Kur’an’ın Gölgesinde: Tefsir Dersleri

FATİHA SÛRESİ
Fatiha Sûresinin Fazileti
1- Ebu Said el-Mualla radıyallahu anh şöyle rivayet etmektedir: “Namaz kılıyordum. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem beni çağırdı. Fakat namazımı bitirinceye kadar cevap vermedim ve bitirince yanına gittim. Bana, ‘Yanıma gelmekten seni ne alıkoydu?’ diye sordu. ‘Namaz kılıyordum’ dedim. Bunun üzerine; ‘Allah Teâlâ: Ey iman edenler! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Rasulüne uyun, buyurmuyor mu?’ dedi. Ardından: ‘Mescid’den çıkmadan önce Kuran’daki en büyük sûreyi sana öğreteceğim.’ dedi ve elimi tuttu. Mescidden çıkacağı sırada: ‘Ya Rasulallah! Sana Kuran’daki en büyük sûreyi öğreteceğim demiştin’ dedim. Bunun üzerine şöyle buyurdu: ‘Evet. O, Elhamdulillâhi Rabbi’l âlemin’dir. O, tekrarlanan yedi ve bana verilen Yüce Kuran’dır.” buyurdu. (Buhari; 4474, 4703-Ahmed b.Hanbel; 3/211)
2- Ebu Hureyre radıyallahu anh, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem‘den şöyle rivayet etmiştir: “Kim namaz kılarda onda Ümmül Kuran’ı okumazsa, o namaz noksandır, tam değildir. Bunu üç defa tekrarladı. Bunun üzerine Ebu Hureyre’ye, ‘Biz imamın [...]

ZİKİR YAPMANIN FAZİLETİ VE FAYDALARI

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamdeder, O’nu her türlü noksanlık ve ayıptan tenzih ederiz. Zâkirlerin seyyidi olan Efendimiz’e, onun âline, ashabına ve kıyamete kadar onlara güzellikle tâbi olan mü’minlere salât ve selam olsun.
Şimdi; bizler ilk önce zikrin muhteva ve maksadından özetle bahsedecek, sonra da zikrin fazilet ve faydalarını maddeler halinde açıklayacağız. Gayret bizden, tevfik Allah Teâlâ’dandır.
Kapsayıcı manası ile zikir, Allah Teâlâ’yı hatırda tutmaya ve O’nu unutmamaya vesile olan hususların hepsini kapsar. Allah Teâlâ’yı O’nun esmâ ve sıfatını, emir ve yasaklarını, mükâfat ve mücazatını tezekkür ve bütün bu hususlarda insanın kendisine düşen vazifesi üzerinde tedebbür ve tefekkürde bulunması zikir çerçevesine dahildir. Bu anlamı ile zikir ifadesi, öncelikle Kur’an-ı Kerim ve sünnet’i seniyyeyi; zikir meclisleri de ilim meclislerini ve helal-haramın konuşulduğu meclisleri kapsar.
Zikir ifadesinin bir de özel bir anlamı vardır ki, mutlak olarak kullanıldığı zaman o anlamı ifade eder ve bizim de bu makalemizde faziletinden bahsedeceğimiz zikir, bu anlama [...]

KUR’AN VE SÜNNETTE DUA’NIN FAZİLETİ

Kulun acziyetini ifade eden dua Allahu Teâlâ’ya yakınlaşabilmek için yapılması gereken en önemli ibadetlerdendir. Müminlerin hayat rehberi olan Kur’an’ı Kerim duanın önemine birçok ayeti kerime ile değinmiş ve müminler duaya teşvik edilmişlerdir.
“Oysa en güzel isimler Allah’ındır. Bundan dolayı Allah’a onlarla dua edin…” A’raf: 180 Ve yine şöyle buyurulmuştur.
“Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin…” Araf: 55
Rasulullah aleyhisselam’ın hayatını incelediğimizde yaşamında duanın büyük bir yerinin olduğunu, hatta bazı zamanlarının büyük bölümünü duaya ayırdığını görürüz. Bazen Bedir’de olduğu gibi savaşın başlayacağı bir anda ordusunun başarısı ve zaferi için “Allah’ım, şu bir avuç Müslüman ölürse yeryüzünde sana ibadet edecek kimse kalmaz” diye dua ettiğini, bazen ise Taif dönüşünde olduğu gibi sıkıntı bir durum ile karşılaştığında “İlahi! Kuvvetimin zaafa uğradığını, çaresiz kaldığımı, halk nazarında hor görüldüğümü, ancak sana arz eder, sana şikâyet ederim. Ey merhametlilerin en merhametlisi! Herkesin zayıf görüp te dalına bindiği biçarelerin Rabbi sensin. İlahi! Huysuz ve yüzsüz [...]

