Evet, yanlış okumadınız. Sene 2015 Haziran ayı, uzay çağı olan bir yüzyılda; kendisini çağdaşlığın ve uygarlığın piri, güneşin batmadığı ülke olarak nitelendiren İngiltere’de, bir vakıf okulunda oruç tutulmasını yasaklandı.

‘ Lion Academy ‘ adlı vakfa ait bir ilkokul, bünyesinde barındırdığı Müslüman çocukların oruç tutmamaları gerektiğini belirten bir mektup yazıp ailelerine göndererek İslam’ın ritüellerinden olan orucu yasaklama cüretinde bulunmuşlar ve bu yasağın sebebini okul müdürü Aaron Wright: “İslam hukukuna göre, çocukların ramazan ayı boyunca oruç tutma zorunluluğu bulunmadığını, erişkin olduklarında oruç tutmaları gerektiğini öğrendik ayrıca geçen yıl oruç tutma süresi 18 saati geçiyordu. Bu bir çocuğun susuz ve gıdasız geçirdiği oldukça uzun bir süre” ifadelerine yer vererek İngiltere’de yaşayan müslümanların tepkisini çekmiş ve bu olayı okulun önünde yapılan basın açıklaması ile dile getirmişti.

Tarihe bir göz attığımızda hangi taşın altını kaldırsak bir çıbanoğlu olarak karşımıza çıkan bir İngiltere görmekteyiz. Arap yarımadasına baktığımızda İsrail gibi bir devletin kurulmasında öncülük yapan ve en büyük desteği veren İngiltere, Arap Coğrafyasında 67 yıllık bir fitne fesat döneminin tohumunu ekerek anarşinin devam etmesini sağlamış ve bu anarşi İngiltere’ye ne gibi kazanımlar getirmiştir Allah bilir. Yine haritamızın biraz yukarısına gidelim; Pakistan-Hindistan sınırında bulunan bir Keşmir sorunu var. Halan çözülememiş ve sorun ilk günkü gibi heyecanını korumaktadır. Batılı müşrik ülkeler böl, parçala, yönet taktiği ile kendilerine kazanım elde edip teknolojisini geliştirirken, geride kalanlara ise anarşi, gözyaşı, nefret gibi kavramlar kalmaktadır. Bu misalleri verme sebebim aslında şaşırmamız gerektiğini düşündüğüm içindir. Kâfir kâfirliğini yapıyor; tabiri caiz ise kendi akidesinin gerektirdiklerini yapıyor. Nitekim Ebu Cehil’de kendi inancının gerektirdiklerini yaparak Müslümanlara zulmetmiş, 3 yıllık boykota öncülük edip yeri geldiğinde Rasulullah ( s.a.v)’in başına deve pisliği koymuştur. Ebu Cehil ve İngiltere’yi böyle bir duruma iten sebep kendi yaşam şekillerinin hayata hâkim olmasını istemeleridir. Bakmayın siz o özgürlük naralarına, bakmayın siz o demokrasi palavralarına, bakmayın siz o insan hakları bildirgesine. Bunlar çıkarlarına ters düştü mü hepsini bir çırpıda silerler.

Evet, İngiltere’deki o vakıf ne kadar suçlu ise biz Müslümanlar da o kadar suçluyuz. İngiltere’de o vakıf öğrencilerine oruç tutmayı yasaklamışken başka bir yaramız olan Doğu Türkistan’da da oruç tutmak yasaklandı. Bize orucumuzu sağlıklı bir şekilde tutmayı ve sadece Allah istediği için özgürce tutmayı nasip eden Allah’a hamd olsun ama görüyoruz ki bu özgürlüğe herkes bizim kadar eşit mesafede değil maalesef. Artık kâfirler kendi yaşam tarzlarını bize nakşettirmeyi bırakmış tabiri caiz ise dinimizin iç işlerine karışarak bunun daha yaşı gelmemiş, İslam hukukunda yetişkinlere oruç farzdır gibi ifadeler kullanarak dinimizin ahkâmına karışmaktadır. Burada şunu da kaçırmamak gerekiyor adamlar araştıran bireyler, yukarıdaki o müdürün açıklamasına baktığımızda İslam hukukunda oruç yetişkinlere farzdır ifadesi rastgele gelişi güzel bir cümle olarak kullanıldığını düşünmüyorum. Belli bir çabanın sarf edildiğini anlayacağınız. Peki, biz ey değerli Müslümanlar! Tahrif olmuş olduğunu kalbimizin en derinliklerinde hissetmiş olsak bile Hristiyan öğretisi olan Hamsin yortusunu biliyor muyuz? Paskalya bayramını biliyor muyuz?

Onlar, bizim dinimizi öğrenerek her türlü tahrifatı yapmaya çalışırken bizim bu tür davranışlara pirim vermeyerek dinimizin şuan Ramazan ayı olması sebebi ile Oruç ahkâmını, fıkhını öğrenmemiz gerekmektedir. Bizi Ramazan ayına ulaştırıp oruç tutmamızı nasip eden Allah’a hamd olsun.

Bütün Müslüman âlemine; Başı Rahmet, ortası Mağfiret, sonu ise Cehennem azabından kurtuluş olan bu mübarek ramazan ayını en güzel şekilde ihya etmelerini temenni etmek ile birlikte Allah’tan ihlas ile amellerimizi artırmasını niyaz ediyorum. (Allahumme âmin) !