Arafta Bir Toplum: Arakan (1)

Her ne kadar genelde tüm dünya ülkelerinin ve özelde ise Müslüman nüfusa sahip ülkelerin gündeminde pek de yer işgal etmese de, yüzyıllardır yalnızca İslam’a mensubiyetleri sebebiyle zulüm gören, direnen ve şehit veren mazlum Doğu Asya Müslüman coğrafyalarıyla başladığımız yazı dizimize bu sayımızda Rohingya Müslümanlarının beldesi Arakan ile devam edeceğiz. Arakan, günümüzde Myanmar (Burma) olarak bilinen Doğu Asya ülkesinin kuzeybatısında yer alır. Bangladeş’e sınır olan bölgede nüfus Rohingya Müslümanları, Budist Rakineler ve diğer farklı etnik gruplardan oluşur. Bölgedeki Rohingya Müslümanlarının sayısı ise 1,5 milyon kadardır. Ayrıca, bölgede farklı etnik gruplardan Müslümanların da yaşadığı bilinmektedir.

Bununla birlikte Arakan halkı da, geçmiş sayılarda ahvalini anlatmaya çalıştığımız diğer Doğu Asya ülkelerindekine benzer sorunların tam da odak noktasında yer almaktadır. İslami her bir öğeye tahammülsüzlüğün vahşi kıskacında yaşam mücadelesi vermektedir. Ancak bir yandan sözde özgürlük! ve insan hakları! çığırtkanlığı yapan lakin sadece inançları sebebiyle zulme maruz kalan Müslümanları görmezden gelen batının iki yüzlülüğü mideleri bulandırırken, diğer yandan da sözde İslam ülkelerinin vurdumduymaz tavırları bu mazlum coğrafyanın krizini derinleştirmekte, bölge Müslümanlarının sorunlarına her geçen gün bir yenisini eklemektedir.

Şimdi gelin hep beraber Arakan üzerindeki perdeyi biraz aralayıp bölge Müslümanlarının haline biraz daha yakından bakalım.

Arafta Bir Toplum: Rohingya Müslümanları

Bölge halkının İslam ile tanışması, diğer Doğu Asya ülkelerine benzer bir biçimde Müslüman tüccar ve âlimlerin bölge seyahatleri vasıtasıyla gerçekleşmiştir. Öyle ki bölge halkı 13. Yüzyıla gelindiğinde büyük oranda İslamlaşmış, 1400’lü yıllar “Arakan” isimli bir İslam devletinin vücut bulduğu yıllar olmuştur. Müslümanların bölgede 1800’lü yıllara kadar devam eden etkinliği sömürgeci İngilizlerin bölgenin kontrolünü eline almasıyla önemli ölçüde zayıflamış, bölge topraklarına günümüze kadar devam edecek zulüm ve fitne tohumları ekilmiştir. Bu zulümlerden en önemlisi ise, Arakanlı Müslümanların öz yurtlarında garipliğe zorlanması; Burma hükümeti tarafından tanınmamakla birlikte, sınır ülkelerinde (özellikle Bangladeş’te) mülteci olarak bile kabul edilmemesidir. Bu ise, tam bir arada kalmışlık durumudur.

Bölge hakkında araştırmalar yapan Imtiaz Ahmed (2) bu durumu aşağıdaki sözleri ile özetlemektedir:

Rohingyalar, Myanmar’ın Arakan bölgesindeki geleneksel vatanlarından defalarca çıkartılmıştır. Son dönemlerde ise Bangladeş, ilki 1978’de ve ikincisi 1992’de olmak üzere Myanmarlı Rohingyaların iki büyük göçüne tanık olmuştur. 1978’de 167.000 Rohingyalı mülteci Bangladeş’e girmiştir ve ardından uluslararası toplumun desteği ile 10,000 “arta kalan mülteci” hariç hepsi Myanmar’a iade edilmiştir. Ancak iadelerinden sonra Rohingyalar devletsiz kalmıştır; çünkü Myanmar hükümeti ne onları vatandaş olarak tanımış ne de Myanmar’ın etnik topluluklarından biri olarak kabul etmiştir. Yine 1992’de, bu sefer toplamda 250.877 adet Rohingyalı Müslüman Bangladeş’e geçmekten başka seçenekleri olmaksızın Arakan’dan çıkarılmıştır. Ve yine, bu kez 27.150 “resmi belgeli” mülteci hariç tamamı iade edilmiştir. Yine 2012’de, Budist Rakhineler ve Müslüman Rohingyalar arasındaki karmaşa ortamı nedeniyle Müslüman Rohingyalar güvenlik kaygısı ile kendi geleneksel vatanlarına göçmeye başlamışlardır. Ancak bu sefer Bangladeş hükümeti ülkeye girmelerine izin vermemiş, bu da durumlarının vahametini ikiye katlamıştır. Ülkelerinde vatandaşlığı elinden alınmış ve ülkeleri olmadan mülteci hayatı yaşamak zorunda kalmış Rohingyalar aynı zamanda hem mülteci hem de devletsiz yaşamaya mecbur bırakılmıştır. (3)

