KUR’ÂN MUCİZELERİ

Yarattıkları sayısınca, kendisinin hoşnut olduğunca, arşının ağırlığınca ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamd ederim.

Salat-u selam; Kâinatın efendisi ve muttakilerin imamı olan Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’e, ehli beytin, ashabın ve kıyamete kadar O’nu takip edenlerin üzerine olsun.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: ‘’Size iki şey bırakıyorum. Bunlara sımsıkı bağlandığınız sürece, asla sapmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.’’ (İmam Malik, Muvatta)

Allah’ım! Ümmet-i Muhammed’i; Kuran’ın yolundan, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetinden ayırma.

Kuran’ın kelime manası “okumak” demektir. Kerim ise ikramı bol olan cömert demektir. Yani Kuran-ı kerim, okudukça ve kendisine uyuldukça verecekleri bol olan bir kitap demektir.

Değerli okuyucu; bahsettiğimiz konu, Allah’ın insanlığa gönderdiği, İki kapağı arasında; manasında ve tefsirinde, bizlerin bilmesi gereken konuları barındıran ilahi olan son kitaptır. Kuran âlemlerin Rabbi olan Allah’tan değerli elçi Cebrail(as) yoluyla tertemiz olan Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e indirilen; karanlıklardan aydınlığa çıkaran, yol [...]

KUR’ÂN’IN TESPİT VE CEMİ

Kur’ân-ı Kerim, Allah Teâlâ’nın yeryüzü ehliyle, insanlar arasından seçtiği bir peygamberine indirdiği vahiyle hitap ettiği son ilâhi sesleniştir. 610 yılında Hira Mağarası’nda başlayan vahiy serüveni 22 yıl (hicri 23)  boyunca devam etmiştir. Hz. Peygamber’in (sav) 632 yılında vefatı ile birlikte de son bulmuştur. İlâhi vahiy ilk indiği andan itibaren çeşitli yöntemlerle kayıt altına alınmış muhafaza edilmiştir. Nesilden nesile tevâtüren nakledilmiş ve hiçbir değişikliğe uğramaksızın günümüze ulaşmıştır. Bu yazımızda Kur’ân-ı Kerim’in gökten Cibril-i Emin ondan da Muhammedü’l-Emin vasıtasıyla insanlara ulaştırılmasından, tek bir lisan üzere iki kapak arasında cem edilip dağıtılmasına kadar geçen süreci özetlemeye çalışacağız. Kur’ân-ı Kerim’in cemi denildiğinde üç dönem akla gelir. Bunlardan ilki Hz. Peygamber Dönemi, ikincisi Hz. Ebû Bekir Dönemi ve üçüncüsü de Hz. Osman Dönemidir. Şimdi sırasıyla bu dönemleri, genel özelliklerini ve yapılan faaliyetleri ele alalım.  

1. Hz. Peygamber Dönemi

a. Hz. Peygamber Döneminde Kur’ân-ı Kerim’in Tespiti

Vahyin indiği süreçte Arabistan yarımadasına dair birçok âlim ve araştırmacının dikkat çektikleri [...]

KUR’ÂN’IN MUHAFIZI OLMAK

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a, onun ailesine ve ashabına olsun.

İslam dinini diğer dinlerden ayıran en önemli özelliklerin başında kuşkusuz kaynağının sağlamlığı gelmektedir. Daha önceki semavi dinler kaynaklarının bozulup tahrif edilmesi vesilesiyle ilk şeklini kaybetmiş kendi içinde dahi tezatlarla dolmuştur. Din adına gönderildiği kesin olan kitaplar eğer isimleri Kur’an-ı Kerim’de geçmemiş olsaydı, her Müslüman’ın inkâr etmesi dinin zaruretinden olan bilgiler içermektedir.

Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’in korunmasını üzerine almış ve daha önceki kitapların maruz kaldığı tahrifattan onu muhafaza etmiştir. “Şüphesiz ki zikri (Kuran’ı) Biz indirdik Biz. Onun koruyucuları da mutlaka Biziz.”(Hicr, 9) Yüce kitabımız bu özelliği ile kıyamete kadar devam edecek olan bir hidayet rehberidir. Zira onu okuyan, tefekkür eden, anlamaya çalışan onun sanki bugün iniyormuşçasına taze olan atmosferini hissedecektir.

Kur’an’ın bu şekliyle tahrifattan korunması, hidayet rehberi olması ve diriliğini devam ettirmesi için elbette Allah Teâlâ’nın ‘’ol’’ demesi yeterli olabilirdi. Yüce Rabbimiz onun fonksiyonunu sürdürmesi için başka vesilelerde [...]

