İNTERNET VE ÇOCUKLARIMIZ

İnternet, tarihi BBS (Telefon üzerinden kurulan bir çeşit bilgisayarlar arası iletişim şekli) ile başladı. Hızla geliştirilen bu proje şimdilerde ise dünyanın her coğrafyasını birbirine sıkıca bağlamış durumda. Her gün internet üzerinden milyarlarca posta gönderilmektedir. İnsanlar yakınlarıyla, arkadaşlarıyla hatta hiç tanımadıkları farklı coğrafyadaki insanlarla saniyeler içerisinde iletişim kurabilmektedir.
Bu görüşmeler yazı yazarak (chat), sesli olarak (voıce), görüntülü olarak (video konferans) gibi yöntemlerle yapılmaktadır.
Bunların yanı sıra internet üzerinde milyonlarca internet sitesi bulunmakta ve bu siteler muhtelif içerikler sağlamaktadır. Sağlanan milyonlarca içerik sayesinde, hangi konuyla alâkalı olursa olsun neredeyse aradığınız her türlü sanal materyale, arama yaparak kolayca ve saniyeler içerisinde ulaşabilmeniz mümkündür.
İnternetin günümüz dünyasına birçok iyi yönde etkileri olmuşsa da, kötü yönleri ile çeşitli suç sayılan unsurları ve insan yaşamını olumsuz etkileyebilecek olayları da beraberinde getirmiştir.
Onbinlerce bilgi, ilmî ve teknik paylaşım ve dayanışma sitelerinin yanı sıra, cinsel içerikli, pornografik, uyuşturucu, terör, gayri ahlaki ve ateizm gibi sapkın akımlar da [...]

AİLE İÇİ EĞİTİM

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا قُوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْلٖيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلٰئِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللّٰهَ مَا اَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُون
Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” (Tahrim, 66/6)

وَاَنْذِرْ عَشٖيرَتَكَ الْاَقْرَبٖينَ
(Önce) en yakın akrabanı uyar. (Şuara, 26/214)
“Hepiniz bir çobansınız ve her biriniz güttüklerinizden mesulsünüz. Devlet başkanı bir çobandır ve idare ettiklerinden sorumludur. Koca ev halkının sorumlusudur. Kadın, kocasının evinden ve çocuklarından sorumludur. Buna göre hepiniz bir çobansınız ve mahiyetinizdekilerden sorumlusunuz. (Buhari-Müslim)
Şüphesiz ki mümin kendi çoluk çocuğunu doğru yola sevk etmek ve ailesini eğitmek mecburiyetindedir. Nasıl ki kendisini doğru yola götürmek ve ıslah etmek zorunda ise ailesini de öylece ıslah etmek zorundadır. İslâm mümine, ailesi içerisinde bir takım mesuliyetler yükler. İslâm bir aile dinidir. Diğer ailelerin bir araya gelmesiyle [...]

Vakit Hayat’ tır. Hayat; Îmân ve cihattır

17 Ekim 1906’da Mısır’ın Mahmudiye kentinde doğan Hasan el-Benna dini ve ilmi yönden köklü bir aileye mensuptur. Babası hadis âlimi idi. Hadis konusunda bizzat kendisinin de yazdığı eserler vardır. İşte böyle ilmi bir yuvada büyüyen Benna ilim, takva ve zühd atmosferinde çok güzel yetişmiştir. Daha küçük yaşlarda üstün bir zekâya sahip olduğu gözleniyordu. Gece namazlarına ve pazartesi, perşembe günleri oruçlarına devam ediyordu. Küçük yaşlarında Kur’an-ı Kerim’i yarısına kadar ezberleyen Benna 15 yaşlarında hıfzını tamamladı.
Yüzünün hatlarında devamlı bir elem ve hüzün görünüyordu. Kalbinde Müslümanların dertlerine çareler arama aşkı vardı. Onun bu hali zaman zaman bazı kötülükleri bizzat kendi eliyle değiştirmeye götürüyordu.
Nafile ibadetlere devam etmesiyle ruhu enginleşmiş ve nefsi daha da, paklaşmıştı. Ayrıca daha talebelik yıllarındaki İslâmi çalışmalarından dolayı da genel kültürü oldukça gelişmişti. Okuduğu medrese de “kötülüklere karşı mücadele” adında bir teşkilat kurarak bazı önemli şahsiyetlere mektuplar gönderip, onlara nasihat etmeye ve onların dikkatlerini toplumdaki kötülüklere çekmeye çalışmıştı.

