• ali
    Permalink Gallery

    Ümmeti İfsad Önderleri ve Peygamber Mirasını Talan Edenler

Ümmeti İfsad Önderleri ve Peygamber Mirasını Talan Edenler

Karanlıkta yol bulması zordur insanın, aydınlık ve ışık gereklidir menzile ulaşmak için. Alametsiz, işaretsiz, pusulasız yön bulamaz aciz insanoğlu. Rotasız hedefe varamaz teyyareler, gemiler. Rehber, kılavuz gerekir yol-yordam bilmeyene. Sağ-salim varmak için hedefe, dikkat etmelidir yoldaki işaretlere. Görünen, gözlemlenen, hissedilen şühûd alemi için herkes tarafından rahatlıkla kabul edilebilecek hususlardır bunlar. Gayr-ı meşhûd olan, gayb olan, görülemeyen manevi alemde de rehbere muhtaçtır insanoğlu. Gözüyle gördüğü yolda kılavuz olmadan hedefe varamayan biçare insanoğlu, kılavuzu olmadan merhalelerinden, duraklarından, virajlarından tamamen habersiz olduğu manevi alemlerde nasıl yol alabilir ki? Nasıl maksadına, hedefine ulaşabilir ki yol, yöntem bilmeden? Selamet yolunda ilerlediğini zannederken, şekavet gayyasına düşmeyeceğinden nasıl emin olabilir ki yoldaki işaretlerin manasını bilmeden? Mürebbi gerek, mürşid gerek, yol gösterici gerek, yoldaki işaretleri öğreten gerek insanoğluna.
Peygamberlik vazifesini hangi kuluna vereceğini en iyi bilen alemlerin Rabbi’nin, peygamberleri göndermekten muradı da bu olsa gerek. Şaşkınlık, hayret, çaresizlik, ızdırap içersinde şuursuzca hareket eden, ezelde kendisine düşmanlığını izhar [...]

DAVET; ATANANLARIN DEĞİL ADANANLARIN YOLU

Hayat baştan sona bir adanış sürecidir. İnancı ve yaşam tarzı ne olursa olsun her insanın hayatı bir adanış öyküsüdür aslında. Her insanın bağlandığı bir anlayış, üzerinde bulunduğu bir yol vardır. Her hayatın bir yönü, bir çizgisi vardır. Kimi insan vardır hayatını nefsanî arzularının tatminine adamıştır. Yaşamının merkezine taraftarı olduğu futbol takımını, tuttuğu partiyi, hobilerini, zengin olmayı hasredenler… hep bir adanışın öyküsünü yazmaktadır. Oysa adanışların en güzeli, Âlemlerin Rabbi’ne adanmaktır. Malın, canın, mesainin Allah yoluna hasredilmesi adanış ve adayışların en hayırlısıdır. Rabbimizin “De ki: Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (En’am 6/162) ayeti kerimesi bunu ne kadar güzel ifade etmektedir.
İnsan ya hayatını yüce Allah’a adayacak, ya da çeşitli aldanışların kurbanı olacaktır. İnsanın önünde şu iki seçenek vardır: Ya Allah’a adanmak, ya da aldatıcılara aldanmak.
Adayış ve adanış denince akla ilk gelenler, hidayet önderleri peygamberler olur. İbrahim aleyhisselam’ın oğlu İsmail’i adayışı, Yahya aleyhisselam’ın [...]

DAVETÇİ’NİN YOL AZIĞI-1

“İnsanları Allah’a davet edip salih amel işleyen ve: ‘Ben Müslümanlardanım’ diyen kimseden daha güzel sözlü kimdir?” (Fussilet, 33) buyurarak İslam’a davet edenleri yücelten ve: “İçinizden hayra davet eden, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. Kurtuluşa erenler, işte onlardır.” (Âl-i İmrân, 104) “Siz, insanlar için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğe mani olursunuz. Ve Allah’a iman edersiniz.” (Âl-i İmrân, 110) buyurarak cemâat halinde emr’i bi’l-ma’ruf ve nehyi ani’l-münker vazifesinin ifâ edilmesini talep eden ve bu sorumluluğu yerine getiren tâifeyi, felâha kavuşmak ve hayırlı olmakla niteleyen yüce Mevlâ’ya hamd ederiz. “…Allah’a yemin olsun ki, Allah-u Teâlâ’nın senin vesilenle tek bir kişiyi hidayete erdirmesi, senin için kızıl tüylü develerden daha hayırlıdır”(1) buyuran Peygamber efendimize, onun âline, ashabına ve kıyamete kadar onun yolunda yürüyen, davasını sürdürenlere salât ve selam olsun.
Pek aziz ve değerli kardeşlerim!
Âlemlerin Rabbi olan yüce Mevlâ’nın şahitliği ile çok yüce olan, Kur’an-ı Kerim ve sünnet’i [...]

