Konularına Göre Yazılar

MÜSLÜMANLARIN DESTANI ÇANAKKALE

Müslümanlar tarihimiz boyunca nice olur destanlara imza atmıştır. Bedir ile başlayan kutlu zaferimiz günümüze kadar sürmüştür. Lakin günümüz müminleri, zaman zaman Müslümanların izzetini ve şerefini arttırdığı savaşları benimseyip özümseyememiştir. Çanakkale Zaferi de bunun en önemli örneklerinden biridir. Bu benimseyememe olayının altında çeşitli etkenler yatmaktadır. Bizim nazarımızda en önemli etken hilafetin ilgasından  sonra verilen pragmatik ve seküler  eğitim anlayışıdır ki biz bu benimseyememe prangalarını ancak seküler düşünce yerine la ilahe illallah tefekkürüne geçerek kırabiliriz. Bu yazımızda inşallah-u Rahman Çanakkale Zaferini ele almaya çalışacağız.

İlk etapta kısa bir şekilde destanın  tarihi verilerini sunacağız. Akabinde Çanakkale Savaşı’nda insanların ne için şehit olduğunu aktarmak suretiyle “Çanakkale bizim için neden önemlidir?” meselesini açıklığa kavuşturarak yazımızı sonlandıracağız.

Çanakkale destanına dair kısa tarihi veriler

 Çanakkale Savaşları 18 Mart 1915 ile 9 Ocak 1916 tarihleri arasında meydana gelmiştir. Savaş sonunda zamanın en modern silahları ile donatılmış birleşik filo ve kara birlikleri Türk askerinin karşısında ağır bir yenilgiye uğramıştır.[1]

Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale’de [...]

  • Permalink Gallery

    MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİYLE DÜNYA EKONOMİK YÖNDEN NELER KAYBETTİ?

MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİYLE DÜNYA EKONOMİK YÖNDEN NELER KAYBETTİ?

İslâm tarihinde Müslümanların belini büken, zihinlerde travmaya dönüşen, yüreklerde acı bir geçmiş olarak yerini alan birçok hadise vardır. Hz Osman ve Ali efendilerimizin şehit edilmesi, Müslümanlar arasında ilk kanların aktığı Cemel Vakıası ve Sıffin Savaşı, ehli beyte kıyım yapılan Kerbela olayı, liyakatsiz ve ihlassız yöneticilerin düşmandan daha fazla verdiği zararlar, Kudüs’ün Haçlılar tarafından işgal edilmesi, kasıp kavuran Moğol istilası ve son olarak ta Müslümanları devletler bazında temsil eden Osmanlı’nın yıkılışı… Bu olayların her birini tek bir cümleye sığdırmak kolay olsa da imanlı, izzetli hür yüreklere sığdırmak hiç te kolay değildir. Zira bu hadiselerin her biri nice gözyaşı ve cana mal olmuş büyük hadiselerdir. Bunlar arasında bir önem sıralaması yapmaksızın sadece oluşturduğu tahribat açısından değerlendirecek olursak belki de akla ilk gelen Moğol istilaları olacaktır. Sadece İslâm âlemini değil tüm dünyayı saran büyük tehlike Moğollar; Orta Asya, Çin ve Sibirya ovalarından tutun Doğu Avrupa’ya kadar birçok yere ayak basmış, gerilerinde yağmalanmış [...]

  • Permalink Gallery

    YENİ TÜRKİYE’DE RESMİ İDEOLOJİ VE SEMBOLLERİN YERİ

YENİ TÜRKİYE’DE RESMİ İDEOLOJİ VE SEMBOLLERİN YERİ

Tartışmalara bakılırsa kimsenin ideolojiyle, sembollerle filan ilgilendiği, tartışmaya hacet hissettiği falan yok. Ekonomide büyük atılımlar yapacak kadroya veya turizmi canlandıracak profesyonel tecrübeye yerli yersiz güzellemeler yapmaktan sıra gelmiyor herhalde!

Ancak ‘Yeni Türkiye’, bütün kazanımlara ve alınan mesafelere rağmen halen bir iddia ve ideal olduğunu unutarak şişirildikçe şişirilen dilek ve temenniler uzun olmayan bir vadede ciddi hayal kırıklıkları ve sıkıntılara sebep olabilir. Bu sebeple idari, iktisadi, teknolojik veya askeri sahalarda icra edilen değişim dönüşümler sebebiyle oluş(turul)an coşku dalgası hukuki, siyasi/ideolojik ve ahlaki sahalarda girişilmesi gereken fakat bir takım gerekçelerle ertelenen öncelikli sorumlulukları gölgede bırakıyor.

Kahrolsun Oligarşi, Yaşasın İdeolojisi

Bürokratik oligarşi tasfiye ediliyor da bunun bir adı, tarifi, ideolojik dayanak ve kadroları yok mu ki mesele idari bir değişim gibi takdim edip ilerletilmek isteniyor?

Darbe ve kaos üreten sistemi yıkıyoruz da darbe ve kaos üretimini sistematik hatta kronik hale getiren Kemalist ideoloji, kurum ve kadroları neden tartışma dışı bırakıyoruz?

İkinci, üçüncü veya beşinci Cumhuriyet tartışmalarının hiçbir [...]

