Merak ettiğimiz hususlardan biri de Allah’ın bizi neden imtihan ettiği konusu. Müslüman olarak imtihan kavramına inanıyoruz ama bu, sorular sormamıza engel olmuyor. Çünkü imtihan kimi zaman gerçekten de katlanması zor haller alabiliyor. İşkenceler, cinayetler, tecavüzler, savaşlar, zalimlikler, felaketler ve daha birçok şey…

İmtihan nedir?

İmtihan, köken olarak Arapça bir kelime ve sözlükte ‘Güç, direnme, dayanışma gerektiren, sonucunda deneyim kazandıran zor bir durum’ olarak tanımlanıyor. Diğer bir tanımıyla ‘bir işte başarı gösterip göstermemenin ölçülmesi, sınav’ olarak da karşımıza çıkıyor.

Yani imtihan olmanın doğasında bir zorlanma, ölçme ve başarı unsuru olduğunu söyleyebiliriz.

İmtihan bizim için beklenmeyen bir şey mi?

Allah Kur’an’da bizi imtihan edeceğini sürekli vurguluyor.  Esasında Kur’an okuduğumuzda verilen mesajların başında bu dünyanın geçici olduğu, asıl hayatın ahiret olduğu ve dünya hayatının sadece bir imtihan alanı olduğu bulunuyor. Lakin biz Müslümanlar bu durumu yeterince içselleştirebilmiş değiliz.

Bize verilen nimetlerin, bizim Allah’ı hatırlayıp şükretmemiz için olduğunu, bize gelen sıkıntıların ise yine Allah’ı hatırlayıp sabır etmemiz için olduğunu anlamadıkça bu konuda hala daha çok mesafe kaydetmemiz gerekiyor demektir.

Mü’minlerin imtihanı:

Dünya hayatının yegâne gayesi insanların imtihan edilmesi olduğundan, aslında bu hayatta her an her saniye bu imtihana tabiyiz. Peki Kur’an bize bunları nasıl aktarıyor bakalım:

a- İyiliklerle imtihan:

“Ve onları yeryüzünde birçok ümmetlere ayırdık. İçlerinde iyi olanları da vardı, olmayanları da. Onları biz, bazen nimetlerle, bazen de musibetlerle imtihana çektik. Sonunda belki hakka dönerler diye.” (2)

“Ama insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, «Rabbim bana ikram etti.»” der. (3)

“Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği (nimetler) hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O’dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayan merhamet edendir.” (4)

Musa kavmine demişti ki: “Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Çünkü O, bir vakit sizi Firâvun ailesinden kurtardı. Onlar sizi işkencenin en kötüsüne sürüyorlar ve oğullarınızı kesip kadınlarınızı da diri bırakıyorlardı. Ve bunda Rabbinizden size büyük bir imtihan vardır.“ (5) İnsana bir zarar dokunduğunda bize yalvarır. Sonra ona tarafımızdan bir nimet verdiğimizde, “Bu, bana ancak bilgim sayesinde verilmiştir” der. Hayır, o bir imtihandır. Fakat onların çoğu bilmezler. (6)

Demek ki başımıza güzel şeyler geldiğinde de bunun bizim için bir imtihan olduğunu hatırlamamız gerekiyor. Kimimiz daha varlıklı isek, kimimiz daha güzel isek, kimimiz daha sağlıklı isek bunlar esasında bunlara sahip olmayanlar için kimi zaman imrenilen şeyler olabiliyor.

