Konularına Göre Yazılar

  • Permalink Gallery

    Amerikan Emperyalizminin Arkasında Yatan Gerçek; AKİDE SAVAŞI !!!

Amerikan Emperyalizminin Arkasında Yatan Gerçek; AKİDE SAVAŞI !!!

Bismillahirrahmanirrahim

Yaşadığımız şu günlerde Amerikan emperyalizminin ahtapot gibi tüm ülkeleri sarmaya, sıkmaya ve sonunda kendi arzularına boyun eğdirmeye yönelik azgın tutumu hissedilir biçimde görülmektedir. İsrail ve ABD uşağı hain birkaç krallık hariç tüm dünya ülkeleri Amerikan tehdidi altındadır. Avrupa ve İngiltere de ABD’nin bu azgın tutumundan vergi artırımları ve ambargolarla payına düşeni almış ve yola getirilmiş gözükmektedir.

Merak edilen şudur? Nefretle karşılanan bu politikalar seçilmiş besili Başkan Trump’ın ihtiras, şımarıklık ve müptezelliğinin bir sonucu mudur? Bizce değil!

Besili Başkan Trump’da tıpkı kendinden önce ki ABD Başkanları gibi o derin sisteminin oraya monte ettiği “ben çalayım sen oyna türünden” kukla bir adamdır. Oyunun dışına çıkması ve arzu edilenin dışında davranması mümkün değildir. Oyunun dışına çıktığı an, Rusya ile seçim iş birliği, vergi kaçakçılığı gibi daha nice kirli işlerinin basında gündem olacağını ve bunun sonucunda yerleşik düzen tarafından yargılanıp gereken cezaya çaptırılacağını en iyi o biliyor.

Söz buraya gelmişken, toplumu yanıltıcı ciddi bir algı operasyonundan [...]

  • Permalink Gallery

    Uçmayı Başaran İlk İnsan: ABBAS İBN FİRNAS (810- 888)

Uçmayı Başaran İlk İnsan: ABBAS İBN FİRNAS (810- 888)

Asıl adı Abbas Ebu’l-Kasım ibn Firnas bin Virdes el-Tekurinî olan Abbas İbn Firas’ın doğum tarihi hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla beraber, 810 yılında dünyaya geldiği bir kısım tarihçi tarafından kabul edilmiştir. O, Tekuronna’da (bugünkü Ronda) yaşayan Berberi bir aileye mensuptur.

Dönemin ilim ve bilim merkezi olan Endülüs’te doğması, onun bilime olan katkılarında önemli rol oynamıştır. Orta Çağda Avrupa’nın içinde bulunduğu “karanlık dönem” olarak adlandırılan geri kalmışlığın aksine Endülüs’te İslam’ın aydınlığı yaşanmıştır. Nobel ödüllü ünlü Fransız fizikçi Pierre Curie (1903) “Endülüs’ten bize 30 kitap kaldı. Atomu parçalayabildik. Eğer yakılan bir milyon kitabın yarısı elimize ulaşmış olsaydı, bugün çoktan uzayda galaksiler arasında seyahat ediyor olacaktık” sözleriyle bu itirafını dile getirmiştir. İşte İbn Firnas da bahsedilen bu kişilerdir. Bu dönemde Endülüs’te otoriteyi elinde bulunduran Emevî Devleti tahtına 822 yılında geçen II. Abdurrahman, bilim ve teknikte gelişmenin önünü açmış ve bu alanda yetenekli kişileri desteklemiştir.

Abbas Kasım İbn Firnas’ın ilgilendiği alan astronomi (gök bilimi) olmakla [...]

CAM ŞİŞELERİ KIRMAYIN!

Hassastır, kırılgandır Allah’ın kadın kulları. Kadınlar, kimsenin istediği şekilde dövebileceği bir köle, bir eşya değil, zayıf tarafları korunması gereken Allah’ın erkeklere verdiği bir emanettir. Bekârken babalarının, evlendikten sonra da kocalarının belli bir süre yanında güzellik ve nezaketle tutmaları gereken, sonra da Allah tarafından haklarının yerine getirilip getirilmediğine dair hesaba çekeceği narin bir çiçektir kadınlar.

Enes radıyallahu anh bildiriyor:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir yolculuğundaydı. Enceşe adında bir köle, binek hayvanlarını şiirlerle coşturup sürüyordu. Bunun üzerine Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona:

“Ey Enceşe! Cam şişeleri (kadınları) taşıyan develeri yavaş sür!”  [1] buyurdu.

Kadınların duyguları, hisleri, ihtiyaç ve istekleri, bu kadar mı mükemmel anlatılır! Muhteşem, veciz bir anlatım! Bir tek yüce ahlak sahibi birinin ağzından dökülebilir, bu birkaç kelime ile çok şey ihtiva eden sözler. Elinize son derece değerli camdan yapılmış bir vazo verildiğini farz edelim. Emanet eden dedi ki:

“Bu değerli, pahalı mı pahalı vazoya çok dikkat et! Onu hor kullanır ve çok sıkarsan [...]

