TARTIŞMALAR ARASINDA TERKEDİLEN CİHAD FARİZASI

Âlemlerin Rabbi olan Allah Teâlâ’ya hamd olsun. Mücâhidlerin rehberi olan son peygamber Hz. Muhammed Mustafa’ya, Allah yolunda cihad ederek onun getirdiği dini yücelten ve âfaka neşreden onun âline, ashabına ve bu mübarek yolda onların izinden giden tüm mü’minlere salât ve Selâm olsun.
Bilinmelidir ki; Müslümanların izzetli oldukları dönemlerde iman edenlerin imanlarını arttıran, onların kalplerini coşturan ve ruhlarının gıdası olan, iki kişi arasında bile asla tartışma konusu yapılmayan, hakkında tartışanların nifâk damgası yemelerine sebep olan ve samimi mü’minlerle yalancı münafıkları birbirinden ayırma özelliği bulunan Allah yolunda cihad etme farizası; İslam ümmetinin mahkûm ve mağlup olduğu, müslüman toplumların zillet bataklığında boğulmak üzere olduğu şu 20. ve 21. yüzyıllarda en fazla tartışma ve münakaşa mevzusu yapılmıştır. Cihad farizasının tarihsel olduğunu ve zaman tarafından neshedildiğini iddia edenlerden tutun da cihadı sadece “kalemle cihad”, “nefisle cihad” gibi bazı türleri ile sınırlı kabul edenlere kadar çok çeşitli açılardan bu mukaddes vazife itibarsızlaştırma operasyonlarına maruz kalmıştır. [...]

CİHADIN GAYESİ VE HEDEFİ

Cihad lügatte; insanın iyi şeylere nail olması veya kötülüklerin def’i için var gücüyle bütün tâkatini sarf etmesi manasına gelir.(1) Hanefi mezhebi imamlarından İbnu Humam, Fethul Kadir de(2) şu ibareyi zikreder:”Cihad: Kâfirleri, hak olan dine davet etmek ve kabul etmezlerse onlarla savaşmaktır.”
Kaşani ise Bedai isimli eserinde(3)  şöyle demiştir. Cihad: “Allah yolunda canla, malla, dille savaş yapmak suretiyle bütün gücün ve takatin sarf edilmesidir.”
Gayesi: Ahmed b. Hanbel’in rivayet ettiği bir hadiste Peygamber efendimiz “Kıyamet öncesinde hiçbir ortağı olmayan, tek olan Allah’a ibadet edilinceye kadar kılıçla gönderildim.”buyurarak cihadın gayesini özet fakat olabildiğince kapsamlı bir şekilde bizlere bildirmiştir.
İslam hür bir ortamda tebliğ edilebilmeli, bu dine girmek isteyenlere engel olunmamalı ve bu dini yaşamak isteyen her fert, serbestçe yaşayabilmeli, kimse dininden dolayı fitneye düşürülmemeli, ezaya maruz kalmamalıdır. İşte cihad, bu hürriyetleri sağlamak ve bu hususta ortaya çıkan engelleri aşmak içindir. Önündeki engeller kaldırıldığında, bütün insanlığın koşarak gireceği tek ilahi din, İslam [...]

CİHAD’IN KISIMLARI

Allah yolunda cihad etmeyi ancak hiçbir kınayıcının kınamasından endişe duymayan kimse yüklenebilir ve gereğini yapabilir. Kâfirler tüm güçleriyle bu cihada karşı yönelmişler, her bir kafir kendi özel çaba ve çalışmalarıyla bu cihadı önlemeye çalışmaktadır. Onların topluca harekete geçmeleri mücahitlerin çevresindeki insanları etkilemeye kadar varır. Yakın uzak ne gibi savunma araçları varsa hepsiyle çalışırlar. Babayı, hanımı, kardeşleri, akrabayı, komşuları, yakınları hemen hemen herkesi harekete geçirirler. Artık iş bir drama dönüşür.
Cihad Müslümanlara mali ve bedeni sorumluluklar yükler. Ancak dünya terazisi ve gözü ile bakanlar ve böyle değerlendirenler ise her bir dil ile mücahitlerin karşısında yer alırlar.
Bütün bunların önünde mücahid olmayan kimse bu durumlara dayanamayacak ve tutunamayıp o da teslim bayrağını çekecektir. Fakat tek bir kişi müstesna, o da her bakımdan özgürlüğünü ve şahsiyetini kazanmış, hiçbir kınayıcının kınamasından endişe duymayan hakiki mücahittir. Bu kimse Allah için ve Allah yolunda olma niyetiyle bu yola girmiştir.
Bu kimse Allah yolunda eliyle, diliyle [...]