Aslında nimetler de birer imtihan olduğundan, sahip olmadığımız şeyler için büyük arzular duymak, kıskanmak ya da Allah’a ‘neden bana vermiyorsun’ diye sitem etmek çok da akıllıca değil. Çünkü o kendisine nimet verilenler, bir imtihan altındalar ve bunun Allah’ın bir nimeti olduğunu bilip ona göre yaşamadıklarında kendilerinden bunun hesabı sorulacak.

b- Amellerle imtihan

“O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır. O, mutlak güç sahibidir, çok bağışlayandır.” (7)

“İnsanların hangisinin daha güzel amel yaptığını deneyelim diye şüphesiz biz yeryüzündeki şeyleri ona bir zinet yaptık.” (8)

“Yoksa siz; Allah, içinizden cihad edenleri (sınayıp) ayırt etmeden ve yine sabredenleri (sınayıp) ayırt etmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?” (9)

İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler. Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir. (10)

“O, hanginizin amelinin daha güzel olacağı konusunda sizi imtihan için, henüz Arş’ı su üstünde iken gökleri ve yeri altı evrede yaratandır. Böyle iken “Ölümden sonra şüphesiz diriltileceksiniz” desen, inkârcılar “Mutlaka bu, apaçık bir büyüdür” derler.” (11)

Bu ayetlerden görüleceği üzere, Allah bize verdiği özgür iradenin bir sonucu olarak, bu iradeyi ne yönde kullanacağımız konusunda bizi imtihan ettiğini vurguluyor.

c- Kötülüklerle İmtihan

“And olsun ki mallarınız ve canlarınızla sınanacaksınız; hiç şüphesiz, sizden önce Kitap verilenlerden ve Allah’a eş koşanlardan çok üzücü sözler işiteceksiniz. Sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bu üzerinde sebat edilecek işlerdendir.” (12)

“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.” (13)

“Ama onu yine denemek için rızkını daralttığı an Rabbim beni küçük düşürdü diye sızlanır.” (14)

“Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak kötülük ve iyilikle deneyeceğiz. Hepiniz de sonunda bize döndürüleceksiniz.” (15)

Başımıza gelen türlü kötülükler, hastalıklar, sıkıntılar da insan için birer imtihan aracı. Her yaşanan sıkıntının muhakkak bir sebebi var. Dünya öyle bir yer ki herkes kendi durumuna göre çeşitli sıkıntılar içine giriyor zaman zaman. İşte böyle zamanlardaki tavrımız gerçekten çok önemli.

Bu ayetlere baktığımızda Allah’ın çok net bir biçimde, malımızla, canımızla, rızkımızla, ürünlerimizle, korkularla, açlıkla kısacası sorun olabilecek her türlü araç ile bizi imtihan edeceğini beyan ettiğini görüyoruz.

d- Çocuklarımızla imtihan

“Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız birer imtihan sebebidir ve büyük mükâfat Allah’ın katındadır.” (16)

“Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız sizin için bir imtihandır. Büyük mükâfat ise Allah’ın yanındadır.” (17)

“Yahut o çocukları erkekler, dişiler olmak üzere çift verir, dilediği kimseyi de kısır yapar. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla bilendir, hakkıyla gücü yetendir.” (18)

Evlatlarımızın da birer imtihan aracı olduğunu bu ayetlerden öğreniyoruz. Evlat sahibi olmak da olamamak da birer imtihan… Evlatlarımıza çok odaklanıp Allah’ı unutup unutmadığımız da bir imtihan. Evlatlarımıza nasıl davrandığımız da onların başına gelenler de imtihan.

Çocuklarımızın başına gelen sıkıntılar da bizim için bir imtihan. Evet katlanması zor belki ama en başta bunu bize hiç hak etmeden verenin de Allah olduğunu hatırlamalı, geçici dünya hayatındaki bazı kayıpların insanın Allah’a karşı tutumunu sergilemesi için birer fırsat olduğunu unutmamalıyız.

Önemli Bir Anektod

Abdullah b. Muğaffel (radıyallahu anhu) şöyle rivayet demiştir:

“Bir adam, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve selleme “Ey Allah’ın Rasûlü! Ben seni gerçekten seviyorum” dedi. Rasûlullah, “O söylediğin söze dikkat et” buyurdu. Adam tekrar “Ben seni gerçekten seviyorum” deyince Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, “Söylediğin söze iyi dikkat et, ciddi misin?” buyurdu. Adam da “Vallahi seni gerçekten seviyorum” diyerek üçüncü sefer aynı sözü tekrar etti. Bunun üzerine Rasûlullah şöyle buyurdu:

“Eğer beni seviyorsan fakirliğe karşı bir kalkan hazırla. Çünkü fakirliğin beni seven kimseye gelmesi, selin durak yerine akması gibi hızlıdır.” (19)

Hadis mana açısından sahihtir. Çünkü iman ve sevgi bir iddiadır. Her iddia da doğruluğunun kanıtlanması için ispat ister. İspat ise başa gelecek olana sabretmekle olur.

