STRESLİ MİSİN? O HALDE PEYGAMBERİNİ TAKİP ET!

Her şeyin çok çabuk değişebildiği, bu değişimlerin neredeyse hızına yetişemediğimiz bir zaman diliminde yaşıyoruz. Olgular, müsemmalar aynı olsa da isimler ve şekiller zaman ve zemine göre değişkenlik arz edebiliyor. Hızına yetişemediğimiz bu kadar vakıa içersinde muhakkak ki hepimizi üzen, sıkılmamıza sebep olan, içimizi daraltan, kimi zaman dünyayı dar eden pozisyonlarla karşılaştığımız olabiliyor. Bu konuda herhangi bir kimseye özel iltimas geçilecek değildir. Şayet böyle bir kayırma söz konusu olacak olsaydı âlemlere rahmet olarak gönderilen Muhammed Mustafa aleyhisselam’ın sıkılmaması, daralmaması, zorlanmaması gerekirdi. Vakıa siyer kitapları onun hayatının ne şekilde geçtiğini en ince detaylarına kadar gözlerimizin önüne sermektedir. Bizler sıkıntı ile dünyaya gönderilen Âdem aleyhisselam’ın çocuklarıyız. O halde ilk insan da dâhil olmak üzere insanlığın hakikat güneşleri olan peygamber efendilerimiz de onca sıkıntılı durum ve hadise ile karşı karşıya kaldılarsa her hangi bir açıdan onlardan daha üstün meziyetli olamayan bizlere bu konuda tolerans tanınması mümkün değildir. Dünyadaysak sıkılacak, daralacak, bunalacak ve yorulacağız. [...]

  • yücel
    Permalink Gallery

    EYVAH İSLAMLA OLAN SON BAĞINI KOPARANLARA! (PEYGAMBERİNİN SON VASİYETİNİ BİLİYOR MUSUN?)

EYVAH İSLAMLA OLAN SON BAĞINI KOPARANLARA! (PEYGAMBERİNİN SON VASİYETİNİ BİLİYOR MUSUN?)

عَنْ أَبِي أُمَامَةَ الْبَاهِلِيِّ عَنْ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ :
« لتُنْقَضَنَّ عُرَى الْإِسْلَامِ , عُرْوَةً عُرْوَةً , فَكُلَّمَا انْتَقَضَتْ عُرْوَةٌ , تَشَبَّثَ النَّاسُ بِالَّتِي تَلِيهَا , وَأَوَّلُهُنّ نَقْضًا الْحُكْمُ , وَآخِرُهُنَّ الصَّلَاةُ ».

Ebu Ümâme el-Bâhilî radıyallahu anhudan rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve selam şöyle buyurmuştur: “İslâm’ın halkaları teker teker çözülecek (Emirleri tek tek terkedilecek)tir. Her bir halka çözüldüğünde insanlar bir sonraki halkaya sarılacak/yapışacaklardır. İlk çözülecek olan halka hüküm/yönetim halkası, son halka ise namaz halkasıdır.” (1) 

Bütün eksiklik, noksanlık, kusur ve ayıplardan berî olan yegâne varlık, âlemlerin Rabbi olan Allah celle celâluhtur. Kemâl ve cemâl sıfatlarının en mükemmel şekilde maliki olan da yine O’dur. O, vahdaniyet sıfatına sahip el-Ehad, el-Vâhid olan Zat-ı Zü’l-Celâl’dir. O, birdir ve tektir, tek hak ilah O’dur. O’nun hakkında bundan başkasını düşünmek bir çeşit inanç kanseri ve cehennem gayyasına düçar eden bir tür azap bukağısıdır. Ulûhiyeti parçalamak, birçok ilaha [...]

  • YÜCEL
    Permalink Gallery

    İMANINI NE KADAR KORURSAN KIYAMET GÜNÜ O KADAR KORUNURSUN

İMANINI NE KADAR KORURSAN KIYAMET GÜNÜ O KADAR KORUNURSUN

عن أبي هريرة رضي الله عنه قال : قال رسول الله صلى الله عليه وسلم   :جَدِّدُوا إِيمَانَكُمْ . قِيلَ : يَا رَسُولَ اللَّهِ ! وَكَيْفَ نُجَدِّدُ إِيمَانَنَا ؟ قَالَ : أَكْثِرُوا مِنْ قَوْلِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem: “İmanınızı yenileyiniz.” buyurdu. Denildi ki “Ya Resûlallah, imanımızı nasıl yenileyebiliriz?” Buyurdu ki: “Lâ ilâhe illallâh sözünü çok söyleyiniz.” (İmam Ahmed)
Rahmeti gazabını geçmiş, merhametinin sınırı olmayan, merhametin kaynağı bir Rabbin kullarıyız. Yeryüzü dolusunca hata işlemiş olsak bile af dilediğimizde affeden, günahlarımız semanın bulutlarına ulaşacak kadar çok olsa dahi bağışlanmayı dilediğimizde günahlarımızı önemsemeyip bağışlayan Erhamü’r-Râhimîn’in kullarıyız. Hz. Yunus’a ilk etapta zorluk çıkarmış, ona iman etmemiş ve vazifesinde ümitsizlik sebebi olmuş Ninova ahalisini tövbe ettikleri için bağışlayan, Kitab-ı Mübininde onları hayır ile anan merhametli Rahman’ın kullarıyız. (1) Hz. Hamza gibi bir devleti yere yığma cürümünde bulunan Vahşi’ye bile kapısını kapatmayan, “Benim rahmetimden ümit kesme sakın zira Ben, af [...]