GAZİLİK VE FAZİLETİ

Gazi kelimesi (çoğulu; guzât, guzzâ, guziy) sözlükte “hücum etmek, savaşmak, yağmalamak; din uğruna cihad etmek” manasına gelen gazanın (gazve) ism-i faili olup savaşta başarı kazanan kumandanlara, hatta hükümdarlara şeref unvanı olarak verilmiştir. Gazi kelimesi Kur’an’ı Kerim’de bir yerde çoğul olarak geçmekte(1), başka bir yerde de ima yoluyla şehidlikle birlikte zikredilerek övülmektedir; “De ki: Bize iki iyilikten –gazilik ve şehitlik- başka bir şeyi mi bekliyorsunuz?”(2). Ancak Kur’an’da bu anlamda daha çok mücahid kelimesi geçmektedir. Hadislerde ise gazinin ve çoğulu guzatın sıkça kullanıldığı görülmektedir. Bunların bir kısmında “el-gazi fi sebilillah” bir kısmında yalnızca gazi şeklinde yer almaktadır.  Hemen tamamında övülen gazilik mefhumun Allah yolunda savaşan kimseler için kullanıldığı anlaşılmaktadır. Hz. Peygamber’in şehitlik ve gaziliğin fazileti hakkındaki sözleri gaziliğin değerini arttırmış ve “ölürsem şehid, kalırsam gazi” düsturunun ortaya çıkmasına vesile olmuştur. İslam fütuhatında bu prensibin birinci derecede rolü vardır.(3)
Gazilik kavramından bahsedilirken aynı kökten gelen gazve kavramına da değinmekte fayda vardır. Hadis [...]

Bir Haykırış Sakın Cihadı Terketmeyin!

14 asır önce ‘Çöle inen nur’ böyle ferman buyurmuştu. Daha henüz cihadın tohum olarak saçıldığı, yavaş yavaş filizlenerek büyüdüğü bir zamandı. Cihad sahabenin kalbinde taht kurmuş, gözyaşlarıyla onu takip ediyorlardı. “Ben Allah’ın oklarından bir ok’um, nereye istersen beni fırlat’ diyen ashab-ı kiram vardı. Cihad yoluna çıkmak için boylarını parmak uçlarıyla yükselten, yara aldığında umursamayan, kolları deriden sallandığında ‘sen mi beni Allah yolunda cihadımdan engelleyeceksin’ diyerek çekip koparan izzet timsali bir nesil vardı. Dinimizin bekçiliğini yaparak yürüdüğümüz İslam yolunun kenarında sahabelerin yere düşmüş bedenleri, serpilmiş kanları, umutları, hedefleri  ‘cihadı bırakmayın’ haykırışları bulunmakta. Takip ederseniz kurtulursunuz ser levhası yol boyunca durmaktaydı.
Ey Kardeş! Bir topluluk idrak ettik ki onlar cihadla yoğrulmuşlardı. Hedefleri yüksekti. Büyük gayelerin büyük adamlarıydı onlar. Onlar bizden önce geldiler ve gittiler. Zaman onları bağrında sakladı, büyüttü ve yüceltti.
Onlardı; sayıları az ama hedefleri, programları yüce olan. Onlardı; iki imparatorluk devirip Romalıları köşeye sıkıştıran. Onlardı; Kimse yoksa, adanacak ruhlar [...]

ŞEHADET BİR ZAFERDİR

Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: “Şehidin Allah katında yedi özelliği vardır. Kanının ilk damlasıyla affedilir. Cennetteki yeri kendisine gösterilir. İman elbisesi giydirilir. Kabir azabından kurtulur. Büyük korkudan emin olur. Başına vakar tacı konur. Ondaki bir yakut taşı dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır. Hurilerden yetmiş iki hanımla evlendirilir. Akrabalarından yetmiş kişiye şefaat eder.”(1)
Zulüm, baskı ve dayatmalara boyun eğmeden i’layı kelimetullah için verilen hizmet ve mücadele sonucunda gelen ölüme, şerefli ölüm denir. Ancak i’layı kelimetullah için İslam düşmanlarıyla yapılan savaş sırasında, savaş meydanlarında veya İslam düşmanlarına karşı verilen mücadele sebebiyle kafirlerin ve zalimlerin zindanlarında işkence sonucunda gelen ölüm en şerefli ölümdür. Bunun adı Kur’an ve sünnet dilinde ŞEHADET’tir. Bu durumda hayatını kaybeden Müslüman şehittir.
Şehadet, ahirette büyük bir rütbe, büyük bir makamdır. Peygamberlik derecesinden sonra üçüncü sıradadır. Allahu Teâlâ’nın ayette buyurduğu gibi: “İşte onlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği peygamberler, sıddıklar, şehidler ve salihlerle beraberdirler. Onlar ne güzel arkadaştırlar.”(2)