BUHRANDAN BAHARA

Batının bin dört yüz yıldır İslam ile olan savaşı hergeçen gün daha da hızlı bir hal almakta. Sanayi inkılabı, Fransız devrimi, coğrafi keşifler derken yeni sömürü sahasını inşaa etti tüm dünyanın gözlerinin önünde, tüm insanların gözlerinin önünde, insan onuruna yakışmayan, insan hakları ihlaline tüm gözler ama oldu tüm diller lal kesildi tüm kalemler tutuklu kaldı, sitem ifade eden tüm sözcükler ve kelimeler, cümleler vicdanlara mahkum edilirken… Yeni bir düzen oluşturulmaya çalışıldı. Tüm dikkatleri üstüne çekecek ve sanki iyi bir şeyi ifade edecekmiş, insanlığı içinde bulunduğu buhrandan çıkaracakmış algısı oluşturuldu. Şüphesiz bu yeni dünya düzeni projesinden başka bir proje değildi.
Gittiği heryere evrensel mesaj vermeyi kendisine adet haline getiren batı bir yandan insan hakları, özgürlük, eşitlik, adalet naraları atarken diğer yandan ulaştığı en son silah teknolojisini masum Kızılderili, Vietnamlı, Filistinli, Iraklı, Afganistanlı, Yemenli, Somalili, Cezayirli…insanlar üzerinde tatbik etti. Tıpkı poligonda atış talimi için hedefe konulan hedefler gibi insanları kendisine deneme [...]

BİZ BU ÇAĞIN BEDİRDEN KALAN NEFERLERİYİZ

Biz bu çağın Bedir’den kalan neferleriyiz
Yüz yirmi bin şehidin kanlı kefenleriyiz
Duranlara rağmen, durmadan yürüyenleriz
Gayemiz Allah, önderimiz peygamber, hedefimiz cihad diyen Hasanlarız
Küçük harçlıklarla kurulan anlık mutlulukları reddeder,
Büyük emeklerle kurulan ebedi mutluluklara sabrederiz
Sınırlarımızı kanla çizer, başımızı vererek imzalarız
Bir tebessümle sehpaya çıkan Kutublarız

İki kere doğum günü kutlarız
Anadan doğarken ve Rabbe dönerken
İki kere doğarız, bin kere can veririz
Çünkü biz bombalara gülümseyen Yasinleriz

Aile ile geçirilen mutlu zamanları maziye gömer,
Birer birer sorumlulukların gölgesinde ezeriz
İlahi kelimetullah deriz başka bir şey demeyiz
Biz namlunun ucundaki Hattablarız

Biz İslam güneşinin parlattığı yüzleriz
Her şeyin hızla değiştiğini fark eden bizleriz
Rahmanın şemsiyesi altında toplananlarız
Kopsa da kolumuz, oyulsa da gözümüz sancağı bırakmayan Musablarız

Kulağımızda Bilal’in sesi, kalbimiz de Hamza’nın yangını, bizi büyük bir cihada hazırlar
Cephede siperlerle evlenir, mermilerle kucaklaşırız çoluk çocuk niyetine
İnsanlara insanlığımızı değil, canımızı pazarlarız insanlığın gerçek sahibine
Biz bu dava için canımızı hediye eden kardeşleriz

Biz [...]

MAZLUMUN SESİ OLMAK!

“Sakın Allah’ı zalimlerin yaptığından habersiz sanma! Allah onları gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne kadar ertelemektedir.” (İbrahim: 42)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Suriye’de 2011 yılından bu yana adeta bir insan katliamı yaşanmaktadır. Katliamın baş aktörü babası gibi “BAAS BAAS katliam” diye bağıran ve babasından aldığı mesleği büyük bir gaddarlık ve vahşetle devam ettiren diktatör lider Beşşar Esed… Katledilenler mi? Tarihin her sayfasında zalimlerin ellerinde zulme duçar olmuş Müslüman halk. Her zaman olduğu gibi suçları La ilahe illallah çatısı altında adaletle, özgürce bir yaşam talebi… İçinde ne kadar da saf duyguları barındıran bir istek değil mi? Fakat bu istekte bulunanlar Müslümanlar olunca, bu istek o kadar da masumane olmuyor. Çünkü küfre ters düşüyor bunların hepsi.
3 yılı aşkın bir süredir devam eden bu direnişte sırf La ilahe illallah diyen onbinlerce Müslüman, kadın, erkek, çocuk, yaşlı ayırt edilmeden katledildi. Binlerce genç delikanlı işkencelere maruz kaldı, kadınlar tecavüze uğradı, çocuklar boğazlandı… Aynı [...]