Eğitimde olmazsa olmaz ikili; yumuşaklık ve sabır. Aynı zamanda çoğu kez başaramadığımız iki önemli haslet. Bir işe yumuşaklık, sabır ve teenni girdiğinde, o iş güzelleşir. Bir işte de sertlik ve acelecilik olduğunda, hangi iş olursa olsun o çirkinleşir. Bu sebepledir ki Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem her işte sabrı, yumuşaklığı ve teenniyi tavsiye etmiştir. Bilhassa da işin ucunda çocuk eğitimi gibi hassas bir konu olunca, bunların gerekliliği daha elzem hale gelmektedir. Çünkü çocuklar çiçek gibidir. Hassastırlar. Yeterince su vermezsek, yumuşaklıkla gönül yapraklarını okşamazsak, çabucak solmaya meyillidirler. Sevgi sularını fazla verip şımartırsak da, hastalıklı bir ruha sahip olurlar. Kalbimizin narin çiçeklerini soldurmayalım. O yüzden dengeli bir şekilde acele etmeden yumuşaklığı ve sabrı elden bırakmadan hareket etmemiz gerekir.

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

“Muhakkak ki Allah yumuşak huyludur. Yumuşak huyluluğu sever. Şiddet ve kabalığa vermediği güzel şeyleri, yumuşak söz ve davranışa verir.” [1]

Ailemize mensup olmayan diğer insanlara yumuşak ve sabırlı davranmak erdem değildir. Asıl erdem, aile içindekilere yumuşaklıkla yaklaşmak ve hatalarına karşı tahammüllü olabilmektir. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem önce ailesine karşı yumuşak huyluydu. Aksi takdirde çevresindekilere nasıl güzel örnek olurdu ki?

Şunu aklımıza kazıyalım ki, kabalık ve aceleciliğin karşılığında, tıpkı ne söylersen aynı karşılığı bulacağın yankı gibi kabalık ve acelecilik görürüz. Çocuklarımıza nasıl hitap ediyorsak, onların da öyle hitap ettiğini göreceğiz. Evladına “Yavrucuğum, canım evladım” diye seslenen bir anne baba karşılığında “Anneciğim, babacığım” cevabını alacaktır. Ama çocuğun adını bile söylemeye tenezzül etmeyip “şişşt, çocuk” gibi anlamsız ifadeler kullanan veya daha da ileri giderek hakaret veya küfür içerikli konuşmalar yapan bir anne babanın çocukları da kaba saba olacaktır. Bu kaçınılmazdır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

“Allah bir aile halkı hakkında hayır dilerse, onları birbirine karşı yumuşak huylu ve anlayışlı kılar.” [2]

Eğer yumuşaklıktan mahrum olduğunuzu düşünüyorsanız, istiğfara sarılın ve bir yetimin başını okşayın veya zayıf, fakir ve gariplerin yanında fazlaca vakit geçirmeye çalış. Zira istiğfar insana hatalı olduğunu hatırlatarak, kalbini yumuşatır. Yetim veya garip birine dokunup, böylelerinin yanında fazlaca durmak da insana acizliğini hatırlatır. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

“Kim istiğfara çokça devam ederse Allah onun her üzüntüsünü giderir, her sıkıntısına bir çare bulur ve onu ummadığı yerden rızıklandırır.” [3]

Yine başka bir hadiste şöyle buyurmuştur:

“Eğer kalbinin yumuşamasını ve Allah tarafından ihtiyaçlarının giderilmesini istiyorsan, yetimlere şefkatle davran. Onların başlarını okşa, kendi yemeğinden onlara da yedir. Böylece hem kalbin yumuşar, hem de ihtiyaçların giderilir.” [4]

İnsanı cennete sokacak imanın yarısıdır sabır. Hadisin ifadesiyle ziya yani etrafına aydınlık saçan bir ışıktır sabır. Tüm işlerde sabırla bir sonuca varılır. Sabrın sonu selamettir. Rabbimiz, sabır ve namazla O’ndan yardım dilememizi emretmiş, bu ikisinin huşu sahipleri dışındakilere ağır geleceğini de vurgulamıştır.

Ancak sabredenler, çocuklarını güzel yetiştirme saadetine nail olurlar. Çocuk eğitiminde anne babaya ve eğitimcilere düşen en önemli görev, sabırdır. Çünkü çocuğu terbiye etmek, dünyanın en zor mesleğidir. Ayrıca sabır, sabrettikçe artan ve kolaylaşan bir meziyettir. Çocuk ilmek ilmek işlenirken, defalarca ikazımıza rağmen çocukluğun verdiği unutkanlıkla hatalar işlemeye devam ederken, onların üzerindeki emeklerimizi inkâr ederken veya onlara duyduğumuz sevgimizi ve koyduğumuz kurallarda tutarlılığımızı denemek için canımızı sıkan yöntemlerle bizi çıldırtırken, sabırdan ve teenniden başka nedir bize düşen?

Kimi evladının yokluğu ile denenir, Yakup aleyhisselâm gibi, kimi evladının yanlış yollara sapıp o hal üzere sabit kalmasıyla denenir, Nuh aleyhisselâm gibi, kimi de küçük yaşta yavrusunun kollarında cansız bedenini toprağa elleriyle gömmesiyle denenir, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gibi. Dikkat edin! Tüm bu sınavlarda peygamberlerin kuşanıp dayandığı tek gerçeklik, sabırdır. Ayrıca yanlış yolda olan bir evlatla denenmiş peygamberlerin tavrı da, teenni ve evladının doğru yolu bulması için tüm vesilelere sarılmalarıdır.

Ayrıca çocuk yetiştirirken hoşgörülü olmak da sabra dâhildir. On yıl boyunca Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e hizmette bulunmuş Enes bin Malik’e O, bir kere bile “Öf” dememiştir. Ayrıca çocukların, çocukluktan kaynaklanan hatalarını görmezden gelirdi. Çünkü adı üstünde, onlar daha çocuktu.

Ey dünyanın en zor yükünü omzuna almış anne ve baba! Çocuklarını yetiştirirken sonunda alacağın meyveyi düşün ve dişini sıkıp sabret. Ve Allah’ın kimseye taşıyamayacağı yükü vermeyeceğini unutmadan yoluna devam et. Allah’ın sabredenlerin yanında olduğunu aklından çıkarma!  

[1]. Müslim, Birr 77.

[2]. Camiu’s-Sağir 393.

[3]. Ebu Davud 1518, İbn Mace 3819.

[4]. Ahmed Bin Hanbel, Müsned, 2/263.