Konularına Göre Yazılar

HAKİMİYET VE KANUN KOYMA

Egemenlik ile kanun koyma yetkisi arasında güçlü bir bağlantı vardır. Herhangi bir ülke veya bölgeye hâkim olduğu kabul edilen güç, o bölgenin hayat sistemini belirler ve bu sistem de yasa olarak kabul edilir.

Cahilî toplumlarda, hâkimiyetin insanlara ait olduğu düşüncesi egemen olduğundan, kişilerin yaşam sistemlerini belirleyen kanunları, ya bir diktatör tağut ya da halkın temsilcileri sayılan parlamenter tağutlar tayin ederler.

İslâm’da ise kanun koyma yetkisi sadece Allah Teâlâ’ya aittir. Çünkü İslâm hukuku, dinî bir hukuktur ve ilahî vahye dayanır. Bu dine göre, hâkimiyet (egemenlik) kayıtsız şartsız Allah’ındır. Egemenlik Allah’ın dışında herhangi bir yaratığa ne tümüyle, ne de kısmen devredilebilir. Bu husus İslâm’da ittifak konusudur. Bütün Müslümanlar, gerçekte hâkimiyetin yalnız Allah’a ait olduğu ve Allah’ın dışında herhangi aciz bir yaratığın Allah’a has olan bu sıfata sahip olmadığı, bu itibarla kanun koyma yetkisinin de yalnız Allah’a ait olduğu hususunda icma etmişlerdir.

Bu mesele Kur’ân’da açık ve net bir şekilde zikredilmektedir. Konuları veciz bir şekilde [...]

İSLÂM’DA YETİM VE YETİM HAKLARI

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Yetim olarak büyüyen iki cihan güneşi Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’e, onun pâk âline, ashab-ı kirâmına ve kıyamete kadar ona tabi olan sâdık mü’minlere salât ve selâm olsun.

İmdi, biz bu makalemizde özet bir şekilde yetimin tarifi ve bazı hakları üzerinde durmaya çalışacağız. Allah azze ve celle ümmet-i Muhammed’in bütün yetimlerini koruyup gözetsin ve onları bütün şer odaklarının şerlerinden muhafaza buyursun!

1- Yetim Kime Denir?

Yetim; babasını kaybeden ve daha ergenlik çağına girmemiş bulunan çocuktur. Ergenlik çağına girince, hüküm bakımından yetimliği sona ermiş olur. Zira böyle bir kişi, mükellef bir kişi kabul edilir. Artık onun hakkında yetimlik hükümleri geçerli olmayıp, ergen olmuş mükellef kimselerin hükümleri geçerlidir.

İbni Kesir yetimleri şöyle tarif etmektedir: “Yetimler; geçimlerini temin edecek bir kimsenin bulunmadığı, kendileri daha küçük ve zayıf durumda olup, ergen olmadıkları ve kazanmaya güç yetiremedikleri halde babaları vefat etmiş bulunan kimselerdir.” 1

Hz. Ali radıyallahu anhu dedi ki: “Rasûlullah sallallahu [...]

YETİM PSİKOLOJİSİ

Hamd “O seni yetim bulup da barındırmadı mı?” 1 buyurarak yetimlere tekeffül etmeyi üzerine alan Allah’a, Salât ve Selâm “Kim Allah’ın rızasını gözeterek bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu (yetimin başındaki) saç sayısınca kendisine sevab verilir. Ve her kim de eli altındaki bir yetime iyilik yapar (güzel muamelede bulunursa) -işaret ve orta parmaklarını açarak-, işte ben ve o, cennette bu iki parmağın birbirine yakınlığı gibi birbirimize yakınız” [2] buyuran Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,

Allahu Teâlâ’nın rahmeti ve bereketi de yetimler hakkındaki naslara teslim olan ve üzerine düşen sorumlulukları yerine getiren mümin ve müminatın üzerine olsun.

‘Yetîm’ kelimesi, Arapça’da ‘yalnız kalmak, babasız kalmak, gaflette bulunmak, geri kalmak, muhtaç olmak’ manalarına gelen “ye-te-me” kökünden türemiş bir sıfattır. Sözlükte; ‘yalnız kalmış, tek kişi, eşsiz’ manalarına gelir. ‘Yetimlik’ de ‘yalnızlık’ demektir. Bu manada yalnız ve tek olan her şey yetimdir.

Terim olarak yetim, ‘buluğ çağından önce babası ölen çocuğa’ denir. Yetimlik, insanlarda baba tarafından, diğer canlılarda ise [...]