Arakan’da Budist Zulmü

İngiltere’nin Arakan bölgesini Myanmar kontrolüne bırakmasıyla birlikte Rohingya Müslümanları için de çileli bir dönem başlamış, gerek Myanmar hükümetinin tecrit, baskı ve zulüm politikaları gerekse de Budist Rakinelerin düşmanca tavırları bölge Müslümanlarını türlü zorluklara düçar etmiştir.
Günümüzde Arakan bölgesinde yaklaşık 1,3 milyonluk Müslüman nüfus tecrit edilmiş bir yaşamın pençesinde kıvranmakta, bölge halkının yüzde altmıştan fazlası gıda yetersizliği sebebiyle zor şartlar altında yaşamakta ve alt yapıdan yoksun olarak hayatlarını sürdürmektedir. Myanmar hükümeti, Rakhine bölgesini ele geçirdikleri dönemden bugüne, Arakanlıların kendi ülkeleri üzerinde hak talep etmesini engellemeye, Müslümanları güç kullanarak topraklarından çıkarmaya çalışmakta ya da ölüme terk etmektedir. (4) Arakan’ da gerçekleştirilen zulümleri maddeler halinde aşağıdaki şeklide sıralamak mümkündür;

Myanmar hükümeti tarafından kışkırtılan Budistler sürekli Müslümanlara saldırmakta, pek çok Müslümanın ölümüne neden olmaktadır. Bu sebeple son yıllarda yüz binlerce Arakanlı şehid edilmiştir.

Müslümanlara ait köyler ve ibadethaneler yakılmakta, İslam’ın görünürlüğünü sağlayan unsurlar nefretle karşılanmaktadır. Hatta camilerin bakım ve onarımına dahi izin verilmemektedir. Çünkü İslam dini bölge halkını bir arada tutan bir harç görevi görmekte ve halkı bir arada ve diri tutmaktadır.

Müslümanlara seyahat yasağı konulmakta, bölgelerinden kısa bir süre de olsa ayrılan insanların mallarına el konulmakta, fakir halk ağır vergiler altında ezilmektedir.

Diğer Doğu Asya Müslüman beldelerindeki uygulamaya benzer bir biçimde Müslüman yerleşim yerlerine Budistler yerleştirilmekte, böylelikle de Müslümanları azınlık konumuna düşürmek amaçlanmaktadır.

Müslümanlar, eğitim, sağlık ve altyapı hizmetlerinden mahrum bırakılmakta, devlet tarafından zorunlu işçiliğe mahkûm edilmektedir.
Müslümanların evlenmesi Myanmar devletinin gereksiz prosedürleri ile zorlaştırılmakta, böylelikle de Müslüman nüfusun artışının önüne geçilmektedir.
Müslümanlar hukuksuz tutuklama, işkence ve kötü muamele ile karşı karşıya kalmaktadır.

Müslümanların betonarme ev yapmasına, motorlu araçlara sahip olmasına izin verilmemekte, bu ve buna benzer pek çok insani ihtiyaçlar önemli ölçüde kısıtlanmaktadır.

Tüm bu zulüm ve vahşet politikalarının sonucunda Arakan’da yüz binlerce Müslüman şehid olmuş, yüz binlercesi evsiz ve yurtsuz kalmış ve bir o kadarı daha topraklarından uzakta yasal bir statüye sahip olmaksızın yaşamaya mahkûm edilmiştir. Bölgede yaşanan bu zulüm tüm dünya Müslümanlarını, Allah Resulü sallallahu aleyhi vesellem İslam kardeşliğine yaptığı vurgunun önemini bir kez daha düşünmeye sevk etmelidir. “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmanına teslim etmez. Kim, mümin kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanın kusurunu örterse, Allah da Kıyamet günü onun kusurunu örter.” (5)

————————-

1. Bu başlık 2012 yılında Mazlumder tarafından gerçekleştirilen Uluslararası Arakan Konferansı’nın genel başlığı olarak kullanılmıştır. Ülkedeki durumu güzel bir biçimde özetlemesi sebebiyle bu yazının da başlığı olarak seçilmiştir.
2. Dhaka Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü, Dhaka-1000 Bangladeş, Email: imtiazalter@gmail.com, Website: http://www.calternatives.org/imtiaz.php
3. Imtıaz Ahmed, Devletsiz Rohingyaların Vahim Durumu ve Ne Yapılmalı?, Mazlumder Uluslararası Arakan Konferansı Bildiri Kitapçığı, İstanbul, 2013.
4. Detaylı bilgi için bkz: Türkiye Diyanet Vakfı, Arakan Raporu, Şubat 2015; İHH İnsani Yardım Vakfı Arakan Raporu, Eylül 2012; Muhammed Yusuf, Dünden Bu Güne Arakan, İHH Yayınları, İstanbul, 2012
5. Buhari ve Müslim