EL-İSLAMBULİ’NİN AİLESİ İLE RÖPORTAJ

“Eğer kurşunlar bugün göğsüme saplanmazsa, yarın Kur`an’ a saplanacaktır.”
El-İslambuli’nin annesi: `Şehit kanlarının bereketiyle bu halk ayağa kalktı`
Bir Mücahid… Bir Yiğit… Bir Şehid… Halid El-İslambuli… “Onlar Rablerine iman eden genç yiğitlerdi…” ayetine misal “Eğer kurşunlar bugün göğsüme saplanmazsa, yarın Kur`an’ a saplanacaktır.” diye haykırdı. Halid El-İslambuli ve arkadaşları Mısır’ın çağdaş firavununu öldürerek siyonistlere ve onlara uşaklık edenlere kıyamete dek unutamayacakları bir ders verdiler. Halid, şehadetinden önce son söz olarak şöyle haykırıyordu: “Dünya duysun artık, Müslümanlar geliyor!” Arap ve İslam âleminde ihanet anlaşması olarak tarihe geçen Camd David Sözleşmesi’nin baş aktörü Enver Sedat, Müslümanların tepkisiyle karşılaşmamak için binlerce davetçi ve cemaat önderlerini cezaevine atıp işkencelerden geçirdi. O yıllarda Mısır ordusunda görev yapan Halid Şevki El-İslambuli ve arkadaşları birlikte Enver Sedat’ı öldürme kararı aldılar. 6 Ekim 1981’de resmi bir tören sırasında Enver Sedat’ı öldürdüler. Bundan 6 ay sonra 15 Nisan tarihinde şehit edilen Halid El-İslambuli’nin abisi Muhammed Şevki ve annesi, [...]

Nusret Cephesi (BBC Röportaj – 17.01.2013)

Nusret Cephesi’nin gücü ve popülaritesi arttıkça Batı medyası röportaj sırasına girdi. Son olarak BBC 17 Ocak’ta Halep’te yapılmış bir mülakat yayınladı.

Nusret Cephesi çok gizli ve korkulan bir örgüt, ancak uzun müzakereler sonrasında bir emir -üst düzey yönetici- ile konuşabildik. Bekleyeceğiniz gibi emir Ebu Lokman Suriye’nin geleceği için Şeriat’la yönetilen bir İslam devleti vizyonu ortaya koydu. Bu demokrasi için bir savaş değildi. “Allah’ın adıyla, hamd ve övgü ancak Allah’adır (cc), onun Peygamberine (sav) selam olsun” diye başladı: “Suriyeliler tabiatları gereği dindar insanlardır, sosyalist ve seküler rejimlerden bıkmış durumdalar, İslam’ı seviyorlar ve İslam devleti için can atıyorlar. Bunun aksi düşünülemez”.
Zifiri karanlık ve buz gibi havada fırının açılmasını saatlerce bekledikten sonra kuyruğun önündeki adamların itiş kakışı insana sıkıntı veriyordu. Bir eylemci bana Halep’teki ekmek sıkıntısının da Beşşar Esed’in üstüne yıkılacak başka bir suç olduğunu söylüyordu ki siyah pardösü ve başörtüsü giyen bir hemşire tarafından uzaklaştırıldı. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) savaşçıları [...]

Ebu’ş-Şehideyn / İki Şehid Babası (Hasan Öztürk İle Röportaj)

Şehit İsmail ve Osman Öztürk’ün Babası

9 Ağustos 1996’da Ogadin’de şehid olan İsmail Öztürk’ten etkilenen ikiz kardeşi Osman Öztürk devamlı rüyasında kardeşi İsmail’i görüyordu. Osman Öztürk rüyasını şöyle anlatıyor: “Kardeşim İsmail ile beraber bir koşu parkurunda yarış ediyorduk. Ben ne kadar hızlı koşarsam koşayım İsmail yavaş koşmasına rağmen hep benden önde gidiyordu. Neticede İsmail yarışı önde tamamladı. Daha sonra dönüp bana şöyle bağırdı:
– Osman acele et, seni bekliyorum.”

“Allah’a şükürler olsun” İsmail kardeşimiz şehid oldu, babası olarak sizin duygularınızı öğrenebilir miyiz?
Şehid babası olmaktan ötürü gerçekten sevinçliyim. Allah’a hamdolsun. Fakat üzüldüğüm bir nokta var. Bana başsağlığına gelen arkadaşlarım, akrabalarım Allah razı olsun cümlesinden, acımı paylaşmak için geliyorlar ama kapıdan içeri girdiklerinde sanki bir şehid değil de cenaze evine gelmiş gibi davranıyorlar. Bunu da bilmemelerine yoruyorum. Bilenler geldiği zaman “gözün aydın, mübarek olsun” diyorlar. Şehidin olduğu yerde hüzün olmaz, sevinç olur. Bir insan kendi evladının cennet’e gittiğini bilir ise buna çevresinin [...]

Hasan Karakaya Hocaefendi ile Röportaj

Bu sayımızda ömrünü ilim ve hizmete adamış, Kur’an-ı Kerim meali, Taberi Tefsiri tercümesi, Mezhepler Tarihi, Fıkıh Usulu ve İslam Akaidi gibi yayınlanmış çeşitli eserleri ile bizlere ışık tutmuş olan Muhterem Hasan Karakaya Hocaefendi ile yapılan röportajı sunuyoruz. İlerleyen sayılarımızda da Allah’ın izniyle ilmi ve ameliyle öne çıkmış âlimler, davetçiler ve mücahitler ile röportajlar yapılıp sizlere sunulmaya çalışılacaktır.

Hocam, kısaca kendinizi tanıtıp, ilim tahsil hayatınızı anlatabilir misiniz?

1943 yılında Erzurum’un İspir ilçesine bağlı olan “Mezraa (Demirgöze)” köyünde doğdum. Bu köyde hafızlık yaptım. Sonra Erzurum’a giderek orada önce Kur’an talimi sonra Arapça okudum. Daha sonra Suriye’ye, oradan Lübnan’a, oradan da Mısır’a giderek el-Ezher Üniversitesine bağlı olan ilköğretim okullarında okudum. Sonra Ezher Üniversitesinde ve Kahire Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tahsilime devam ettim. Daha sonra Türkiye’ye dönüp İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirdim. Özel sektörde çalışarak emekli oldum. Evliyim, biri kız biri erkek olmak üzere iki çocuğum var. İstanbul da ikamet etmekteyim.

Hocam, ilim talebesi yetiştirmek konusunda [...]