İslam coğrafyalarını ele aldığımız yazı dizimizin bu bölümünde %94’ü Müslüman olan Batı Afrika ülkesi Senegal’e konuk olacağız. Geçmişte Fransız batı Afrika’sının merkezi olan ve Fransız sömürgesinden ciddi bir biçimde etkilenen Senegal, stratejik konumu, tarihsel süreçteki yeri, ekonomik ve kültürel yapısı sebebiyle günümüz Afrika’sının önemli ülkelerinden bir tanesidir. Bu yönüyle küresel siyasette de önem atfedilen Afrika ülkeleri arasında yer alan Senegal, yukarıdaki özellikleri ile birlikte çok eskilere dayanan İslami kökleri, halkının İslam’la kurduğu ilişki biçimi, çeşitli İslami grup ve cemaatlere ev sahipliği yapması gibi sebeplerle Müslümanlar açısından da önemle takip edilmesi gereken bir Müslüman beldesidir.

Coğrafi ve Demografik Özellikler

Batı Afrika’nın önemli ülkelerinden biri olan Senegal batıda Atlas Okyanusu, kuzeyde Moritanya, doğuda Mali, güneyde ise Gine ve Gine Bissau’ya komşudur. Başkenti Dakar olan ülke batıda Atlas Okyanusundan ülke içlerine kadar uzanan Gambiya nehrinin her iki kıyısı boyunca kurulmuş Gambiya (1) adlı ülkeyi de çevrelemektedir. Türkiye’nin yaklaşık dörtte biri kadar yüz ölçümüne sahip olan ülke on üç milyona yaklaşan nüfusa ev sahipliği yapmakta, bu nüfusun %94’lük bir kısmını Müslümanlar, geri kalan kısmını ise Hristiyan ve Animistler oluşturmaktadır. Hristiyanların pek çoğu özellikle Fransız sömürgeciliği gölgesinde gerçekleşen misyonerlik faaliyetleri sonucunda bu inancı kabul etmiştir. Afrika ülkeleri içerisinde sanayi bakımından önemli bir konumda yer alan Senegal batı Afrika kıyılarının en önemli limanlarından biri olan Dakar limanına da ev sahipliği yapmaktadır. Resmi dilin Fransızca olduğu ülkede kendine has özellikleri bulunan laik bir yönetimin olduğu görülmektedir. Ülkenin ismini bir berberi kabilesi tarafından kullanılan sunu goal “bizim kayık” şeklindeki ifadeden aldığı söylenegelmektedir.

Senegal Tarihine Kısa Bir Bakış

Bugünkü Senegal bölgesi birçok krallığın kurulduğu bir bölge olarak karşımıza çıkar. Batı Afrika’daki Gana, Mali ve Songhai krallıkları bugünkü Senegal topraklarını da kapsayan alanda hüküm sürmüş olmakla beraber, Senegal bölgesinde kurulan merkezileşmiş devletlerin tarihi 9. yüzyılda bugünkü Fouta-Toro bölgesinde kurulan Tekrur Krallığı’dan başlatılmaktadır. (2)

Senegal’in Avrupalı sömürgecilerle tanışıklığı ise 15. yüzyılda Portekizlilerin Senegal nehri yakınlarına kurdukları kolonilerle başlamış, bunu Hollandalılar takip etmiştir. Ancak ülkenin sömürgecilik tarihindeki en etkili ülke diğer bölge ülkelerini de sömürgeleştirme çabaları güden Fransa’dır. Öyle ki 1659 yılına gelindiğinde Senegal’de St. Louis adında bir kent kurulur ve bu kent temelleri atılan Fransız Batı Afrika kolonisinin merkezi haline gelir. Bu merkez yakın dönemlere kadar bile Fransız sömürgeciliğinin önemli merkezlerinden biri olmaya devam etmiştir.

Bölge, sömürge ülkelerinin etkinliği ile birlikte köle ticaretinin (3) de önemli merkezlerinden biri haline gelmiş ve milyonlarca Müslüman bu dönemde zorla Hristiyanlaştırılarak çeşitli hizmetlerde kullanılmak üzere Amerika’ya taşınmış ve bu durum Hristiyan dünyada yayınlanan papalık bildirileri ile de bir cihad olarak kabul edilmiştir.

Bir Anektod-Goore Adası: Afrika’da Portekizlilerle birlikte başlayan Hollanda ve Fransızlarla devam eden köle ticaretinin başladığı, insanların toplanarak inanılmaz işkence ve zulümlere maruz kalarak gemilerle Amerika’ya taşındığı Goore adası bugünkü Senegal sınırları içerisinde yer almaktadır. Ada günümüzde bir utanç timsali olarak müzeye çevrilmiştir. Adada insanların toplandığı, prangalara vurulduğu, kazıklar ve zincirlerle bağlandığı köle evleri batı uygarlığının utanç tablosu olarak sergilenmektedir.

Ülke 1960 yılında ise, önce Mali ile bir federasyona iştirak etmiş ve hemen ardından bu federasyondan da ayrılarak bağımsızlığını kazanmıştır. Kazanılan bağımsızlık sonrası ülkenin başına Hristiyan bir milliyetçi olan Leopold Senghor geçmiştir. Bu tarihten itibaren laik bir Cumhuriyet olarak yönetilmeye başlanan Senegalde ilerleyen yıllarda uzunca bir dönem Sosyalist partinin etkinliği görülmüştür. Gambiya’nın ülkeden ayrılması ise 1989 yılında gerçekleşmiştir.

