Hamd geceden, gündüzü; gündüzden, geceyi; ölüden, diriyi çıkaran; karanlığı, aydınlığa kavuşturan, sıfatlarında ortağı olmayan, tek ve bir olan Allah’ındır. Salat ve selam kâinatın ve beşeriyetin efendisi, Mü’minlerin önderi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e dir.

Bütün peygamberler gönderilmiş oldukları ümmetlerini karanlıktan aydınlığa davet etmeleri, onların saadetlerini istemeleri bakımından kendi ümmetinin manevi babasıdır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize karşı öz babamızdan daha merhametli ve ondan daha yakındır.

Ümmetinin hataya düşmesi, tefrikaya, yanlışa saplanması ona oldukça hüzün verir. Bir annenin yavrusuna göstermiş olduğu şefkate, özleme kıyas edilemeyecek kadar… O’nun ümmeti için “Rabbimin huzurunda secdeye kapanırım ümmetim derim” endişesini Kitabı Mübin “Üstünüze hırs ile titriyor. Mü’minlere Rauf’tur, Rahimdir” diye dile getiriyor.

Sağlıklı ve düzenli bir İslam toplumunun oluşabilmesi için evvela, toplumun temelini oluşturan ailenin ıslahı ve eğitimi göz önüne alınmalıdır. Ki ailenin çekirdeğini oluşturan çocuklardır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem çocuklara karşı oldukça şefkatliydi, onları asla hırpalamaz ve azarlamazdı. Bir defasında Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem namazda secdeye gittiğinde torunları Hasan ve Hüseyin radıyallahu anhuma sıçrayarak O’nun sırtına çıkarlardı. Halk onları engellemeye çalıştığında Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem işaretle onlara karışılmamasını isterdi. Namazı bitirdiğinde ikisini de sinesine bastırarak kucağına oturtur ve “beni seven bu ikisini de sevsin”  buyurdu. (1)

Enes b. Malik (r.h) anlatıyor; “Ben Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in elinden daha yumuşak ipeğe dokunmadım. Ve onun kokusundan daha hoş koku koklamadım. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e on yıl hizmet ettim. Bana bir gün öf demedi. Yapmış olduğum bir şeyi niye böyle yaptın demedi. Yapmamış olduğum bir şeyi de daha bunu böyle yapmadın ‘mı? Demezdi. (2)

Yine Enes b. Malik (r.h) anlatıyor: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte demircilik yapan Ebu Seyfe’nin (3) yanına girdik. Rasulullah İbrahim’i aldı, öpüp kokladı.
Bundan sonra yine yanına girmiştik, İbrahim can veriyordu. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in gözleri yaş dökmeye başladı. Abdurrahman b. Avf (r.h) “Sende mi ağlarsın ey Allah’ın Rasulü?” dedi. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem “Ey Avf oğlu, bu bir rahmettir” buyurdu. Gözyaşını bir diğeri takip etti ve “şüphesiz göz ağlar kalp üzülür. Âmâ sadece Rabbimizin razı olduğu şeyden başkasını söylemeyiz. Ey İbrahim! Biz senin ayrılığına çok üzgünüz” buyurdu. (4) 

 

-O sallallahu aleyhi ve sellem çocuk eğitimine önem verirdi:

Evlatlarımızın göz aydınlığımız olabilmesi için, onlara karşı rahmet ve şefkat kanatlarımızı indirmeliyiz. Onların dünya ve ahirette mesut ve mutlu olmaları için onların maddi ve manevi ihtiyaçlarını karşılamalı ve eğitimlerini gereğince üstlenmeliyiz.

Bu hakikate efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dikkat çekerek buyurmaktadır ki “kimin üç kızı bulunur, onları barındırsa ve onların ihtiyaçlarını(İslam fıtratı üzere yetiştirip) karşılarsa ve onlara merhamet etse bu sebeple cennet ona vacip olur.” (5)

Hz. Ali (r.h) anlatıyor; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Evlatlarınızı üç meziyet ile terbiye ediniz: Peygamber sevgisi. Onun ehli beytinin sevgisi. Ve Kur’an okumak. Zira Kur’an’ı yüklenenler başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde peygamberler ve seçkin kullarla Allah’ın arşının gölgesinde olacaklardır.” (6)

Eşlerine Karşı Muhabbeti

Kadınlar yaradılış bakımından erkeklerden zayıftırlar. Onun içindir ki Allah ( azze ve celle) aile sorumluluğunu erkeklere yüklemiştir. Talak hakkının erkeğe verilmesinin hikmeti bu gibi durumdan dolayı olmalıdır.

Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, ona özgün olmak üzere himayesinde bulundurmak ve koruma gibi amaçları göz önünde bulundurarak, nikâhında dörtten fazla eş bulundurabiliyordu. Hatta rivayete göre, on ve daha fazla kadının nikâhında bulunduğu söylenilmiştir. Bu kadar eş arasında adaleti kurmak peygamberimizin mucizelerinden biri olarak telakki edebiliriz. Hz. Aişe validemizin anlattığına göre Efendimizin hiçbir eşine bir tokat dahi vurmadığını söyler. Bir gün Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Hz. Aişe annemizin evinde bulunduğu bir sırada, diğer eşlerinden biri efendimize yemek gönderir. Bunun üzerine Hz. Aişe annemiz yemek kabını tutup yere fırlatır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu duruma şahit olan ashabına dönerek, tebessümle anneniz kıskandı deyip yemeği toparlar.

Hz. Aişe validemiz anlatıyor: “Bazen Rasulullah ile birlikte onun gittiği seferlere katılırdım. Yine onunla bir sefere gitmiştim. O zamanlar ben genç bir hanımdım. Zayıftım ve henüz şişmanlaşmamıştım. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kafiledekilere, “siz ilerleyin dedi” kafiledekiler epey ilerleyince Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bana “haydi gel yarışalım da seni yeneyim dedi.” Bunun üzerine yarıştık ve ben onu geçtim. Bana hiç bir şey demedi. Aradan zaman geçmiş ben biraz şişmanlaşmıştım. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile yine bir sefere çıkmıştık. Eskiden yapmış olduğum yarışmayı unutmuştum. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kafiledekilere “siz ilerleyin dedi.” Kafile epey ilerleyince, Rasulullah bana “hadi gel yarışalım dedi”. Bunun üzerine onunla yarıştım fakat beni geçti. Yarış bitince gülmeye başladı ve “bu öbür yarışın karşılığıydı“ buyurdu. (7)

————————-

1. Hayatu’s Sahabe. C /3.
2. Buhari. 2420. Müslim. 2330
3. Ebu Seyfe ( Rasulullah Sallallahu aleyhi vesellemin oğlu İbrahim (aleyhi selamın) sütannesi’ nin kocası idi.)
4. Buhari tecridi sarih. 662. Hüner yayınları.
5. El Edebul-Müfret.78. Hadis sahihtir.
6. Taberani.
7. Müsned İmam Ahmed. 24118. Hadis sahihtir.