  • Çalışma Yüzeyi 1-100
    Permalink Gallery

    KUR’ÂN’IN DİĞER İLAHİ KİTAPLAR ARASINDAKİ MERTEBESİ

KUR’ÂN’IN DİĞER İLAHİ KİTAPLAR ARASINDAKİ MERTEBESİ

Kur’an’ı okuyup onun nihayetsiz sırlarına, bitmeyen hikmetlerine vakıf olan, içerdiği temel hukuki ilke ve kuralları öğrenen, ispat ettiği ilmi gerçekleri kavrayan, özetlediği tarihi vakıalardan ibret alan bir insan, bu kutsal kitabın, kendinden önce inen semavi kitaplardan mutlak üstünlüğünü, onlar arasında yüce bir mertebeye sahip olduğunu aklı ile idrak, gözü ile müşahede eder. Kur’an-ı Kerim’in bu üstün mertebesi şu meziyetleriyle ortaya çıkar:

1. Kur’an-ı Kerim önceki kitapları nesh edip yürürlükten kaldırmıştır

Kur’an-ı Kerim, kendinden önce gelen kitapların hem lafızlarını hem de içerdikleri hükümleri nesh etmiş, onları yürürlükten kaldırmıştır. Artık onların hükümleri uygulanamaz, metinleri okunarak onlarla ibadet edilemez.

Kur’an’ın diğer ilahi kitapları nesh etmesinin hikmetleri ise şunlardır:

a. Kur’ân, kıyamete kadar Allahu Teâlâ tarafından koruma altındadır. Onda hiçbir değişme olmamış ve olmayacaktır. Kur’an’dan önce inen ilahi kitaplar ise, daha sonra açıklanacağı gibi, tahrif edilip değiştirilmişlerdir. Zaman zaman kaybolmuşlar, unutulmuşlar, öyle ki hak olduğu kesin olarak bilinen herhangi bir kısımları dahi kalmamıştır. Artık bu kitaplar, Allah’ın [...]

KUR’ÂN’IN TEFSİRİ VE TEFSİR ÇEŞİTLERİ

KUR’ÂN’IN TEFSİRİ

Hamd, “Sana da zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, kendilerine indirileni insanlara açıklayasın ve onlar da belki düşünürler” (1) buyuran Allah’a,

Salât ve Selâm Kur’an’ı bizzat yaşantısıyla tefsir eden, Rabbinin buyruklarını en doğru şekilde ümmetine açıklayıp izah eden Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimize,

Allah’ın rahmeti ve ihsanı da Kur’an’ın sahih yollarla yapılan tefsirine tabi olup ehlisünnete muhalif izah ve tefsirler ile heva ve heveslere dayanan açıklamalardan uzak durup Rasûlullah efendimizden sahih yollarla gelen izahlar doğrultusunda Kur’an’ı anlamaya çalışan mümin ve muvahhid kullarının üzerine olsun.

Nazil olmaya başladığı andan günümüze kadar canlılığını ve tazeliğini muhafaza eden yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerim, daha ilk günden itibaren aslı değişmeden olduğu hal üzere muhafaza edilen tek mukaddes kitaptır. Çünkü ilâhi koruma altındadır. Yüce Rabbimiz bu hususla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:

“Hiç şüphe yok ki, Kur’ân’ı biz indirdik ve muhakkak ki onu, (tahrif ile tebdilden yani değişikliğe uğramaktan) biz koruyacağız.” (2)

Müslümanlar, nazil olduğu ilk dönemden itibaren Kur’ân’ı anlamak için [...]

ASRIN HASTALIĞI: İSRAF

Her işi hikmetli olan ve her şeyi yerli yerince yaratan Allah Azze ve Celle’ye hamd ederiz. Hayatını zühd ve kanâat ile sabır ve şükür ile anlamlandıran; cimrilik ve israftan şiddetle sakınan ve sakındıran Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem’e; hayatlarını onun hayat tarzına göre şekillendiren ve onun hayat tarzına uymayan çirkin hasletlerden şiddetle kaçınan pâk Ehli Beyt’ine, ashâbı kiramına ve kıyamete kadar gelecek bütün muttaki mü’minlere salât ve selam olsun.
İmdi; asrımızın en büyük ve en korkunç hastalıklarından birisi de israftır. Hayırda cimri, şehevi arzuları ve nefsâni hırsları tatmin etmekte aşırı derecede müsrif bir insanlık nesliyle karşı karşıyayız. Günümüz toplumları genel olarak zekât, infâk, hayır ve hasenât konularında çok hesâbi ve cimri davranan ve fakat keyfi harcamalara gelince sınır tanımayan, moda ve lüks uğruna israfı âdeta bir yaşama tarzı olarak benimsemiş bulunan müsriflerden oluşmaktadır. Eğer bugün dünyanın birçok bölgesinde açlık, işsizlik, perişanlık ve sefâlet hüküm sürüyorsa; bunun en büyük [...]