DAVET YOLUNDA DÖKÜLME SEBEPLERİ

Hamd bu ümmeti hayra davetçiler kılan ve toplumun ıslahı ile onları vazifelendiren Allah’a, salat ve selâm ise âlimleri bu davet görevini kendisinden sonra yerine getirmekle vazifelendirdiğini haber veren davetçilerin önderi, rehberi ve bütün ümmetlerin şahitliğini yapacak olan Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’ e, Allah’ın mağfireti ve rızası da bu kutlu yola kendini adamış, daveti uğruna her türlü sıkıntılara göğüs geren fedakâr ve yiğit davet erlerinin üzerine olsun.
“Yavrucuğum! Namazı kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelenlere sabret. Doğrusu bunlar, azmedilmeye değer işlerdir.”(1) ayetinde Lokman aleyhisselam’ın oğluna yaptığı nasihatinde de izaha kavuştuğu gibi Allah’a çağıran davetçilerin bu yolda başlarına bazı musibetler gelebilir. Bu musibetler bazı dava erlerini bu yoldan koparırken bazılarının ise derece ve mertebelerini arttırırlar. Biz burada davetçileri bu yoldan alıkoyan sebepleri özetle beyan etmeye, bu hususlara karşı uyanık olmaya ve bu zikredilecek meselelere karşı önlem almaya fayda verecek hususları beyan edeceğiz.
Davetçilerin bu önemli ve zor yolda [...]

  • İsmail
    Permalink Gallery

    REDDEDİLEN FİKİRLERİMİZ Mİ, USUL(SÜZLÜĞ)ÜMÜZ MÜ?

REDDEDİLEN FİKİRLERİMİZ Mİ, USUL(SÜZLÜĞ)ÜMÜZ MÜ?

“Vusülsüzlük, usulsüzlüktendir.” Kaidesi/kuralı aslında paylaşmak istediğim yazının yerine yeterli gelecektir. Ancak konunun önemine binaen bu sözü biraz açıp, belli başlıklar altında incelememizin faydalı olacağına inanıyorum.
Vusulsüzlük, usulsüzlüktendir; yani hedefe varamamak, yönteme riayet etmemektendir. Bu kaide/kural maddi-manevi, fizik-metafizik bütün alanlarda geçerlidir. Bizim bu sözde mercek altına alacağımız kısım “İslami Davet” kısmıdır.
“İslam’ı kabul edenleri incelediğimiz zaman bunların iki ana grubu teşkil ettiğini görürüz;
Allah’a ve İslam’a samimiyetle bağlı Müslümanların örnek yaşayışlarından etkilenerek Müslüman olanlar,
Hür düşünce ve tarafsız bir araştırmayla İslam’ın hakikatini anlayarak diğer dinlerin butlanından (geçersizliğinden) İslam’a sığınanlar.
Şüphesiz birinci grup, ikinciden kat kat fazladır. Müslümanlar ve davetçiler, bilmelidirler ki şayet kendileri yaşayışlarını İslam’a uydurarak güzel bir örnek halinde İslam’ı sunabilseler Avrupa’sıyla, Amerika’sıyla bütün bir cihan kapıları sonuna kadar İslam’a açacaktır.”(1)
Önde gelen davetçiler için denildiği gibi onlar,
“Okuyup, değişip, değiştirdiler.” Biz bu yazımız da ilk iki aşamanın gerçekleştiğini varsayıp, 3. aşamanın (değiştirme) gerçekleşmesi ile alakalı olarak inceleme yapacağız. [...]

DÜŞENİ BIRAKIP GİTMEK ZORUNDAYIZ

Bir seher vakti çiçeğin yaprağından damla damla dökülen cennet kokulu sahabeleri, davasına gönül vermiş Allah erlerini düşününce bu sözü daha iyi anladım. Onlar Allah’a davet etmede azimli, her fasılda O’ndan bahsetmede gayretlilerdi. İslam’ı yaşama ve yaşatma Onların hayatlarında ekmek-su gibi bir hal almıştı. Şahsiyetleri yerde, gönülleri Allah’a doğru yol almış, hedeflerini cennet olarak belirlemişlerdi. Onlar Rasulullah’ın bıraktığı dava, titreşim kuvvetini yavaş yavaş kaybetmeye yüz tutunca ümmetin önüne geçerek kendisiyle yönlerin bulunduğu kutup yıldızı olmuşlardı. Onlar İslam yolunda düşene nasihat eder, kardeşliği gösterir, ‘fakat düşenle de düşmezlerdi.’ Böyle şâheserleri anarak İslam yolunda yavaş yavaş ilerleriz, yürürüz amma içimize bir zâfiyet, içimize bir âcizlik düşer. Evvela davadan ‘dökülmemek, düşmemek’ için Rabbimize dua eder, sonra da bırakılan yorgun izleri takip etmeye başlarız.
İlk duyulduğunda herkesi kızdıran bu sözümüzde aslında bir hilâf yoktur. Canını dişine takarak davasında ilerleyen bir Müslüman yola beraber çıktığı kişilerin döküldüğünü görünce asla şaşırmamalı ve önüne [...]