Davetçinin Yol Azığı DUA & ZİKİR

Herhangi bir yolun yolcusu, yolculuğuna başlamadan önce hedeflediği gayesini gerçekleştirebilmek ve yolculuğunu sürdürmek için ihtiyaç duyacağı her şeyi hazırlaması gerekir. Aynı zamanda; yolculuğu boyunca karşılaşabileceği ve yolculuğunun kesintiye uğramasına ya da gayesi ile kendisi arasında mesafenin açılmasına en azından ertelenmesine sebep olabilecek durumları da göz önüne alması gerekir.
Davet yolu -ki bu yol, davetçi için her şey demektir- en çok önem verilmesi gereken yoldur. Davetçi bu yolda yürürken; kendisini sapmalardan duraklamalardan ve kaymalardan koruyan her türlü azığa muhtaçtır. Çünkü bunların sonucu olarak büyük hüsrana uğrayacağı gibi, büyük bir mükâfatı ve kurtuluşu da kaçırmış olacaktır.(1)
Büyük bir davayı yüklenebilmek ve davanın gerektirdiği fedakârlıkları yapabilmek için hazırlığa, donanım ve desteğe ihtiyaç vardır. İlahi hayat sisteminin nefislerde ve tüm yeryüzünde yerleşmesi uğrunda, canların, mal ve ürünlerin azalması, korku, açlık, şehadet, cihad ve cihadın zorluklarını göğüslemek, söz konusu fedakârlığın bir gereğidir.
Allah (Subhanehu ve Tealâ), davanın gerektirdiği zorlu çalışmayı elbette ki bilmektedir. Çünkü [...]

Selefin Salihinden Öğütler

Selefimiz dünyayı ahiretin tarlası olarak algıladılar. Dünyanın geçici zevk-u sefasına, nefislerinin arzularına asla uymadılar. Onların gayeleri nefislerini ıslah etmek, Rahman’ın kendilerinden razı olmasıydı. Onlar gecelerini kıyam, gündüzlerini sıyam (oruç) ile geçirirlerdi. Dua, zikir ve ibadet onların ruh gıdasıydı. İyi hurmanın, çürük hurmadan ayıklandığı gibi sözlerini seçerek konuşurlardı. Öyle ki her bir sözleri gönüllere huzur verirdi. İşte bunlardan biri (Muhaddis, Allame, Abit, Zahit gibi sıfatlarla tanınan) Ebu Osman, el-Hurasani, Ata bin Meysere’dir.
Ata bin Meysere’nin gönüllere huzur veren şu nasihatleri ne manidardır;
Doğrusu hırsla istediğiniz ileride bırakıp gideceğiniz dünyayı asla size tavsiye etmem.
Ben size ahiretiniz için gayret etmenizi tavsiye ederim, sizde kesin biliyorsunuz ki; mal, mülk ve şöhret sahibi olmak, falanın oğluyum demeniz sizi asla cehennemin azabından kurtarmaz. Ancak Allah, sizi kurtarır. Şüphesiz ki Allah, kimi cehennemden kurtarırsa felah bulmuştur. Allah kimi cehennemde bırakırsa doğrusu o en büyük hüsrana uğramıştır. Amel diyarı (dünya)’da karşılıkların verileceği ahiret diyarı için gayret [...]

ŞEYTANLARA KARŞI MÜ’MİNİN KALKANI

Değerli İslam kardeşlerim; Ahir zaman insanları olmamız hasebiyle öncü sahabe neslinden uzak, fitnelerin  ve fesatların egemen olduğu, dünyaya yaklaştıkça ahiretten  uzaklaşan bir toplumda yaşıyoruz. Öyle bir toplum ki ya İslamı yaşamayı tamamen terk etmiş ve sadece ismen Müslüman olduğunu söylüyor veya hayat nizamı olan bu yüce dini yani İslam’ı, Hristiyan ve Yahudilerin yaptıkları gibi cami ve mescidlere hapsetmiş; camide Müslüman sokakta demokrat, camide Allahın kitabını isteyen ama caminin dışında Allahın kitabının dışında her türlü gayri İslami kitapları ve anayasaları kendine düstur edinmiş bir toplum… Yaşadığımız toplum böyle bir anlayışa sahip olunca; Toplumdaki bozukluk ve ahlaki çöküntüler günden güne çoğalıyor ve sonuç olarak toplum İslam’dan bihaber bir topluma dönüşmüş oluyor. Durum böyle olunca İslam dinini  yaşamak ve düstur edinmek isteyen Müslümanlar, istedikleri şekilde dini yaşayamıyorlar  ve toplumdaki bozukluk ister istemez onların yaşayışlarına olumsuz bir şekilde etki ediyor.
Tıpkı pis ve kötü kokan bir yerde bulunan güzel kokulu bir kimseye o [...]