PEYGAMBER SEVGİSİ

CEHENNEM
CHARLİE’LERLE
HEBDOLU

Mahlûkatı sonsuz kudreti ile vareden Allah celle celâluh, her işinde hikmet sahibidir. İlminin nihayeti olmadığı gibi O’nun bilgisinin dışında da herhangi bir olay meydana gelecek değildir. O, yaptıklarından ve yarattıklarından sorguya çekilemez bilakis yarattığı mahlûkatı fiillerinden hesaba çekecek olan da yine O’dur. Nihayetsiz ilmi ile ve iradesi ile peygamberlik görevini kulları içersinde kime vereceğini, bu vazife ile hangi kulunu muvazzaf kılacağını en iyi bilen âlemlerin Rabbi; çeşitli zaman ve zeminlerde sayıları on binleri belki de yüz binleri bulan peygamberleri vesilesi ile kullarına merhamet etmiş, imtihan için yarattığı bir âlemde kullarına doğru yolu gösterecek risalet müessesesinin temsilcisi peygamberler göndermiştir. Hepsine binlerce selam olsun!- Allah azze ve celle’nin bizi şahit kılması ile vazifelerini hakkıyla deruhte eden peygamber efendilerimiz, Rableri tarafından aldıkları sancağı gerçek manada yüceltmiş ve sünnetullah gereği ölüm denilen kâseden içerek sancağı bir sonraki nebiye teslim etmiştir. Seçkin kullar halkası olan bu nebiler silsilesinin hâtemi ve sonuncusu ilahi [...]

DOĞU TÜRKİSTAN VE ÇİN MEZALİMİ

Bu sayıda ele alacağımız ülke, tüm dünyanın gözleri önünde Çin mezalimine maruz kalan Uygur asıllı Müslümanların beldesi Doğu Türkistan. Asya’nın kalbi olarak nitelendirebileceğimiz stratejik bir bölgede konumlanan ve zaman zaman çeşitli vesilelerle Türkiye gündeminde ufak haber kırıntıları şeklinde yer alan Doğu Türkistan, Müslümanların gündeminde pek de yer işgal etmeyen ancak baskı, işkence, zorunlu göç, ayrımcılık ve İslami her öğenin yasaklanması şeklinde işleyen iğrenç Çin politikalarının kıskacında yaşayan mazlum Müslümanların beldesidir.

Çin’in beş otonom bölgesinden biri olan ve 1949 yılından bu güne Çin Halk Cumhuriyetinin siyasi ve iktisadi tahakkümü altında bulunan Doğu Türkistan, 1.828,418 kilometre karelik yüz ölçümüyle1 Türkiye’nin neredeyse üç katı büyüklüğünde geniş bir toprak parçasına sahiptir. Güneyde Pakistan ve Hindistan, güneybatı ve batıda Afganistan, Tacikistan, Kırgızistan ve Kazakistan, kuzeyde Sibirya, kuzeydoğuda ise Çin ve Moğolistan ile komşu olan bölge Avrasya’nın tam göbeğinde ve Eski İpek yolunun merkezinde konumlanmaktadır. Zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahip olan ülkenin nüfusu hakkındaki bilgiler [...]

KADININ KOCASI ÜZERİNDEKİ HAKLARI

Genellikle bir takım problemler aileler içinde meydana gelir ve bunlar ailede huzursuzluğa yol açar. Evvela huzursuzluğun sebebini, kaynağını bulmak önemlidir mutlu olabilmek için.

Evlilikte Stres Kaynakları

Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan bu konuda şunu söyler:
Uzun ilişkiler karşı tarafın eksikliklerini abartır, üstünlüklerini küçümser.”
(“Bizim hanım anlamaz” gibi)
Aile terapistlerine en çok sorulan soru şudur: “Evliliğin yıkılmasını neye bağlıyorsunuz? Ekonomik sıkıntılar mı? Konuşamamak mı? Parasızlık mı? Kıskançlık mı? Sadakatsizlik mi? İlgisizlik mi? Eğitimsizlik mi? Kişilik çatışması mı?…”
Bunların çoğu birer belirtidir. Gerçek sebep sevgi, saygı ve güven bağlarını zayıflatan herhangi bir şeydir. Evliliği bir arada tutan harcın malzemeleri sevgi, saygı ve güvenden oluşur.

1- İLGİSİZLİK

Sevgi bir ateştir. Sürekli yakılması ve beslenmesi gerekmektedir. İlgilenilmediğin de ateş nasıl sönerse sevgi ateşi de öyle söner gider.

Sevgiyi ateşleyen birinci şey ilgidir. Ateşe değer vermektir, bakımını yapmaktır.

Herkesin yaşadığı bir evi vardır. Evi yıkılmaktan, yıpranmaktan korumak için sürekli bakım ve ilgi gerekir. Bırakılırsa ev dağılır. Tamiri ertelenirse bozulmalar başlar.

