• İBRAHİMADAK
    Permalink Gallery

    EY MÜSLÜMAN! ÖFKELENMEN İÇİN DAHA KAÇ İDAM DAHA GEREK

EY MÜSLÜMAN! ÖFKELENMEN İÇİN DAHA KAÇ İDAM DAHA GEREK

İslam Ümmeti her geçen gün fersah fersah ümmet olma bilincinden uzaklaşmakla birlikte, bunu göremeyecek kadar aptal olmayan Batı ise bunu çok iyi değerlendirmektedir. İslam Coğrafyası kan revan içerisinde iken, zulmün alelade ortalıkta kol gezindiğini görüyorken, her geçen gün yeni bir tecavüz vakası kulaklarımıza fısıldanıyorken, sivil halkı vurmuyoruz naraları egemen medyada kendine yer edinmişken, ümmetin bu nemalazımcılığı ise yaşadığımız durumun en kötüsüdür.

Geçtiğimiz günlerde Bangladeş’ten gelen haber ise bir kez daha yüreklerimizi dağlarken, bu zulme sessiz kalan Müslümanların öfkelenmemesi ise bir o kadar yüreklerimizi dağlamıştır. Cemaat-i İslami Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Kameruzzaman, ülkenin 1971 yılındaki Bağımsızlık savaşında, savaş suçu işlediği iddiasıyla suçlu bulunmuş ve 11 Nisan günü dünyanın gözünün içine baka baka idam edildi. Bu idamla Cemaat-i İslami’ye gözdağı vermek isteyen Bangladeş hükümeti ve onun işbirlikçileri Müslümanları idamlarla, infazlarla, katliamlarla durdurabileceğini zannetmektedir.

Yerel Basın ve Yabancı Basın ise Bangladeş’teki bu idama aç kurtların yiyeceğe üşüştüğü gibi üşüşerek kitleleri nasıl yönlendiririz derdine tutulmuşken, [...]

KULUM! BEN SENİNLEYDİM AMA SEN KİMİNLEYDİN?

İmtihânlarla sarmalanmış şu gurbet diyârın da insanoğlu’nun gidip varacağı, önünde duracağı ve tüm renklerin belli olacağı bir ölüm kapısı var.

Ne de çabuk geçti zamanlar üzerimizden. Hiç de tekrârı olmayan yılda dört mevsim yaşar gibi yaşadık ömrümüzden. Önce çocukluğumuz, gençlik yıllarımız ile hayâtın cıvıl cıvıl güzelliklerini yaşayarak bahar devresi geçirdik. Her şey tozpembeydi gözlerimizde. Sînelerimiz de dert, keder, elem nedir bilmezdik. Mutluluğu bâkî sanırdık. Hayat ilerleyince sıhhati ve kuvveti bulunca iç dünyâmız da bir yaz mevsimi yaşadık. O zaman yandık sıcaktan, o zaman gerçeklerle yüzleştik hatta külleri dahi hissettik benliğimizde. Ansızın sonbahar rüzgârları esmeye başladı. Yaprak dökümü yaşıyorduk hayat defterimizde. Ağacın yaprakları sararıp da solduğu gibi ömür de düşüyordu takvim yaprağında. Zirveye çıkıp da sonra aşağı inen bir hâli andırıyordu rûhen, bedenen yaşadıklarımız. Her şey tersine ilerliyordu artık. Yâsîn sûresi bu hakikati açıklıyordu:

“Kime uzun ömür verirsek biz onun gelişmesini tersine çeviririz. Hiç akıl erdirmiyorlar mı? (Yâsîn; 68)

Başladığımız yere, tekrar ilk [...]

  • ömerergül
    Permalink Gallery

    ALLAH İLE RASULÛ ARASINI AYIRANLAR VE KABİR AZABI MESELESİ

ALLAH İLE RASULÛ ARASINI AYIRANLAR VE KABİR AZABI MESELESİ

“O, gaybı bilendir. Hiç kimseye gaybını bildirmez.
Ancak seçtiği resûller başka. (Onlara bildirir.) Fakat O, Resûlün önünde ve arkasında gözetleyici (melek)ler yürütür ki resûllerin, Rablerinin vahiylerini tebliğ ettiklerini bilsin. Allah, onların her hâlini kuşatmış ve her şeyi inceden inceye sayıp dökmüştür.”
Şer’î naslar, farklı veçhelerden kategorize edilmektedir. Bu farklı yönleri dolayısıyla müsâvî olmaları imkân dâhilinde değildir. En basitinden naslar, itikâd, muâmelât ve ahlâka müteallik olmak üzere üç kısma ayrılabilir. Bunlar da kendi aralarında bölümlere ayrılırlar ve birbirlerinden farklı mülahaza edilirler. Kabir hayatına dair konumuz gereği, onun üst şemsiyesi olan itikâd kategorisi de kendi içerisinde -klasik eserler göz önüne alındığında usûlü’s-selâse diye adlandırılan- üç kısma ayrıldığı görülecektir. Bunlar, ilâhiyyât, nübüvvât ve sem’iyyât bahisleri olarak adlandırılırlar. Bu tasnife göre kabir konusu da sem’iyyât bahislerinde ele alınan bir konudur. Çünkü sem’iyyât konuları tamamen sahih nakle dayanan bir alandır. Bu açıdan da baktığımızda itikâdî meseleleri, aklın müdâhil olduğu ya da sırf nakle [...]

