NEFİS MÜCADELESİ

Mümin bir kulun üzerine vacip olan ilk görev nefsini Allah’ı ve Rasulunü inkar etmekten temizlemektir. İnsan kendini Allah’ı inkara götürebilecek, peygamberi kabul etmemeye sebep verebilecek her türlü etkenden uzak tutmakla yükümlüdür. İçinde küfür olan bir nefse hiçbir amel fayda vermez. Kalbi tevhid çizgisi üzerinde tutmaya çalışan bir kulun ikinci görevi nefsini haramlardan korumaktır. Onu harama götürecek, yaklaştıracak her türlü fiil ve ortamdan uzak durmalıdır. İmandan sonra en büyük gayesi kendi nefsine ve insanlığın nefsine Allah’ın kendisine çizmiş olduğu helal daire içerisinde yaşayabileceği bir alan açma mücadelesidir. Onu mümin kılan, Rabbine olan katışıksız imanı ve Rabbinin çizdiği sınırda yaşama mücadelesidir.
Kulun haramlardan kurtulup helal olana yaklaşması, her türlü hastalıktan temizlenmesidir. Kalbe zarar veren, imanı zedeleyen hastalıktan temizlenmek helallerle şifa bulmaktır. Haramlardan sonra bidat olan inanç ve düşüncelerden nefsini temizler. Sapık fırkaların inançlarından ve ehl-i sünnet inancına ters düşen her türlü düşünce ve amellerden Allah’a sığınır.
Yaşadığımız toplumda din üzerinde oynanmaya [...]

KALP AMELLERİ

Kalplere hâkim olan ve onları dilediği gibi evirip çeviren Allah’a hamd eder, bize olan sınırsız nimetlerinden dolayı kendisine şükrederiz. İhlası, sabrı, şükrü, tevekkülü, tefekkürü, muhabbetullahı, nefis muhasebesini, takvayı, korku ve ümidi, vera ve berayı en iyi şekilde tarif edip bunların en mükemmel uygulayıcısı olan Muhammed aleyhisselatuvesselâm efendimize salâtu selâm ederiz.
Kalbin amelleri kulun Allahu Teâla’ya yaklaşabilmesinin en büyük yollarındandır. Bu ameller bir Müslümanın her zaman yapmakla mükellef olduğu en önemli görevlerdendir. Aynı zamanda bu ameller imanın şubelerinin en belirgin olanlarındandır. Diğer amellerin sıhhati, kalbi amellerin sıhhatine bağlıdır. Eğer kalbin ameli yok olursa iman da yok olmaya mahkûmdur. Nitekim İzz b. Abdusselâm şöyle demektedir: “Bedenlerin ıslahı kalplerin ıslahına bağlıdır. Aynı şekilde bedenlerin fesada uğraması da kalplerin fesada uğraması sebebiyledir. Bundan dolayı da Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurmaktadır. “Haberiniz olsun, bedende bir et parçası vardır ki, eğer o ıslah olursa, bedenin tamamı ıslah olur; Eğer o bozulursa, bedenin [...]

  • Mahmut-Varhan
    Permalink Gallery

    İNSANIN MİHVERİ OLAN KALBİN İMARI VE ISLAHI ANCAK İMAN İLE MÜMKÜNDÜR

İNSANIN MİHVERİ OLAN KALBİN İMARI VE ISLAHI ANCAK İMAN İLE MÜMKÜNDÜR

Kullarından dilediği kimseleri hidayete erdiren, dilediği kimseleri de dalâlete sevkeden ve bizlere hidayeti bahşeden Allahu Teâlâ’ya hamd ederiz. Kalpleri hidayet üzerinde sabit kalan peygamberlere, sıddıklara, şehidlere ve salihlere salât ve selâm olsun.
● Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: “Âgah olun ki bedende bir et parçası vardır; o salih olup düzeldiği zaman, bütün beden salih olup düzelir; o fesada uğrayıp bozulduğu zaman da bütün beden fasid olup bozulur. Âgah olun ki, o kalptir.”(1)
İbni Receb el-Hanbeli bu hadisi şöyle şerhetmektedir: “Bu hadis işaret etmektedir ki kulun âzalarının hareketlerinin salâhı/doğru olması ve kulun haramlardan ve şüpheli şeylerden sakınabilmesi ancak kalbinin hareketinin salâhı ve doğruluğu nisbetinde meydana gelir.
Şayet kulun kalbi selim olup, içinde sadece Allah’ın muhabbeti, Allah’ın sevdiği şeylerin muhabbeti, Allah’tan korkmak ve O’nun kerih gördüğü şeylere düşmekten çekinmek yer etmişse; kulun bütün âzalarının hareketleri de salih ve doğru olacaktır. Eğer kulun kalbi fasid olup, hevâsına tâbi olmak [...]