Bir [...]

İSLAMİ MÜCADELEDE KADININ YERİ

Kadınlar ve erkekler birbirlerini tamamlayıcı olarak yaratılmışlardır. İnsan yaşamının başladığı tarihten itibaren kadınlar, erkeklerle omuz omuza durarak yaşamın tüm alanlarında varlıklarını hissettirmişlerdir. İnsan yaşamı kadın erkek varlığı ile devam etmekte ve beşeriyet tarihinin en büyük insanlarını yetiştirenler yine kadınlardır. Evde ki ilk öğretmenin bir kadın olması ve her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır vecizeleri de kadınların toplum içindeki önemini ifade etmektedir.
Toplumun eğitim ve yetiştirilmesindeki en büyük rollerden birisi de kız evlat, eş ya da anne olarak kadının omuzlarına düşmektedir.
Hanımların İslami harekette etkinlikleri İslam toplumunun gelişmesi açısından hayati bir önem taşır. Çünkü ilk öğretmen olması itibariyle nesli yetiştiren kadındır. Tebliğ konusundaki çeşitliliğe baktığımızda kadınların anne veya eş olarak tüm bu yöntemlerden en etkin şekilde yararlandığını görmekteyiz. Çünkü her milletin saadeti, o toplumun bireylerinin ailedeki eğitimine bağlıdır ve aile içinde de en etkin unsur, evin kadınıdır.
Tarihi kaynaklar incelendiğinde kadınların kadınlara ders verdiği, kadınların Hz. Peygamber ve Hulefa-i [...]

İSLAM’DA TESETTÜRÜN ÖNEMİ

Hamd;“Sanki onlar gizlenmiş inci gibidirler”(1) şeklinde buyuran Allah’a;

Salât ve Selâm ise; “Cennet kadınının başörtüsü dünyadan ve dünyadaki her şeyden hayırlıdır”(2) ve“bir kız, namaz kılacak yaşa gelince, yüz ve iki eli hariç, vücudunu erkeklere gösteremez”(3) buyuran Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellemefendimize;

Allah’ın rahmeti ve mağfireti de, bu emirleri başının tacı edinen ve bu uğurda zorluğa, meşakkate, sıcağa ve nefsi birçok isteğe karşı gelerek, Rabbine kulluğa kendini adayan ve tesettürüne riâyet eden müslüman hanımların üzerine olsun.

Tesettür; Canlılar arasında sadece insana mahsus olan bir özelliktir. Şer’i mükellefiyetlere haiz olan müslümanlara Rabbimiz tarafından hicri 4. yılda Zilkade ayında farz kılınmış ve o zamandan beri müslüman kadınların üzerinden asla çıkmayacak ve Allah’ın izniyle asla çıkarılamayacak olan koruyucu ve sağlam bir kaledir tesettür.“Müslüman Hanımların Allah’ın emrine uygun olarak örtünmesi” demektir.

Tesettür, “İslâm’ın şiarı ve imanın alametidir.” Bedenimizde Allah’ın hâkimiyetini kabul etmiş olmanın bir göstergesidir. Bu sebeple dini ve imani bir konu olup, sadece İslâm dinine mahsus [...]

HİÇ BİTMEYEN ARZU; ŞİA İMPARATORLUĞU

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM

“Amerika’nın Orta Doğu da yaptığı tüm girişimler dolaylı olarak İran’ın bölgede güçlenmesine, yeni nüfuz alanları edinmesine ve kuvvetli bir Şii ekseninin oluşmasına katkı sağlamaktadır.

Amerika’nın bölgedeki siyasi ve askeri operasyonlarının kazananı uzun vadede İran olacaktır.”

Bu tespit 2005 yılında yani bundan on yıl önce Milli İstihbarat Dairesi eski başkanı Mahir Kaynak tarafından ortaya koyulan bir öngörüydü.

Bu görüşe, özellikle İslami camialar içerisinde –istisnalar hariç- çoğu kimse itibar etmemişti.

İkamet ettiği emperyalist Fransa’dan kalkan uçakla, güle oynaya Tahran hava alanına inerek devrimin ve İran’ın başına geçen ve “büyük şeytan Amerika” diyerek toplulukları coşturan Humeyni’nin İRAN’ı ile emperyalist Amerika ve Avrupa’nın, Siyonist İsrail’in arasında gizli bir ittifak, gizli bir ajanda olabilir miydi? Sünni dünyanın aleyhine böylesine şeytani bir kumpas kurulabilir miydi ???
O günlerde bu soruya -istisnalar hariç- birçok kimse şu cevabı verdi; “Hayır! Bu asla mümkün değildir. Bu tür söylemler olsa olsa İran İslam(!) devrimini karalamak ve önemsizleştirmek için söylenen kötü niyetli sözlerdir.” [...]