33. SAYI (AĞUSTOS 2015)

DEMOKRASİ ALTINDA NEFRET SÖYLEMİ

Halkın sandık başına giderek yöneticilerini seçtiği bir rejimin adı olan Demokrasi, halkın yönetimi, halkın kendi kendisini yönetmesi anlamına gelen siyasi yönetim biçimidir. Ancak bu bize anlatılan ve gösterilen kısmı, gerçek böyle midir? Gerçekten 4-5 yılda bir yapılan seçimlerle yöneticileri halk mı seçiyor yoksa senaryoları önceden belirlenmiş olan metni bizlere birileri ‘demokrasi’ ve ‘seçimler’ adı altında oynamamızı mı istiyor?

Bugün bizlere sunulan metni oynamamız, bizlere verilen görevleri yerine getirmemiz istenmektedir. Anlaşılan bu demokratik sistem devam ettiği sürece figüran olmaya devam edeceğiz. İşin ilginç yanı ise bizi yaşatan, yaratan ve hüküm koyan Allah’ın bizden hangi sistemi, hangi yollarla getirmemiz gerektiğini bildirmesine rağmen inançlı insanların demokrasi rüzgârına kapılması ve Allah’ın ne istediğini unutmasıdır. Bizler bu noktada Kuran ve sünnete sahip çıkmamız gerekirken meseleyi yanlış anlayıp batının demokrasisine sahip çıkıyoruz. Hatta o kadar çok sahip çıkıyoruz ki meseleyi abartıyoruz. İslam’ı bıraktıktan sonra hiçbir zaman geçemediğimiz batıyı seçimlere katılım oranında geçiyoruz. Batılı toplumlarda % 50 [...]

3 YAŞ BUHRAN DÖNEMİ-2

Bir önceki yazımızda üç yaş kapris dönemini, bu dönemdeki çocukların ne hissettiklerini, gelişmelerine paralel olarak kendilerinde ne gibi değişimlerin olabileceği ve son olarak ta anne babanın, çevrenin bu yaş içindeki çocuklara nasıl davranmaları konusunda izahlara girişmiştik. 3 yaş, kaprisler ve buhranlar dönemidir. Bu dönemde anne ve babalar telaşa kapılmamalı ve bilinçli bir şekilde hareket etmelidir. Ebeveyn bu süreçte bilinçli hareket ettiğinde, çocuk kaprislerini ve buhranlarını bir ahlak haline getirmeyecektir.

Peki, anne ve baba nasıl bir yöntem izlemelidir? Sorusunu bir önceki yazımızda sorup 5 maddeyi dillendirip bu sayımızda açıklayacağımızı belirtmiştik.

1- Sevgi

Sevgi, hayatın mayasıdır. Kalplere hayat verir. Her insan kendini sevdiği gibi başkaları tarafından da sevilmeyi beklemektedir. Sevgi, açlık ve susuzluk gibi sürekli doyurulması gereken bir duygudur. Bu duyguya yavrularımız daha fazla ihtiyaç hissetmektedir. Çocuk dağda mı yoksa sarayda mı yaşadığını bilmez ama sevilip sevilmediğini çokta iyi bilir. Sevildiğini hissettiği anda huzur hisseder ve yüce insani vasıflara adım atar. Ancak sevgi ışığıyla [...]

SEBEPLERE SARILMAK TEVEKKÜLE ENGEL MİDİR?

Hamd her şeyi bir sebep üzere yaratan Allah’a, salat ve selâm ise sebeplere sımsıkı sarılarak ümmetine tevekkülü doğru bir şekilde öğreten, peygamberimizin üzerine olsun.
Tevekkül; kulun elinden gelen tüm gayret ve çabayı göstermesinden sonra gücünün ve takatının kesildiği yerden itibaren geriye kalanı Allah’a havale etmesine, Rabbine niyaz edip dua ile kendisine yardımda bulunması için yönelerek dua etmesine denilir.

Rabbimiz Kur’an’ı Kerim’de her şeyi bir sebep üzere yarattığını ve her şeyi bir sebebe bağlı kıldığını haber vermektedir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz tevekkülü en iyi öğrenen ve aynı zamanda da en iyi öğreten bir peygamber idi. Allah azze ve celle’nin “Allah seni insanlardan koruyacaktır.” (1) buyruğuna rağmen yine de o dünyevi sebeplere bağlı kalmış, Allah’u Teâlâ’nın ve meleklerinin yardımıyla desteklenmiş olmasına rağmen Uhud’da zırhını giymeyi ihmal etmemiş, yaralanmasına ve yanağına batan miğferinin demirleri canını acıtmasına rağmen tevekkülü doğru anlamış ve sebeplere sarılmaktan vazgeçmemişti. Başına gelen musibetler karşısında Rabbinin bu buyruğunu [...]