KALP HASTALIKLARI

İnsan bedeni ve ruhu olan bir varlıktır. Bedeninin hayattaki işlevi kadar ruhun da azımsanamayacak kadar önemi vardır. Ruhun en önemli merkezi kalptir. Kur’an’da ve hadislerde kalbin birçok işlevinden bahsedilmiştir. Kuran’da geçen kalp terimi, insanı diğer varlıklardan ayıran, insanı insan yapan bilme yetisiyle ifade edilir. Kalbin anlamasından, akletmesinden bahsedilmektedir. Kalbin bir özelliği de değişken olmasıdır. “Ey kalpleri değiştiren, evirip çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzerine sabit kıl”(1) şeklinde Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in dilinden dökülen dua bunu göstermektedir. Kalp duygu, düşünce ve inanç bakımından çok çeşitli şekiller almaya ve renklere girmeye elverişlidir. İmanın, takvanın, samimiyetin yeri kalp olabileceği gibi, kalplerin mühürlenmesi ve kör olması da mümkündür.
Vücudun hasta olması, sağlıklı ve iyi olmasının zıttıdır. Hastalık kişinin normal hareketlerini bozar. Böylece vücut ağrı ve acıyla günlük işlerini yapamaz hale gelebilir. Ne var ki, insan bedeni rahatsızlandığında bir doktora ya da bir anlayana danışır. Hastalığının şifası için bir arayışa girişir. Sonuç olarak belli [...]

MANEVİYATIMIZIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER NELERDİR?

Değerli okuyucu kardeşim! Kıssadan hisseyi okuduktan sonra yazımıza devam edelim.
Bizler de hayatımız boyunca içimizde bu kavgaları yaşıyoruz. Ancak maalesef bir çoğumuz siyah köpeği besliyor ve bundan dolayı da manevi yaşantımızda buhran içindeyiz, açız, lezzet almıyor veya alamıyoruz .
Bu engelleri oluşturan faktörlerden bazıları şunlardır.

1- Kirli Kalp
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmaktadır ki;
“Kul bir günah işlediği zaman kalbine siyah bir nokta vurulur. Şayet o günahı terk edip tevbeye yönelirse, kalbi cilâlanır. Böyle yapmaz da tekrar günahlara dönerse, siyah noktalar artırılır ve neticede bütün kalbini kaplar. Allahu Teâlâ’nın şu buyruğu gibi kalbi pas tutar;
“Hayır, doğrusu onların işleyip kazandıkları (kötü) ameller sebebiyle, kalplerinin üzeri pas tutmuştur.”(Mutaffifin; 14)
(İbni Mace, Zühd; 29)
Ne yazık ki işlediğimiz günahlar kalbimizi lekelemiş ve dönem dönem paslar olmuştur.
Allah kalplerimizi paklaştırsın.

2- Aslında bir hastalık olan tembellik (bilip yapmamak, çaba sarfetmemek)
Rasulullah’ın arkadaşları olan sahabiler şöyle derler; O bize şöyle dua etmemizi emrederdi: “Allah’ım! Acizlikten, tembellikten, [...]

NEBEVÎ HAREKETİN LOKOMOTİFİ ÖNCÜ GENÇLİK

Gençler, bir toplumun geleceğidir. Her toplum, kendi geleceğini garanti altına alacak, kendi değerlerini yükseltip, geliştirecek fertler yetiştirmeyi hedef edinir. Yeni yetişen nesiller ruh ve bedence sağlıklı, güçlü ve dinamik bir kişilik geliştirdikleri ölçüde toplum da güç ve kuvvet kazanacaktır. Ayrıca, gençlerin eğitimine ve öğretimine çağın gelişen şartlarını da göz önünde bulundurarak önem veren milletler, daima yükselmişler ve dünyada söz sahibi olmuşlardır. Gençlik, kişinin enerji dolu ve hareketli olduğu en dinamik çağdır. Genç insan sahip olduğu enerjiyi harcayabilmek için daha çok harekete ihtiyaç duyar. Bu itibarla o, birçok meseleyi çözebilecek heyecan, dinamizm ve fiziksel beceriye de sahiptir; kendisine fırsat verildiğinde çok önemli başarılara imza atabilecek yeteneğe sahip bulunmaktadır. Ciddi görevleri yerine getirebilecek kabiliyet, genç insanda daima mevcuttur. Esas olan, gençteki bu kabiliyeti keşfedip, onu geliştirmek, bunun için de ona görevler vererek sorumluluk bilincini kazandırmaktır. Asr-ı Saadet’te Peygamberimizin, gençliğin bu tür özelliklerini azami ölçüde dikkate alarak değerlendirdiği, açık bir biçimde görülmektedir. [...]