MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA ÇEVRENİN ÖNEMİ

Toplumun insan üzerindeki etkisi tartışılmaz bir gerçektir. Bu etkiyi olumsuz mânada düşündüğümüzde, cahili toplumlarda fertlerin küfre sürüklenmesi daha kolay olmaktadır.

Toplumun sosyal yapısı insanın temiz fıtratını bozar. Kötü, adi düşünceler güçlenir, irade zayıflar.

Seyyid Kutup rahimehullah, bu konuyla alakalı Fizilâl-il Kuran adlı eserinde; ‘İnsanlığın hür düşünceye İslam’la kavuşacağını, İslam’la yönetilmeyen toplumun tüm tercihlerinin bilinçlere yapılan baskılar sonucu oluştuğunu’ ifade etmektedir.

Anlıyoruz ki yeryüzünde yaşayan insanların yaptıkları tercihler, yaşam tarzları, anlayışları, hiçbiri hür iradeleriyle seçtikleri şeyler değil, bilinçlerine yapılan, gerek tağutların, gerek geleneklerin, beşeri akılların yaptığı baskılar sonucu ortaya çıkar.

Günümüzde ahlaki sapkınlığın artması, her türlü karede insan bilincine yapılan cinsel baskının sonucunun yansımasıdır.

Örneğin evde televizyon ekranında bilinçlere yapılan baskı, elimizdeki telefon ekranından biliçlere yapılan baskı, yolda billboardlardaki görüntüyle bilinçlere yapılan baskı, genel olarak ya cinsel içerikli ya da tüketime sürükleyen türdendir. Gerek medya gerek teknolojik aletlerle toplumu istediği yere sürükleyen bir gücün etkisini görebiliyoruz.

Son yüzyıldır yaşadığımız toplum, gerek eğitim sistemiyle, gerek medya üzerinden [...]

MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA TAKVA’NIN ETKİSİ

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Raasulullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.

İnsan dünyaya ilk gözlerini açtığı andan itibaren korunmaya muhtaçtır. Çünkü maddi ve manevi anlamda bir saldırıya muhatap olmaktadır. Onu maddi anlamda dünyaya geldiği anda bu saldırılardan koruyan en büyük etken anne rahminde belirli aşamada gelişme kaydedip mukavemet etme gücü kazanmasıdır. Şayet anne rahminde yeterli gelişme kaydedilmemişse yeni doğan yavruyu zor süreçler bekliyor demektir.

Doktorlar, bir bebeğin gelişmesinde ilk iki yıl anne sütü ile devam etmesinin çok elzem olduğunu belirtmişlerdir. Özellikle ilk altı ay sadece anne sütü kullanılmasını önemle vurgulamışlar, daha sonraki süreçte iki yıl tamamlanıncaya kadar bebeğin durumuna göre süt ile takviye edilmiş yiyecekler tavsiye etmişlerdir. Yine bu aşamalara riayet edilmemesinin insan ömrünün ilerleyen yıllarında olumsuz etkilerinin görüleceğini belirtmişlerdir.

 Manen saldırıya uğramaya gelince… Bu uzun bir düşmanlık serüveninin tezahürüdür. Âdem aleyhisselam’a secde etmekle emredilen melekler arasında İblis’in, verilen görevi yerine getirmemesi bu düşmanlığın başlangıcını oluşturmaktadır. Dünyaya gelen [...]

MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA MA’RİFETULLAH

Bütün varlıkları, hassaten insanları ve cinleri sadece kendisini tanımaları ve kendisine hakkıyla kullukta bulunmaları için yaratan, kitaplar indirerek ve peygamberler göndererek kullarına kendisini tanıtan ve nasıl kulluk yapacaklarını öğreten Allah Azze ve Celle’ye hamd ederiz. İnsanlık âlemi içinde O’nu en iyi tanıyan ve O’ndan en fazla korkan Hz.Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’e, kulluk yolunda ona tabi olan âline, ashabına ve etbâına salat ve selam olsun.

İmdi; Allahu Teâlâ, insanları ve cinleri sadece kendisine kullukta bulunmaları için yarattığını bizlere bildirmiştir. O’na hakkıyla kulluk yapabilmek için, öncelikle O’nu hakkıyla tanımak ve O’na hakkıyla iman etmek gerekir. Bundan dolayıdır ki, bütün peygamberlerin ilk daveti tevhid olmuştur. Zira tevhid; Zâtı, isimleri, sıfatları ve fiilleriyle Allah’ı tanımak ve O’na iman etmektir. O’nu her şeyden fazla sevmek ve sadece O’ndan korkmaktır. Sadece O’ndan ummak ve sadece O’na tevekkül etmektir. Fayda verenin de zararı defedenin de sadece O olduğunu bilerek, ancak O’na dua etmektir. O’nun izni [...]

MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA TEFEKKÜRÜN ÖNEMİ

Şahsiyet; bir ferdin kendine has görüntü, duygu, düşünce ve davranışlarının tamamıdır. Bir diğer deyişle; şahısla alakalı akla gelebilecek unsurların tümüne birden verilen addır. Halk arasında “karakter” ile aynı anlamda kullanılmakla birlikte aralarında bazı farklılıklar vardır. Şahsiyet kavramında insanın bütün varlığı ve mahiyeti akla geldiği halde karakter kelimesinde cüzi, parçacı bir durum söz konusudur. Mesela sertlik bir karakterdir, ama kişinin şahsiyeti hakkında bize tam bir malumat vermez. Bir insana eli açık olduğu için “cömertlik “karakterini uygun bulabiliriz, ama bu vasıf üzerinden onun şahsiyeti hakkında sağlıklı bir yorum yapamayabiliriz. Çünkü sert bir insan her daim kötü olmayacağı gibi cömert bir insan da daima iyi olacak şeklinde bir kaide yoktur.

Şahsiyet ve karakter ile alakalı olarak dikkate değer bir diğer husus ise bu kelimelerin çift taraflı olup iyi ve kötüye delalet etmemesidir. Tek başlarına kullanıldıklarında nötr olan bu kavramlar kendilerine eklenen ek ve kelimelerle renk kazanırlar. Şahsiyetsiz kişi, İslami şahsiyet, iyi karakterli, karaktersiz [...]

MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA VERA VE ÖNEMİ

Hamd; “Kim, Allah’tan korkarsa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder.  Ve ona beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah’a güvenirse O, ona yeter. Şüphesiz Allah, emrini yerine getirendir…” (1) şeklinde buyurarak takvaya ve vera sahibi olmaya irşad eden Allah’a,

Salât ve Selâm; “Seni şüpheye düşüreni bırak, şüpheye düşürmeyene yönel” (2) buyuran Peygamber aleyhisselâm’a

Allah’ın lütfu ve keremi, rahmet ve mağfireti vera sahibi olma gayretiyle hareket eden, Allah’a ihlasla yönelen, şüpheli ve boş işlerden yüz çeviren müminlerin üzerine olsun.

Vera; Takva, sakınma, korunma, günahtan kaçma ve korkma, şüpheli olan şeylerden ve boş işlerden uzak kalmak demektir.

İbnu’l Esir’in açıkladığı üzere asıl itibariyle vera haramlardan kaçınmak manasına gelir. Ancak sonradan dini endişelerle mübah ve helal olan şeylerden de kaçınmak manasında kullanılmıştır.

Vera, dini hükümlere riayette titizlik manasına gelir.

Korku derecelerinin en düşüğü etkisi amellerde ortaya çıkan ve kişiyi haramlardan alıkoyan korkudur. Söz konusu korku haram olması mümkün olan bir şeyden kişiyi alıkoyarsa buna “vera” denilir.

Gereksiz şeyleri terk [...]

  • Çalışma Yüzeyi 5-100
    Permalink Gallery

    MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA AMEL EDİLEN İLMİN ÖNEMİ

MÜSLÜMAN ŞAHSİYETİN OLUŞUMUNDA AMEL EDİLEN İLMİN ÖNEMİ

Şahsiyet, bir ferdin toplum içerisinde sergilediği davranışlar ve alışkanlıklar bütünüdür. Alışkanlıklar ve davranışlar ise her topluma göre değişmektedir. Bir ferdin davranış ve alışkanlıklarını ferdin inancı belirler. Bu inanç, kişinin ve toplumun yaşam tarzı ve hayat nizamı ile aynı eş anlamdadır. Her ne kadar dünya da inanç ve yaşam tarzları bir araya getirilmese de kökene ve toplumda açığa çıkan fiiliyat yönüyle bakıldığında inanç yani din yaşam tarzını belirler.

Tersi olarak bakıldığında ise yaşam tarzı kişilerin ve toplumların inançlarını belirlemiştir. Basit bir açıklamayla dillendirecek olursak, ya kişinin dini (inancı)  dünya hayatındaki en küçük fiilinden en büyük fiiline kadar hayat kurallarını, kanunlarını belirlemiştir. Ya da hayattaki en küçük fiilinden en büyük fiiline kadar olan yaşam biçimi o kişinin veya toplumun dinini yani inancını belirlemiştir. Kimse bu dünyada zorla inanmadığı şekilde yaşamamaktadır. Herkes kalbindeki ve aklındaki inancı hayatına yansıtmıştır. Bu yansımalar kişinin davranışlarını, tutumlarını, alışkanlıklarını ve değerlerini belirleyerek kişiye özgü bir karakteri yani şahsiyeti [...]