Senegal’de İslam ve Müslümanlar

İslam’ın Senegal’deki serüveni bir yandan bölge Müslüman beldeleriyle paralellik taşıyan diğer yandan da kendine has özellikler barındıran özgün bir serüvendir.

Bugün Senegal olarak bilinen bölge insanlarının İslâm’la ilk teması, V. (XI.) yüzyılda Sahrâ’da yaşayan Berberî Sanhâce kabilelerinden Senegal’e gidip gelen Müslüman tüccarlar vasıtasıyla olmuştur. Tarihçilerin çoğu, İslâm’ın Senegal’e bugünkü Futa Toro’da hüküm süren ve 432 (1040) civarında öldüğü tahmin edilen Tekrûr Kralı Vâr Câbî zamanında girdiğini kabul edilmektedir. Bekrî putlara tapmakta olan bu kralın Müslüman olduğunu, devlet ricâli ve halkın İslâm’a girmesini sağladığını, halkıyla birlikte dinin emirlerini yerine getirdiğini söyler. Aynı yüzyılın ortalarında Mâlikî fakihi Abdullah b. Yâsîn’in Senegal nehri üzerindeki bir adada tesis ettirdiği ribâtta başlattığı dinî hareket bölgede İslâm’ın yayılışını hızlandırmıştır. Bu dinî hareketin devamı olarak kurulan Murâbıtlar, Tekrûr krallarıyla iyi ilişkiler içine girip bölgede İslâm’ın yayılması için gayret göstermişlerdir. (4)

Senegal’de İslam’ın yayılmasında Murabıtlar olarak adlandırılan bir devlete sahip olan Müslümanların etkisi çok büyük olmuştur. Ayrıca bölgede İslam’ın yayılmasında ve sömürgecilik hareketlerine karşı direnişler gösterilmesinde tarikatlar önemli etkinlikler göstermiş ve tüm misyonerlik çabalarına rağmen halkın İslami kimliklerini koruması hususunda önemli roller üstlenmişlerdir.

Ancak bu tarikatlar, her ne kadar sömürgecilik dönemlerinde batılı ülkeler tarafından uygulanan Hristiyanlaştırma politikalarına karşı önemli bir direnç göstermiş olsalar da yeni sömürgecilik politikaları ve hükümetin İslam dışı uygulamalarına karşı tavırlar sebebiyle önemli eleştirilere muhatab olmuştur. Bu eleştiriler ülkede İslami hareketin gelişmesinde de etkili olmuştur. (5) Bu hareketlerin en önemlilerinden biri ise Cezayir’de eğitim alan gençler tarafından 1953 yılında kurulan İslami Kültürel Birlik Hareketidir. Bu hareket ülke genelinde kurduğu pek çok ilmi ve kültürel kurumla hem sömürgecilik mantığı hem de İslam dışı politikalarla mücadele etme yoluna gitmiştir.

Ülkede, her ne kadar İslam biçim olarak gündelik hayatın önemli unsurlarından biri ise de içerik bakımından ciddi problemlerin olduğu söylenebilir. Batı tarzı düşünce, eğitim ve kültür politikaları sonucunda meydana gelen seküler kültürün etkisi altındaki Müslümanlar pek çok problemle mücadele etmektedir. Son tahlilde genelde Afrika’da özelde ise Senegal’de sömürü faaliyetlerinin sadece maddi kaynaklara yönelmediğini, İslam’ın özüne yönelen bir sömürü anlayışının tüm formlarıyla etkinlik mücadelesi verdiğini söylemek mümkün gözükmektedir.

————————-

1. Gambiya devlet başkanı Yahya Jammeh 12.12.2015 tarihinde tüm dünyaya seslendiği ve ülkenin resmi iletişim kanallarında da yayınlanan mesajında ülkesinin kaderinin yüce Allah’ın elinde olduğunu belirterek belirtilen tarih itibariyle ülkesinin bir İslam devleti olduğunu vurgulamış ve bu açıklama dünya kamuoyunda önemli bir etki uyandırmıştır.
2. Özgecan Şahin, “Senegal Cumhuriyeti” Ankara Üniversitesi Afrika Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi, Afrika Ülke Profilleri Serisi, Ankara, 2011.
3. Afrika’da gerçekleşen köle ticareti adı verilen zulüm politikaları ve bu politikaların Afrikalı Müslümanların tarihindeki yeri hakkında bilgi edinmek açısından Sylviane A. Diouf’un “Allah’ın Kulları: Amerika Kıtasında Köleleştirilmiş Müslümanlar” adlı kitabı, Müslümanlar açısından pek de bilinmeyen ama tarihte Müslümanlara reva görülen en büyük zulümlerden birini anlamak açısından dikkatle okunmalıdır.
4. Ahmet Kavas, “Senegal”, Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul, 2013.
5. Bu hususta detaylı bilgi için bkz: Roman Loımeıer, “Senegal’de Tarikatlerle İslami Reform Hareketleri Arasındaki İlişkinin Politik Boyutları”, Çeviren: Abdullah Kartal, T.C. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2003, Cilt: 12, Sayı:1