etmektedir. Hakka davet son derece önemli bir iş olup davetçinin sahip olması gereken bazı özellikler bulunmaktadır. Davetçilerin dikkat etmesi gereken hususları şöyle sıralayabiliriz:
1- İhlas sahibi olmalı
“Onlara sadece şu emredilmişti: Bâtıl dinlerini bırakarak ihlaslı bir şekilde Allah’a yönelip ona itaat etsinler, namazı kılsınlar, zekâtı versinler. İşte doğru din [...]
  • buhara
    Permalink Gallery

    EDEP, İLİM VE İFFET AYNASINDA BİR PORTRE: İMAM BUHARİ -1

EDEP, İLİM VE İFFET AYNASINDA BİR PORTRE: İMAM BUHARİ -1

Büyük insanların kaderi gibidir eleştirilmek, kınanmak ve ayıplanmak. İnsanlığın rehberleri peygamberlerden biliyoruz bunu. Ortaya koyduğunuz maddi-manevi eserin etkisi ve büyüklüğüne göre değişmektedir bu eleştiri, ayıplama, tahkir ve tezyiflerin boyutu. Hele de muhatabın zülf-i yârına dokunmuşsanız canınıza bile kastedenler olabilmektedir. “Hatırla ki, kâfirler seni tutup bağlamaları veya öldürmeleri yahut seni (yurdundan) çıkarmaları için sana tuzak kuruyorlardı.” (Enfal; 30)
Allah celle celâluhu’nun ilahi buyruklarını insanlara ulaştırmak ve insanlara bu konuda en güzel örneği sergilemekle mükellef olan peygamberler dahi bu durumdan kurtulamamışsa, onların dışındaki insanlar muhakkak eleştirilecek, ayıplanacak ve kınanacaktır. Kaldı ki, peygamberler ismet sıfatına da sahiptirler.
Allah celle celâluhu’nun insanlığa gönderdiği son nebisi de, hayatında müşriklerin çeşitli söz ve lakırtılarına muhatap olmuş, vefat ettikten sonra da çeşitli gerekçelerle kendisini hedef alanlar olagelmiş ve meseleyi beyan sadedinde eserler de kaleme alınmıştır. Aynı şekilde dinin bize ulaşmasında kilit rol oynayan sahabiler çeşitli grup ve şahıslarca tenkit edilmiş ve eleştirilmişler, yine alimlerimiz bu [...]

İMANIN LEZZETİ

Her geçen gün yaşadığımız modern (!) dünyada kalplerimizde bulunan bazı güzel hasletler bizlerden uzaklaşmaya, dönem dönem zayıflamaya hatta unutulmaya yüz tutuyor.
Bu nokta itibarı ile peygamberimizin bizlere etmiş olduğu şu nasihatları bir kez daha hatırlayalım ve kendimize çeki düzen verelim.
Enes (r.a)’dan rivayet edilmiştir ki;
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur;
Şu üç haslet kimde bulunursa imanın tadını almıştır:
Allah ve Resulünü o ikisinden başka her şeyden çok sevmek,
Sevdiğini yalnızca Allah için sevmek,
Ateşe girmeyi çirkin (tehlikeli) gördüğü gibi, iman ettikten sonrada küfre dönmeyi çirkin (tehlikeli) görmek.  (Buhari)
VARLIK AMACIMIZ ALLAH’I SEVMEK VE SEVDİRMEKTİR
İmanın tadını almak, Allah ve Rasulünü o ikisinden başka her şeyden çok sevmekle mümkündür:
Sevmek; Allah ve Rasulünü Sevmek;
Gönlünü vermek, yakınlaşmak, uzak kalmamaya çalışmak, yakınlaşabilmek için her daim vesilelere sarılmak. Biraz uzak kaldığında özlemek, tüm zorluklara rağmen ümitvar olabilmek, güzel bir davranışın, yaşantının, hissin neticesinde seviliyor olmayı canı gönülden umabilmektir, sevmek.