  • Permalink Gallery

    İLK DÜNYA HARİTASINI ÇİZEN OSMANLI DENİZCİSİ: PİRİ REİS (1465-1554)

İLK DÜNYA HARİTASINI ÇİZEN OSMANLI DENİZCİSİ: PİRİ REİS (1465-1554)

Osmanlı Devleti topraklarının genişlemesi ve kara parçalarından ayrı olarak denize kıyısı olan ülkelere yayılması sonucunda denizciliğin önemi bir kez daha anlaşılmıştır. Bu yüzden Osmanlı Devleti’nde denizcilik alanında çalışmalara önem verilmiştir.

Osmanlı’dan önce kurulan Anadolu’daki beylikler ve Venedik, Ceneviz gibi gayrimüslim devletlerin tecrübelerinden de istifade edilerek, Osmanlı’nın donanması kurulmuştur. Kurulan donanmalar sayesinde Osmanlı toprakları, sınırları denizde yer alan Akdeniz ve Karadeniz’deki topraklara kadar yayılmıştır. Bu yayılma esnasında şüphesiz işinde usta olan ve denizcilik alanında tecrübesi bulunan kimselerin hakkı çok fazladır. 

 Osmanlı topraklarının genişlemesindeki donanmanın yeri açık bir gerçek olarak bilindikten ve bu donanmadaki mahareti bilinen kimselerden bahsedildiğinde sonra Piri Reis’in anlatılmaması bir eksiklik olarak kalacaktır.

Hayatı

Asıl adı Muhyiddin olan Piri Reis, harita ve denizcilik alanında İslâm dünyasının yetiştirdiği ender insanlardan biridir.

Kendisi tarafından hazırlanan “Kitab-ı Bahriye” eseri ve çizdiği iki tane dünya haritası ile bu husustaki başarısını göstermiştir.

Osmanlı topraklarında bulunan ve denize kıyısı olan Gelibolu’da doğan Piri Reis’in doğum tarihi kesin olarak bilinmemektedir. 1465 [...]

  • Permalink Gallery

    MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİ İLE İNSANLIK ADALETTEN MAHRUM KALMIŞTIR

MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİ İLE İNSANLIK ADALETTEN MAHRUM KALMIŞTIR

Kâinat sarayını adalet temeli üzerine kuran ve semâvat ile arzı adalet ile ayakta tutan Allah azze ve celle’ye hamdolsun. İlahî adalet sistemi olan şeriat-ı ğarrayı eksiksiz bir şekilde tatbik ederek mükemmel bir adalet numunesini bütün insanlığa gösteren Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e, onun âline ve ashabına salat ve selam olsun.

İmdi; adalet her şeyi yerli yerince koymak ve layık olduğu yere yerleştirmektir. Her hak sahibine hakkını vermektir. Hukuk karşısında herkese eşit muamele edilmesidir. Bunların aksi ise, zulümdür. Zulüm; üç kısma ayrılmaktadır: şirk, küfür ve nifakta olduğu gibi insanlarla Allahu Teâlâ arasında hâsıl olan zulüm. İnsanın, Allah azze ve celle’nin zât, sıfat ve ef’alinin hakkına tecavüz ettiği bu durumlarla ilgili olarak Yüce Mevla şöyle buyurmaktadır: “…Allah’a şirk koşma; Çünkü şirk kesinlikle çok büyük bir zulümdür.” [1]  “Kâfirler ise, onlar zalimlerin ta kendileridir.” [2] İkincisi; kişinin diğer insanlara zulmetmesidir. Üçüncüsü de; kişinin kendi nefsine zulmetmesidir.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bi’setinden önce bütün [...]

  • Permalink Gallery

    MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİYLE DÜNYANIN AHLAKİ AÇIDAN KAYIPLARI

MÜSLÜMANLARIN GERİLEMESİYLE DÜNYANIN AHLAKİ AÇIDAN KAYIPLARI

Müslümanların gerilemesiyle batı dünyasında; Öğretmenler örnek olmayı kaybetti. Yöneticiler adaletli olmayı. Anneler; kocalarına karşı sadakati, çocuklarına karşı şefkatli olmayı kaybettiler. Babalar otoriteyi, korumacılığı ve saygı duyulmayı kaybettiler. Kız çocukları hayâlı ve iffetli olmayı, böylelikle hainlerin gözleri ve azalarından azat olunmayı ve bunun neticesinde de mutlu ve huzurlu bir yuva kurma hayalini kaybettiler. Erkek çocukları onuru, haysiyeti, ciddiyeti, saygıyı ve sorumluluğu kaybetti. Dedeler ve nineler geçmiş tecrübelerini torunlarına aktarma umutlarını kaybettiler…

İslâm, yönetim olarak ikiye ayrıldığı zamandan itibaren gerilemeye başlamıştır. Bu ikiye ayrılış din ile siyasetin ayrılma durumudur. Bu ayrılma sebeplerinden ise en önemlisi İslâm devletlerinin başına ve önemli mevkilere ehliyetsiz, liyakatsiz, sorumlulukların idrakinden aciz olan kişilerin gelmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu kişiler hem dini hem de ahlaki terbiyeden yoksun olmaları, İslâm’ın ahkâmını ve talimatlarını derince kavrayamamaları, cahiliye kalıntılarının temizlenmemesi, felsefi akımlardan etkilenmeleri, Allah yolunda cihattan geri durmaları, konulara sığ bakarak daha geniş bir çerçeveden bakamamaları gibi birçok olumsuzluklara sahiptirler. İşte bu kişiler [...]