  • yusufyılmaz
    Permalink Gallery

    ÖLMEDEN ÖNCE VASİYET EDECEĞİN ŞEYLERİN ARASINA BUNLARI DA YAZ

ÖLMEDEN ÖNCE VASİYET EDECEĞİN ŞEYLERİN ARASINA BUNLARI DA YAZ

Ebu Musa el-Eşari radıyallahu anh, Rasulullah’ın şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Salih olan meclis sahibinin ve kötü olan meclis sahibinin misali, ancak, misk taşıyan kimse ile körüğe hava veren kimse gibidir. Misk taşıyan kimse ya miskinden sana verir ya da ondan misk satın alırsın veya onda bir koku hissedersin. Körüğe hava basan kimse ise ya senin elbiseni yakar ya da onun üzerinde çirkin bir koku hissedersin.” (Buhari ve Müslim)

Bugün kendilerine pek rastlayamadığımız ancak bir zamanlar camilerin köşelerinde güzel kokular satan yaşlı amcalarımıza şahit olurduk. Onlar hem cami içinin hem de dışının süsleriydi… Aksakallı, güler yüzleriyle kalplerdeki sevgiyi üzerlerine çekerlerdi. Onların ellerinde küçük tüplere koku aktardıkları şırıngaları olurdu. Orada bulunanların dikkatlerini kendi üzerine çekmek için güzel kokuları etrafa saçarlardı. Camiden çıkan, yoldan geçenler kendi istekleriyle, kendi iradeleriyle koku satın alırlar ya da alışveriş niyeti taşımadan bu zat-ı muhteremin tezgahında ne satılıyor diye yanaşırlarda onlarda cömertliklerini gösterip ya elinize ya da şırıngayla üzerinize [...]

CEHENNEMDE İNSANLARIN DURUMLARI

Said b. Cübeyr şöyle der: “Cehennem ehli acıktığında açlıktan bağırırlar, bunun üzerine onlara zakkum ağacı verilir, onları yiyince yüzlerindeki deriler dökülür öyle ki birisi onların yanından geçse yüzlerindeki derinin üzerindeki işaretlerden onları tanır. Cehennem ehli zakkum ağacından yedikten sonra susar ve onun için talepte bulunur, bunun üzerine ona irin gibi bir su verirler, suyu ağızlarına aldıklarında onun sıcaklığından onların yüzleri pişer, iç bağırsakları erir, bağırsakları ve derileri düşer halde yürürler. Daha sonra onlara demirden gürzlerle vurulur, vuruşların şiddetinden azaları önlerine düşer. Bunun üzerine çığlıklar atmaya başlarlar.” (1)

Hamd Allah’a, salat ve selam peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’e, ailesine ve ashabınadır.

Dünya hayatı bizim için bir imtihandır ya aleyhimize ya da lehimizedir.

Allah’ın basiretli kulları dünyanın gelip geçiciliğine kapılmayıp imtihanlarını vermek için ve Allah’ın sonsuz cennetine aday olmak için var güçleriyle gayret ettiler.

Hikmetten mahrum, basiretleri kapanmış kimseler ise dünyanın zevklerine, istek ve arzularına kapılıp Allah’ın sonsuz cehennem azabına müstahak olmuşlardır. Allah cümlemizi bu [...]

KARIŞIK İŞLER

Bismillahirrahmanirrahim
Türkiye’nin geçen ay en önemli gündemi hiç şüphesiz üç gün içerisinde meydana gelen seri olaylardı. Bu seri olayların neler olduğunu tekrar hatırlayalım:
1. Elektrik Kesintisi

Türkiye’nin birçok ilinde aynı anda meydana gelen ve hayatı felç eden elektrik kesintisi, elektrik enerjisiyle üretim yapan Sanayi’yi olumsuz etkiledi. Metro ve tramvay ulaşımları durdu. Trafik sinyalizasyonları çalışmadı. Su pompaları ve kombiler çalışamadığı için önce evler soğudu akabinde sular kesildi. İşin tuhaf tarafı; aynı anda Türkiye’nin dört bir tarafında gerçekleşen bu arızanın nereden kaynaklandığı tam olarak izah edilemedi. Ya da bu işi yapanların amaçladığı gibi, toplumun üzerinde korku ve endişe havasının hâkim olmaması için olayın gerçek sebebi gizlendi.

2. Savcının Öldürülmesi

Elektrik kesintisinin olduğu saatlerde İstanbul adliyesinde bir nevi siyasi davaya dönüşen Berkin Elvan davasına bakan, savcı Mehmet Selim Kiraz önce rehin alınıyor daha sonra tabiri caizse şov yapılarak öldürülüyor. Saldırıda öldürülen savcı Mehmet Selim Kiraz kısa bir süre önce hükümet tarafından yeni atanmış ve [...]