YETİME KEFİL OLAN PEYGAMBER’E KOMŞU OLUR

Aile için babanın konumu binayı ayakta tutan sütun mesabesindedir. Varlığı ile yuvayı ayakta tuttuğu gibi onu tehlikelerden ve zarar verecek durumlardan da muhafaza eder. Toplumumuz ve sair toplumlarda ailenin reisliği babaya aittir. Zaten Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem özellikle idarecilik makamına kadınların gelmemesi konusunda uyarılarda bulunmuştur.

Uhud savaşında sahabe hanımların başından geçen fedakârlık örnekleri oldukça dikkat çekicidir. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabını defnettikten sonra atına bindi ve Müslümanlarla birlikte Medine’ye döndü. Hamne binti Cahş yolda ona rastladı. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona  “Ey Hamne! Sabret mükâfatını Allah’tan bekle!” dedi. Hamne “Kim, ey Allah’ın Rasûlü?” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Kardeşin Abdullah bin Cahş” dedi. Hamne istirca etti ve onun için mağfiret diledi. Sonra Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona yine “Sabret ve mükâfatını Allah’tan bekle!” dedi.  Hamne de “Kim, ey Allah’ın Rasûlü?” dedi. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem “Dayın Hamza bin Abdulmuttalib” dedi. Hamne de “İnna lillahi [...]

  • İmam Buhari - Nebevi Hayat Dergisi - Görsel 4
    Permalink Gallery

    ÜMMETİN UNUTULAN EMANETİ YETİMLER MİSYONERLERİN KISKACINDA

ÜMMETİN UNUTULAN EMANETİ YETİMLER MİSYONERLERİN KISKACINDA

Hristiyanlığı yayan kişilere ‘misyoner’, bunların Hristiyan olmayan ülkelerde bu dini yaymak için kurdukları teşkilata ‘misyon’ bu alanda gerçekleştirdikleri faaliyetlere de ‘misyonerlik’ denir. 

Misyoner faaliyetlerinin amacı dini olmakla beraber, misyonerliğin tarihçesi incelendiğinde son yüzyıllardaki kültürel, ekonomik daha da önemlisi politik planlar içinde sömürgecilik anlayışı ile pek çok amacı bünyesinde taşıdığı ve temsil ettikleri ülkelerin emperyalist çıkarlarına hizmet ettikleri bir gerçektir.

Kendilerini kiliseye adayan ve incilin hizmetkârı olarak gören misyonerler hedeflerine varmak için her yolu ve metodu ahlak kurallarını da zorlayarak gerçekleştirmişlerdir.

Bu yüzden misyoner; bazen doktor, bazen bir öğretmen bazen de bir barış gönüllüsü olarak veya bir din adamı postu ile faaliyet göstermektedirler. Bu meslek grupları mesleklerini icra ederken insanların mağduriyetleri üzerinden Hristiyanlık dinini yaymaktan geri durmamışlardır.

Sömürgecilik ve misyonerlik başta İslâm coğrafyaları olmak üzere dünyanın hemen hemen her bölgesinde yardıma muhtaç insanların mahrumiyetleri üzerinden ülkelere nüfus etme ve sömürme amacı gütmektedir. Yardıma muhtaç Müslüman coğrafyaların toplumlarında en zayıf grubu da ümmet tarafından unutulan [...]

DÜNYA’DA YETİM İSTATİSTİKLERİ

Yeryüzünün masum bireyleri çocuklar, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan krizlerden en çok etkilenen kesimdir. Dünyada çok sayıda çocuk savaş, işgal, doğal afet, kronik yoksulluk, hastalık vb. nedenlerle yetim kalmaktadır. 7 milyarı aşan dünya nüfusunun 2,2 milyarını çocuklar oluşturmaktadır. 2,2 milyarlık çocuk nüfusu içerisinde 143 ila 210 milyon arasında yetim çocuk bulunduğu belirtilmektedir. Bu verilere aralarında Afganistan, Irak, Filistin, Sudan, Bangladeş, Hindistan ve Çin gibi yüksek yetim nüfuslu ülkelerin de olduğu 52 ülke dâhil değil. Uluslararası kaynaklara göre her iki saniyede bir çocuk anne veya babasını kaybetmektedir. Asya, Afrika, Latin Amerika ve Ortadoğu bölgeleri kronik yoksulluk, doğal afet, savaş ve işgal gibi nedenlerle çok sayıda çocuğun yetim kaldığı bölgelerin başında gelmektedir. Dünya yetim nüfusunun önemli bir kesimi az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde yaşamakta. Diğer yandan gelişmiş ülkelerde evlilik dışı çocuklar, engelli çocuklar, boşanmış ailelerin çocukları da sokaklara terk edilebilmektedir. 

Yetimliğe Neden Olan Koşullar Ve Yetim Üreten Coğrafyalar 

Savaş, İşgal, Çatışma vb. Nedenlerle [...]