İhlâs ve Samimiyet

قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

“De ki: “Benim namazım, (bütün) ibadetlerim, hayatım ve ölümüm (yalnızca) bütün alemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (En’âm sûresi, 6/162)
Kendisinden başka hiçbir ilahın olmadığı yüce Allah’a (c.c.) hamd, kendisinden sonra hiçbir peygamber gelmeyecek olan Hz. Muhammed’e salat ve selam olsun.
Bu âyeti kerime her ne kadar Peygamber Efendimizi muhatap almışsa da âyetin kapsadığı mana biz Müslümanları da bağlamaktadır ve bizlere çok önemli olan şu dört hususu hatırlatıp önemine dikkat çekmektedir.
1. Namazı Sadece Allah Rızası İçin Kılmak
İnsanlar görsün diye ya da alışkanlık haline getirildiği için değil de, sadece ve sadece Allah’ın rızası için, şuurlu, bilinçli, huşulu ve okunan ayetlerin manasını düşünerek kılmak. Nitekim bunun zıddı olan, gösteriş için kılınan namazı, Allah-u Teâlâ Münafıkların amellerinden olduğunu Maûn sûresinde haber vererek ne kadar tehlikeli bir durum olduğundan bahsetmektedir: “Yazıklar olsun o namaz kılanların haline, onlar ki kıldıkları namazdan habersizdirler, onlar gösteriş [...]

Sosyal Medya “Sizsiniz” ya da Sosyal Medyasızsınız

Sosyal Medyanın Arap Baharı’ndaki Rolü, Sosyal Medyanın Zararları ve Olması Gerekenler
21.yüzyılda devrimler televizyon veya radyodan duyrulmaya gerek kalmadan önce tweetlenecek, bloglanacak, Facebook’ta paylaşılacak  ya da YouTube’da yayınlanacaktır. En son yaşanan devrimler için yapılan bilimsel bir araştırmada 3 milyondan fazla tweet, binlerce blog gönderisi ve yüzlerce gigabytelık YouTube videosu incelendi. Neticesinde ortaya çıkan sonuca göre ise sosyal medya Arap Baharı’ndaki siyasi tartışmaların şekillenmesinde oldukça merkezi bir rol oynadı. Büyük olaylar öncesinde sık sık devrim hakkındaki online konuşmalar ve uluslararası sınırların ötesinden protestolara ilham veren hikayeler sosyal medya üzerinden taşınmıştır.
Özellikle Tunus ve Mısır odaklı olan bu araştırmada Facebook, Twitter ve YouTube’dan toplanan verilerden oluşan eşsiz bir veritabanı oluşturuldu. Araştırma için ayrıca Mısır’daki siyasi web siteleri, Tunus’un tüm blog küresinde gerçekleşen politik diyaloglar ve devrimler esnasında yollanan ve anahtar kelimelerine göre filtrelenmiş 3 milyondan fazla tweet değerlendirmeye alınmıştır. Ortaya çıkan sonuçlar Arap Baharı’nda sosyal medyanın kritik rolünü ilk kez [...]

Allah İçin Sevmek ve Buğzetmek

“Sizin dostunuz (veliniz) ancak Allah’tır, Rasûlüdür, iman edenlerdir; onlar ki Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılarlar, zekatı verirler. Kim Allah’ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah’ın tarafını tutanlardır.” (Maide;55-56)
Ehl-i Sünnete Göre Vela ve Bera *
Velâ ve Berâ sevgi ve buğzetme esasına dayanmaktadır ve bu esas değişmezdir. Ehli Sünnet vel-Cemaat nazarında insanlar, sevgi ve buğz konusunda üç sınıftırlar;
1- Her yönüyle ve her bakımdan sevilecek olanlar: Bunlar Allah’a ve Rasûlüne iman edenler, İslâm’ın tüm görevlerini eksiksiz olarak yerine getirenlerdir. Aynı zamanda İslam’ın tüm esas ve prensiplerini hem ilim bakımından, hem amel yönünden ve hem de itikad açısından yerine getirenlerdir. Amellerini, fiillerini ve sözlerini Allah için samimi ve ihlaslı  olarak ortaya koyanlardır. Bunlar Allah’ın emrettiği tüm emirlere boyun eğerler ve tüm yasaklardan da uzak dururlar. Evet, Allah ve Rasûlü neyi emretmişlerse onu yaparlar, neleri de nehyetmişlerse ondan uzak dururlar. Bunlar, Allah [...]