ABD’de geçen yıl 18 yaşında siyah bir gencin polis tarafından öldürülmesinin ardından Ferguson’da başlayan ayaklanmalar, yine bir siyahın 25 yaşındaki Freddie Gray’in polis tarafından gözaltına alınırken ölmesi sonrası bu kez başkente bir saat uzaklıktaki Baltimore’a sıçradı. Önceki günlerdeki cenaze töreni sonrasında kentin batısındaki yoksul semtlerde başlayan isyanda mağazalar yağmalandı, araçlar yakıldı. 1000’den fazla kişi gözaltına alındı.

Bunlar basına yansıyanlar, bunlar bizim bildiklerimiz. Peki, yıllardır Amerika’nın zulmünde yaşayan siyahi vatandaşların yaşadıkları psikolojik ve fiziki işkenceler, gördükleri ikinci sınıf insan muamelesi, yaşam sıkıntısı, yoksulluk, dışlanmalar ne olacak?

Evet, işte biz buna Amerikan Demokrasisinin iki yüzlülüğü diyoruz. Neden mi? Çünkü: Dünyanın dört bir yanındaki insanlar, hatta kendi vatandaşları dahi Yahudi Amerikan yöneticilerinin zulmüne uğrayıp, işkencelerine şahitlik etmektedirler ama Amerikalı yöneticiler basına çıkıp hiçbir şey olmamış gibi özgürlük ve Demokrasi pazarlamaya devam etmekte daha da ileri gidip işgal edip katliam yapmakta.

ABD Katletmeye Devam Ediyor

Özgürlükler ülkesinin polisleri 2014 Ocak ayından bu yana bin 500 kişiyi öldürdü. Bu rakamlar basına yansıyan eksik rakamlar. Çünkü polis tarafından öldürülenlere ilişkin FBI kayıt tutuyor ancak yerel otoritelerin bildirim yapması zorunlu olmadığı için bu rakamlar gerçeğin ancak bir kısmını yansıtabiliyor.

Ülkede polis şiddetine karşı ayaklanan siyahileri, sokağa çıkan ağır teçhizatlı askerlerin sert müdahalesi durdurdu. Dünyaya demokrasi dersi vermeye kalkan Amerikan basını, olaylar boyunca Baltimore’a binlerce askerin konuşlanmasına rağmen, bazı eylemcilerin yağma görüntülerine yer verdi.

Amerikan basını o kadar aciz, o kadar aşağılık bir duruma düştü ki polislerin kendilerine gösterdikleri şeridin içinden çekim yaptılar, yani kendilerine tahsis edilen kafesin içinden yayın yaptılar.

Amerika’nın Yahudi yönetiminin Dünya’da yapmış olduğu kıyıma, katliama, soykırıma sessiz kalan Birleşmiş Milletler ve NATO; Amerika’nın kendi vatandaşlarına uygulamış olduğu orantısız güce ve çifte standarda da sessiz.

Son olarak Amerika’daki olaylarda sadece siyahların isyan ettiği, direniş gösterdiği, basına yansısa da New York ve Washington şehirlerinde; beyazlar da, Amerikan polisinin ve askerinin şiddetini ve orantısız gücünü protesto etti. Baltimore ayaklanmasının doğurduğu “Adalet yok, barış yok”, “Eller yukarı, ateş etme” sloganlarının atıldığı eylemlere binlerce kişinin katıldı.

Amerika’daki Olaylar İsrail’e Sıçradı

Amerika’da yaşanan protestolar diğer bir katil devlet olan İsrail’e de yansıdı ve Falaşalar adı da verilen bu Etiyopyalı Yahudiler İsrail’in uygulamış olduğu ırkçılığı protesto etti.

Peki, kimdir bu Falaşalar?

İsrail kurulurken ve kurulduktan sonra, işgal ettiği topraklara Latin Amerika, Rusya, Avrupa (Sefaradler) ve Afrika… gibi dünyanın birçok yerinden milyonlarca Yahudi, kafileler halinde İsrail’e getirildi. Bunlardan yüz binlercesi de Etiyopyalı siyahi Yahudilerdi. (Yani Falaşalar veya Beta İsrael)  Bir bölümü 1970’li yıllarda İsrail’in göç politikalarının teşvikiyle sonrasında da, 1985 ve 1991 yıllarında ‘Musa’ ve ‘Süleyman’ adı verilen operasyonla, iki kafile halinde Etiyopya’dan getirilen Yahudilere Falaşalar adı veriliyor.

Afrikalı olması münasebetiyle Etiyopyalı Yahudiler, makus talihini İsrail’de de yenemedi. Kutsal Yahudi! kanından olmasına rağmen, siyah ırka mensup olmasından ötürü ayrımcılığa uğramasını engelleyemedi. Öyle ki beyaz Yahudilerin askerlik görevini geri hizmette yapıp, ön sıralarda İsrail için canavarca savaşması bile, siyah ırka olan negatif tutumu, İsrail’de değiştir(e)medi. Falaşalar, İsrail’de küçük gettolarda yaşarlar, eğitim düzeyleri çok düşük. Öyle ki İsrail cezaevlerinde kalanların % 30’a yakını Falaşa’lardandır. Beyaz İsrailli askerlere göre daha acımasızdır. Önce 2006’da Hizbullah’a karşı, sonra da Ramazan aylarında geleneksel! olarak, Hamas ve Filistinlilere karşı savaştılar. Bu bağlamda İsrail’in gündelik hayatında Siyahi Yahudiler, Müslüman Araplarla birlikte ülkenin en zor şartlarında çalışan iki etnik grubundan birisi, hatta en kötüsüdür. Yahudi olmasına rağmen, Siyah ırka mensup olmalarından ötürü, Yahudi-Müslüman veya Arap Yahudi-Arap olmayan Yahudi çekişmesine rağmen, toplumun en alt tabakasında olmasına engel değildir. İsrail, bir şekilde Falaşaların toplumsal entegrasyonu sağlama(ma)ya çalışıyordu. Ancak, gündeme “Etiyopya asıllı bir İsrail Askerinin, polis tarafından dövülmesiyle’’ geldiler.
Bu bağlamda genel olarak Amerika’daki ve İsrail’deki olayları değerlendirecek olursak herkesin bildiği bir söz vardır: ‘Her kemâlin bir zevali vardır.’ Evet, işte mesele tam olarak bu. Dünyanın sömürü, teknoloji, ekonomi… ve daha bir çok manada süper güç olarak kabul ettiği bu iki devlet kemâl dediğimiz mükemmelliği yakalamış durumda ama bu mükemmelliğin ardından yok olma manasında olan zeval durumuna düşecektir ki aynı müjdeyi bizlere Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem de vermekte. Buhari’de geçen bir hadiste:

Dünyada yükselttiği her şeyi geri indirmek Allah’ın bir kanunudur!

Allah’ın bizlere bu iki devletin zevallerini göstermesi duasıyla…

————————-

Kaynaklar:
Buhari, Rikak, 38
http://www.ensonhaber.com
http://www.milatgazetesi.com