  • ali-yucel
    Permalink Gallery

    TATİL CELLÂDINA ZAMAN NİMETİNİ TESLİM ETMEK YÂDA NİMET ALDANMIŞLIĞI

TATİL CELLÂDINA ZAMAN NİMETİNİ TESLİM ETMEK YÂDA NİMET ALDANMIŞLIĞI

Allah azze ve celle insanoğluna sayısız lütuf ve ihsanda bulunmuş, türlü nimetleri emrine amade kılmış ve irade nimetinden dolayı kendisini imtiyazlı bir konuma yükseltmiştir. Sayılmaya kalkışılsa beşer takati ile asla güç yetirilemeyecek bu nimetler içersinde iman ve iman üzere hayat emanetini sahibine teslim etme, kadr-i kıymeti en yüce olan nimetlerdendir. İmanın söz konusu olması için ise mutlaka zaman ve zemin gerekmektedir. Dünya denilen imtihan hane imanın sınanacağı zemin olarak tayin edilmiş ve içi, insanoğlunun bu sınavda başarılı olabilmesi için her türlü şartlara müsait hale getirilmiştir. İmanın tahakkuk etmesi, insanın dünyaya gönderiliş amacını gerçekleştirebilmesi, neticede mükâfat ve cezanın söz konusu olabilmesi için zaman isimli nimet de insanoğlunun hamiline yazılmıştır.

Zaman; hayatı anlamlı kılan, insanoğlunun varlığını kıymetli hale getiren, tavır ve davranışlarını şekillendirdiği Allah tarafından insanoğluna bahşedilmiş en yüce nimetlerdendir. Bu sayede insanoğlu zaman ile mukayyet olduğunu bilecek ve istikbara kapılmayıp faniliğinin farkında olacak, öte yandan zaman ile sınırlandırılamayacak bir yaratıcının kulu [...]

MİRACI HİSSETMEK İSTEYENLERE KILAVUZ: KUR’AN-I KERİM

Bizler, Âdem aleyhisselam’ın şahsında kendisine ilahi bir nefhadan pay biçilip daha sonra el-Hakîm olan, hikmet ve kudreti sonsuz olan Rabbimizin dilemesi ile cennete yerleştirilen ve imtihan diye isimlendirilen gerekçeden dolayı cennet nimetlerinin rahatlığından dünya denilen âlemin sıkıntı ve meşakkatlerinin ortasına gönderilen, irade nimeti ile mükerrem kılınmış Âdemoğluyuz. Belli bir süreliğine meşgul edeceğimiz şu dünya, bir takım sebeplerden dolayı cennet nimetlerinin benzerlerini tadacağımız rahatlıklarla dolu olduğu gibi cehennem zahmetlerinin ufak temsilcikleri ile de dolu olabilmektedir. Sadece nimet ve refah içersinde bir hayat sürmemiz söz konusu olmadığı gibi baştan sona hiç nefes almadan sürekli zahmet çekmemiz de mevzu bahis değildir. Bizleri yaradan Rabbimizin birçok kez değişik ifade ve hitaplarla ve tekit dolu ifadelerle “Sizi deneyeceğiz, imtihan edeceğiz, sabrınızı sınayacağız, başıboş bırakmayıp sınava tabi tutacağız” gibi buyrukları, başımıza gelen olayları hangi doğrultuda değerlendirmemiz gerektiğini gayet açık bir şekilde izah etmektedir. Yani bizler sınanmak için var edildik, imtihan için yaratıldık. Çıkarıldığımız cennet nimetlerine [...]

SAHABENİN RASÛLULLAH SEVGİSİ

ANAM-BABAM SANA
FEDA OLSUN
EY ALLAH’IN RASÛLU
 

Eşyalar maddi görünümleri ile var kabul edilseler de gerçek değerlerini; mahiyet ve muhtevalarından, içlerinde barındırdıkları cevher ve özden alırlar. Bu cevher ve öz bulunmadığında o eşya görüntü olarak var olsa da hükmen yok gibidir. Sözgelimi insanoğlu bedeni ile varlık âlemini meşgul etse de ruh denilen cevher kendisinden çekilip alındığında vazifelerini ifa edemeyecek ve işlerini yapamayacak hale gelir. Yine kâfirlerin gözleri var olmasına vardır ve dünyadaki işlerini bu gözleri ile sürdürmektedirler lakin hakikate bakış açılarından dolayı Yüce Rabbimizin buyruğu gereğince kördürler. Bedenlerinde kalp diye adlandırılan bir tutam et parçası taşıyor olmalarına rağmen Allah azze ve cellenin dinine yaklaşımlarından dolayı anlayışsız ve kavrayışsız kimselerdir kâfirler.

Bizleri kendisine kul yaratarak ikramda bulunan Rabbimizin emrettiği ibadetlerde de durum farklı değildir. Zira bir takım kimseler şekil olarak bu ibadetleri yerine getiriyor gözükseler de bizzat o ibadetleri emreden Allah celle celâluhun “Yazıklar olsun…” îtap ve kınamasına maruz kalabilmektedirler. İbadet [...]