BİR KISSA BİN ÖĞÜT

SELEFİ SALİHİN’İN YOLU

Her hususta yaşantılarından ve siretlerinden güneş misali aydınlandığımız, yolları peygamber yolu olan kutlu selefimizin emri bil-maruf ve nehy-i an’il-münker vazifesini gerçekleştirmek adına ortaya koydukları sa’yu gayretleri hiç şüphesiz bizler için bu kutlu vazifeyi icra etme noktasında ihya edici nitelik taşımaktadır. Bu bakımdan biz selefimizin bu ilahi vazifeyi gerçekleştirmek adına ortaya koydukları gayretlerden bazılarını yolumuzu aydınlatması için arz edeceğiz.
Ata b. Ebi Rabah Emevilerden Abdulmelik b. Mervan’ın huzuruna çıktı. Abdulmelik muhteşem bir vaziyette kürsüsünde oturuyor, her kabilenin ileri gelenleri etrafında toplanmış, bu da Mekke’de hac mevsiminde tevafuk etmişti. Ata’yı görünce hemen onu yanına alarak ne istediğini sordu. O da “ey mü’minlerin emiri Allah’ın ve Rasulünün hareminde Allah’tan kork ve bu harem-i şerifleri imar et. Muhacir ve Ensar çocukları hakkında da Allah’tan kork. Zira sen bu mecliste onların sayesinde oturdun. Ayrıca serhatlarda bulunanlarında haklarına riayet et. Zira onlar Müslümanların kalesidir. Müslümanların idaresini araştır, çünkü onlardan yegâne mes’ul olan sensin, kapındakilerin [...]

AZİZ ŞEHİDİN ANISI*

Abdullah bin Zübeyr radıyallahu anhu, şehadetinden on gün önce annesinin huzuruna girdi ve ona şöyle dedi; “Anneciğim! Ne yazık ki halk ve onlarla birlikte yakınlarım, çocuklarım bile beni yalnız bıraktılar. Az sayıda askerimden başka kimse benimle kalmadı. Hâlbuki dünya malı olarak kimse benden bir şey esirgemiyor. Senin görüşün nedir, nasıl davranma mı tavsiye edersin? Annesi ona şu cevabı verdi: Yavrum, sen işini daha iyi bilirsin. Eğer davanda haklı olduğuna inanıyorsan sabret, dayan. Senin arkadaşlarında hak yolda direnerek öldürüldüler. Kelleni onlara teslim etme, sonra Ümeyyeoğullarının gençlerine oyuncak olursun. Ama eğer bu direnişi dünyevi maksatlarla yapıyorsan senden daha kötüsü yoktur. Eğer gerçekten böyle isen kendine de, beraberinde öldürülenleri de perişan ettin demektir. Eğer hak yolda mücadele ediyorsan dini duyguların zayıflamamalıdır. Daha ne kadar yaşayacaksın ki! En güzel şey hak yolda can vermektir.”
Bunun üzerine Abdullah annesine “Anneciğim! Suriyeliler beni öldürürlerse cesedime hakaret edeceklerinden ve beni çarmıha gereceklerinden korkuyorum” dedi. Annesi, [...]

İLİM TALEBELERİNE

“Ey Ebu Hâzim! Bizim neyimiz var, ne diye ölümden korkuyoruz?
Ebu Hâzim: Çünkü sizler ahiretinizi harabeye çevirip dünyanızı da imar ettiniz. O yüzden imardan harabeye taşınmak istemiyorsunuz.
Ed–Dahhak b. Musa anlatıyor:
Süleyman b. Abdulmelik, (Emevilerin 7. Halifesi) Mekke’ye giderken Medine-i Münevvere’ye uğrar, burada birkaç gün ikamet eder. Etrafındakilere şöyle der: “Medine’de Resulullah’ın ashabıyla karşılaşan kimse kaldı mı?
Dediler ki: “Ebu Hâzim vardır. Bunun üzerine ona haber gönderir, gelmesini taleb eder. Bunun üzerine Ebu Hâzim yanına gelince Süleyman şöyle der: Ey Ebu Hâzim! Bu katılık, bu soğukkanlılık nedir?
Ebu Hâzim: Benden nasıl bir katılık, bir soğukluk gördün ki,
Süleyman: Medine’nin bütün ileri gelenleri beni ziyaret etti sen gelmedin.
Ebu Hâzim: Ey müminlerin emiri! Olmayan bir şeyi söylemekten Allah’a sığın, bugünden önce sen beni tanımıyordun, bende seni hiç görmedim.
Bunun üzerine Süleyman, Muhammed b. Şihab ez-Zühri’ye dönerek şöyle dedi: “Üstat doğru söylüyor bense yanlış yaptım”
Süleyman devamla şöyle dedi:
“Ey Ebu [...]