İRAN DEVRİMİNİN DEVRİLİŞİ

Birleşmiş milletler daimi üyeleri ve Almanya (P5+1 ülkeleri) ile İran arasında yürütülen nükleer müzakerelerinde nihai bir anlaşmaya varıldı. İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandıran bu anlaşmayla birlikte süper güçler denilen emperyalist ülkeler İran’ın nükleer silah üretebilme kapasitesini de kontrol altında tutabilecekler. Buna karşılık, rejim üzerindeki ambargolar kalkacak ve yurt dışındaki bankalarda bloke edilen milyar dolarlar aşamalı olarak İran’ın hesabına aktarılacak.

Bugün Fransa, Çin, İngiltere, Rusya, ABD, İsrail, Kuzey Kore, Hindistan ve Pakistan’ın nükleer silahları var. Dünya için en büyük tehlikenin nükleer silah olduğu söyleniyor(!) Fakat Amerika’nın Hiroşima ve Nagazaki’de kullandığı atom bombasında katledilen insanlardan çok daha fazlası; bugün Avrupa, Amerika ve İsrail eliyle katlediliyor. Hem de atom bombası kullanılmadan(!!!) Değişen ne? Atom bombası kullanarak alçakça katletmek büyük bir vahşet de, uçaklarla, tanklarla, silahlarla öldürmek, katletmek, işkence ve tecavüzlerde bulunmak çok mu masumca?

İran, şuan İslam coğrafyasında dökülen kanın büyük bir kısmından sorumlu. Amerika’nın Afganistan’ı işgali sırasında üstlendiği rol ve Irak, Suriye, Yemen’deki [...]

TEVEKKÜL ALLAH’A İMAN ETMENİN GEREĞİDİR

Âlemlerin Rabbi olan Allah›a hamdolsun. Bütün davranışlarında Allah’a tevekkül etmenin en güzel örneklerini ortaya koyan Peygamber Efendimiz’e, onun âline, ashabına ve kıyamete kadar gelecek olan etbâına salât ve selam olsun.
Müslümanın, bütün işlerinde Rabbine tevekkül etmesi ve tam bir şekilde O’na bağlanması gerekir. Çünkü müslüman yakînen bilir ki, yaratmak, düzene sokmak, zarar ve fayda vermek yalnızca Allah’ın elindedir. Allah’ın olmasını dilediği her şey olur, olmasını dilemediği hiçir şey de olmaz.

Tevekkülün Hakikati

Tevekkül, bir şeyin bütün sebeplerini ve insanın güç yetirdiği bütün gereklerini gerçekleştirdikten sonra neticeyi Allah’tan beklemektir. Fakat bir şeyin sebeplerini yerine getirmeden, o şeyin neticesini meydana getirmesini Allah Azze ve Celle’den beklemek kuru bir temenni ve büyük bir ahmaklıktır. Temenni ile tevekkül arasındaki farkı en iyi açıklayan şu misaldir: Verimli olan toprağını sulayan, tohumunu eken, güzelce ve yeterli derecede sulayan ve gübresini atan sonra da ekini en güzel bir şekilde vermesini, afetlerden koruyup muhafaza etmesini Allah Azze [...]

TEDBİR TEVEKKÜL OLUNCA, TAKDİR LÜTUF OLUR

Tevekkülün iman, düşünce, çalışma ve sosyal hayatımızda önemli bir yeri vardır. Tarihin her döneminde fert ve toplumun başarısı; azim, sabır, gayret, tevekkül ve istikrar gibi kişinin moral ve heyecanını canlı tutan değerlerle orantılı olmuştur. İlk görünüşte bu tür mücerret kavramlar sadece inançla ilgili gibi görünüyor olsa da geniş anlamda ele alındığı zaman toplumun maddi ve manevi bütün sosyal hayatını etkilediği anlaşılmaktadır. Çünkü inancın hayata yansımasının temelini oluşturan tevvekkül; azim, sabır, cehd, gayret, kanaat, takva ve teslimiyet gibi hususların bilincinde olarak uygulanmaya konmasıdır. Bu yüzden İslam’ın inanç sistemini yakından ilgilendiren bu kavram asıl amacına uygun olarak yorumlanmalıdır.
Sözlükte “Allah’a güvenmek” anlamındaki vekl kökünden türeyen tevekkül “birinin işini üstüne alma, birine güvence verme; birine işini havale etme, ona güvenme” mânasına gelir. Birine güvenip dayanan kimseye mütevekkil, güvenilene vekîl denir.

Tevekkül bir terim olarak “bir kimsenin kendini Allah’a teslim etmesi, rızkında ve işlerinde Allah’ı kefil bilip sadece O’na güvenmesi” şeklinde tanımlanmaktadır. İbn [...]