İMAN KALBE SIZINCA…

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasûlullah’a onun ailesine ve ashabına olsun.

Tufeyl b. Amr ed-Devsi adında Yemen’li meşhur bir şair vardı. Bu zât memleketinden Mekke’ye hac gayesiyle gelmişti. O dönemde Mekkeliler Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile ilgili olarak Mekke’ye girenlere onu kötüleme kararı almışlardı. Tufeyl Mekke’ye girdiğinde ona o kadar telkinde bulunmuşlardı ki sonunda efendimizin sözleri kulaklarına gelmesin diye onlara pamuk tıkamıştı. Ancak Allah’ın takdirinden kaçış yoktu. Bir vesileyle efendimizin sözleri Tufeyl’in kulaklarına ulaşmış ve o kendisini düştüğü bu tuhaf durumdan dolayı kınamıştı. Kendi kendisine şöyle demişti: “Yazık, keşke anam beni kaybetseydi! Vallahi ben değerli bir şairim. Güzel ile çirkin bana gizli kalmaz. Şu adamın sözlerini işitmeme ne mâni var ki? Güzel ise kabul eder, çirkin ise reddederim.” Nihayet efendimizi evine kadar takip etmiş, onun ardından kapıyı çalarak evine girmek için izin istemiş, başından geçenleri ona anlatmıştı. Kur’an-ı Kerim’i işitince O’nun beşer kelamı ve şiir olmadığını [...]

“TÂLUT VE CÂLUT” KISSASINDAN HİKMET DAMLALARI

Kur’an-ı Kerim tüm insanlığın selameti, hidayeti için Allah tarafından gönderilmiş ilahi bir kitaptır. Kendisinde asla şüphe barındırmayan bu kitap, Arap diliyle Hz. Muhammed aleyhisselam’a indirilmiş olmakla beraber ırk, renk, cinsiyet, yaş ayrımı yapmaksızın insanlığın tamamına hitap edebilecek bir muhtevayla karşımızda durmaktadır. Bu açıdan; gönlünü bu ilahi hitaba açan her insanın iman ve istitaat ölçüsünde alacağı ders ve ibretler muhakkak vardır. Bu ise; Allah azze ve celle’nin Kur’an-ı Kerime ihsan ettiği çok büyük bir lütuftur. Zira dünya üzerinde genç ile yaşlıyı, çoban ile profesörü, cahil ile âlimi aynı tedrisatta buluşturabilen ikinci bir kitap mevcut değildir.

Kur’an-ı Kerim bir ayna gibidir. O aynanın karşısına geçen herkes karşısında kendi yansımasını bulur. Diğer bir ifadeyle Kur’an-ı Kerim, farklı farklı anlayış düzeylerine ve çeşit çeşit fıtrat yelpazesine rağmen içinde herkesin kendisini bulabileceği bir yapıya sahiptir. Bu ise O’nun, zengin bir muhtevaya ve bunu en güzel şekilde ifade edebilecek bir üsluba sahip olmasından ötürüdür. Tabi bunların [...]

  • Permalink Gallery

    ASHABI KEHF; ŞÜPHESİZ ONLAR RABLERİNE İMAN ETMİŞ GENÇLERDİ

ASHABI KEHF; ŞÜPHESİZ ONLAR RABLERİNE İMAN ETMİŞ GENÇLERDİ

Bir toplumdaki gençler ile değişecektir her şey. Bir toplumdaki gençlik fesada uğramışsa tüm toplum fesada uğramış demektir. Bu durumu çok iyi bilen fesat salanlar gençlerimizin zihinlerini rablerinden uzaklaştırmakta ve derin bir uyku içine sokmaktadırlar. Allah ashabı Kehfi uyutarak fesattan kurtarırken, zalimler, koltuklarının bekçiliğini yapanlar ise gençleri uyutarak fesada uğratmaktadırlar

(Ey Muhammed!) Yoksa sen Kehf ve Rakîm ashabının delillerimiz arasında hayret edileceklerden olduklarını mı sandın? Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da: “Rabbimiz! Bize nezdinden bir rahmet ver ve işimizde bize doğru olanı kolaylaştır” demişlerdi.

Bunun üzerine biz de nice yıllar onların kulaklarını mağarada tıkadık (uyuttuk.)

Sonra iki fırkadan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesapladığını ortaya çıkarmak için onları uyandırdık.

(Ey Muhammed!) Biz sana, onların haberini dosdoğru olarak anlatıyoruz. Şüphesiz ki onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık. Onlar (zalim hükümdarın karşısına) dikilip şöyle dediklerinde biz onların kalplerini pekiştirmiştik: “Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz O’ndan başka hiçbir ilâh, asla çağırmayız. [...]