KORKUSUZ ÂLİM

Biz bu yolun sonunda cennetleri görürüz
Baş koyduk davamıza seve seve ölürüz!…

“Annene de ki; Buluşma yerimiz inşallah cennettir.”
“Said b. Cübeyr şehid edildi. Yeryüzünde onun ilmine muhtaç olmayan hiç kimse yoktur. (Ahmet B. Hanbel)
Emevi halifesi Abdulmelik b. Mervan çok zalim biri olan Haccac’ı Kûfe’ye vali olarak atamıştı.
Bu Haccac Müslümanlara zulmeder, haksız yere onları öldürürdü. Ta ki komutanlarından Abdurrahman b. el-Eşas onun zulmüne dayanamayıp zalim Haccac’a karşı askerlerinden biat alarak savaşa başladı ve bu savaş senelerce sürdü. İlk başlarda Abdurrahman’ın ordusu galip iken sonraları yenildi. Said bin Cübeyr, zalim Haccac’a karşı Abdurrahman’ın ordusunda savaşan âlimlerdendi. Zalim Haccac Abdurrahman’ı yenince ordusundaki Müslümanların çoğunu esir aldı. Esirleri kendilerini Haccac’a karşı savaştıklarından dolayı kâfir olduklarını söylemeleri kaydı ile serbest bırakacağı hususunda onları ikna etmeye çalışıyordu. İkna ettiklerini serbest bırakıyor; bu teklifi kabul etmeyenleri ise öldürtüyordu. Said b. Cübeyr ise kaçanlardandı. Mekke’ye giderek orada bir gecekonduda yaşamaya başladı. Mekke’de kalışının onuncu [...]

CİHAD RUHUNU CANLANDIRAN KADIN “MEYSUN”

Bu kıssayı çağımızın önemli tarihçilerinden Ali Tantavi’den okuyalım: Yıl hicri 607 idi, haçlılar tüm güçlerinin; Orta Doğuya yığdılar. Akka’yı merkez seçtiler. Ve virüs gibi etrafa yayıldılar. Meysun adındaki bayanın dört kardeşi de cephedeydi. Evde tek başınaydı. Hem vatanını hem de dört yiğit kardeşini düşünüyordu. Haçlı kuvvetleri çok yaklaşmıştı. Meysun Müslümanlara nasıl yardım edebileceğini düşünüyordu. Savaşa gitmeyip, ticaret ve şahsi işleriyle uğraşan nemelazımcıları etkileyeceğini düşünüyordu. Şam’ı ayağa kaldıracak güce sahip olduğuna kanaat getirmişti. Bu iman Meysun’u yenilmez bir yiğit haline getirdi. Nasıl başlayacağını, nasıl bir strateji uygulayacağını düşündü. Beline kadar inen örgülerini hatırladı. Onlardan başka silah olabilecek bir şey hatırlamadı. Komşu bayanları çağırdı ve onlara şu teklifi yaptı: Biz erkek değiliz. Hareket alanımız sınırlıdır. Erkekler savaşa gitmiyorsa, bizlerinde yapacağı bazı girişimler olamaz mı? Şu gördüğünüz örgülerim sahip olduğum en kıymetli malzememdir. Onları cihat atlarına yular yapmak istiyorum. Umulur ki savaşa katılmayıp oturan erkekleri tahrik eder. Makası aldı ve örgülerini [...]

MEÇHUL MÜCAHİD*

Fudayl b.İyaz der ki: “Hiç tanınmamayı başarabilirsen yap. Neden tanınasın ki? Neden övülesin ki? Allah katında övülen olduktan sonra insanlar tarafından yerilen olsan ne olur ki?”
Abdullah b. Mesud -radıyallahu anh- der ki: “İlim  pınarları, hidayet meşaleleri, evlerinin düşkünleri, gecenin kandilleri, kalpleri yeni, elbiseleri eski kimseler olun. Göktekiler tarafından bilinen, yerdekilerden gizlenen kimseler olun.”
İslam Tarihi’nin sayfaları kendilerini Allah’a adayan, hayatlarının tümünü O’na veren, tüm gayretlerini O’na sarfeden ve hiçbir şeyi O’na ortak koşmayan ihlaslıların üstün kahramanlıkları ve örnek davranışları ile doludur.
Bunlardan biri, Hasan el-Benna’nın günlük “İhvânu’l-Müslimin” gazetesindeki bir Cuma yazısında kaleme aldığı bir olaydır. Hadise özetle şöyledir:
Müslümanlar, savaşlarının birinde, düşmanlarının son derece sağlam bir kalesi önünde dururlar. Kalenin kuşatması uzayınca,  bir asker kalenin bir duvarından bir delik veya gedik açıp oradan içeri girmeyi ve kalenin kapılarını Müslüman savaşçılara açmayı düşünür. Bu Müslüman savaşçı düşündüğünü yapar ve sessiz sakin bir şekilde duvarı tek başına deler ve [...]