Ameli ve Ahlâki Tavsiyeler (1)

Hamd ancak Allah’a mahsustur. Ona hamd eder, ondan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin ve kötü amellerimizin şerrinden Allah’a sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse, onu saptıracak kimse yoktur. Kimi de saptıracak olursa, onu hidayete erdirecek yoktur. Şehadet ederim ki Allah’tan başka ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Ve şehadet ederim ki Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem onun kuludur, Resulüdür.
يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنْتُمْ مُسْلِمُونَ
“Ey iman edenler Allah’tan hakkıyla korkun. Ancak ve ancak Müslüman olarak ölün.” 1
İşte bu dosdoğru pak ve temiz olan dinin temsilcisi, insanlığın Allah’a kulluk örneği, adeta yıldızı, karanlık gecelerin aydınlatıcısı, mazlum ve mustazaf kesimin dostu yardım ve destekçisi, zalim ve tağutların karşısında hak ve adaletin çekilmiş kılıcı, karanlığı yırtarak parlayan şimşek, zulümatı boğarak kâinata adeta rahmet olan güneş, Rabbinin kendisine bakarak tebessüm ettiği, şeytanın ise haset, kin ve buğuz ile delilere dönerek arkasına bakmadan kaçtığı, meleklerin gıpta ettiği [...]

Davet Okulu

“De ki: İşte bu benim yolumdur. Ben bana uyanlar bir basiret üzere Allah’a davet ederiz. …” (12, Yusuf, 108)
“Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerin tâ kendileridir.” (Âli İmran-104)
Rabbimizin “hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun” emrine ancak donanımlı bir davetçi olduğumuz taktirde uyabilmemiz mümkün olacaktır. Günümüz İslam davetçileri kendilerini maddi ve manevi ilimlerle donatmalı ki hem kendilerine hem de çevrelerine ışık olabilsinler, çevrelerindeki insanları şirkin, günahın bataklığından kurtarıp İslam’ın nuruna ulaştırabilsinler. Bu da öncelikle sağlıklı bir “İslam Toplumu”nu oluşturmaktan geçmektedir. İslam Toplumu fertlerden oluştuğuna göre ferdin eğitim-öğretimi öncelenmeli, bunun için gerekli olan bütün plan ve programlar elden geldiğince detaylı bir şekilde hazırlanmalıdır.
Hocalarımızın “Usul olmadan, vusul olmaz” sözü, bize öncelikle hangi usulü takip etmemiz gerektiğini belirlemenin önemini ifade etmesi bakımından dikkat çekicidir. Günümüzde birçok eğitim programları düzenlenmekle beraber, insan yetiştirme ve liderlik eğitimi alanına gereken ilginin gösterildiği [...]

YOLLAR

Öncü olabilmek, başı çekebilmek her zaman için riski, zorlukları beraberinde taşır. En kolay şey hazırlanmış yoldan gitmektir, en zoru ise yolları yapabilmektir. Buna rağmen pek çok insan yoldan ayrılıp farklı mecralara gitmelerini hüner zannediyorlar. Yolun sonunu göremiyorlar velhasılı. Yolda seyir halinde olanlar da yolun sonunu göremiyorlar ama yolun sonunda kendilerini neyin beklediğini en azından tahmin ediyorlar.
Kimsenin yalpa yapmayacağı, kazaya uğramayacağı yollar inşa edenlerin, elleri öpülesi insanlar olduğunu unutmamalıyız. Bu yollara asfaltlar döküp bize kolay bir seyir sağlayanlara müteşekkiriz.
Bu yollar eskimeye yüz tuttu şimdilerde. Yol çalışması yapanlara az rastlar olduk. Yolsuz bırakılmamalı bu insanlar, bu nesil, bu ümmetin evlatları.
Sendeleyenler, kaza geçirenler, şarampole yuvarlananlar, benzini bitenler, hazırlıksız yola çıkanlar, istiab sınırından fazla yük yüklenenler…Herkes, hepimiz yollardayız. Kimimiz pür dikkat iken kimimiz aldırmıyor bile işaret levhalarına. Bu yol trafiğin kurallarına kızanlar, aldırış etmeyenler olduğu gibi, “Bu kuralların olmayışı bizim felaketimiz demektir” diyenler de var.
Yollardaki işaret levhalarını dikenler bizleri [...]