Bu hadisi açıklayan diğer hadisler şöyledir:

Âişe radıyallahu anhâ şöyle rivayet etmiştir: “Ağrı ve sancıların Rasûlullah’a sallallahu aleyhi ve sellem şiddetli olduğu kadar kimseye şiddetli olduğunu görmedim.” (20)

Enes radıyallahu anhu şöyle rivayet eder: “Mükâfatın büyüklüğü, yıpratıcı imtihanın büyüklüğüne bağlıdır. Allah bir toplumu sevdiğinde onları değişik şekillerde imtihana tabi tutar. Kim razı olursa Allah’ın rızasını kazanır. Kim de kızar, kırgınlık gösterirse Allah da o kimseye kızar.” (21)

İbretlik Bir Kıssa

Ebû Hüreyre radıyallahu anhu,  Hz. Peygamber aleyhissalatü vesselamın şöyle buyurduğunu işittiğini rivayet eder:

“İsrâil oğulları arasında biri ala tenli (abraş), biri kel, biri de kör üç kişi vardı. Allah Teâlâ onları sınamak istedi ve kendilerine bir melek gönderdi.

Melek ala tenliye geldi:

– En çok istediğin şey nedir? dedi. Ala tenli:

– Güzel (bir) renk, güzel (bir) ten ve insanların iğrendiği şu halin benden giderilmesi, dedi. Melek onu sıvazladı ve ala tenlilik gitti, rengi güzelleşti. Melek bu defa:

– En çok sahip olmak istediğin mal nedir? dedi. Adam:

– Deve (yahut da sığır)dır, dedi. Ona on aylık gebe bir deve verildi. Melek:

– Allah sana bu deveyi bereketli kılsın! diye dua etti.

Sonra kele gelerek:

– En çok istediğin şey nedir? dedi. Kel:

– Güzel (bir) saç ve insanları benden uzaklaştıran şu kelliğin giderilmesi dedi. Melek onu sıvazladı, kelliği kayboldu. Kendisine gür ve güzel (bir) saç verildi. Melek sordu:

– En çok sahip olmak istediğin mal nedir? Adam:

– Sığır… dedi. Ona da gebe bir inek verildi. Melek:

– Allah sana bunu bereketli kılsın! diye dua ettikten sonra körün yanına geldi ve:

– En çok istediğin şey nedir? dedi. Kör:

– Allah’ın gözlerimi iade etmesini ve insanları görmeyi çok istiyorum, dedi. Melek (onun gözlerini) sıvazladı. Allah onun gözlerini iade etti. Bu defa Melek:

– En çok sahip olmak istediğin şey nedir? dedi. O da:

– Koyun… dedi. Bunun üzerine ona döl veren bir gebe koyun verildi.

Deve ve sığır yavruladı, koyun kuzuladı. Neticede birinin vadi dolusu develeri, diğerinin vadi dolusu sığırı, ötekinin de bir vadi dolusu koyun sürüsü oldu.

Daha sonra melek ala tenliye, eski kılığında geldi ve:

– Fakirim, yoluma devam edecek imkânım yok. Gitmek istediğim yere önce Allah sonra senin yardımın sâyesinde ulaşabilirim. Rengini ve cildini güzelleştiren Allah aşkına senden yolculuğumu tamamlayabileceğim bir deve istiyorum, dedi.

Adam:

– Mal verilecek yer çoook, dedi. Melek:

– Ben seni tanıyor gibiyim. Sen insanların kendisinden iğrendikleri, fakirken Allah’ın zengin ettiği abraş değil misin? dedi. Adam:

– Bana bu mal atalarımdan miras kaldı, dedi. Melek:

– Eğer yalan söylüyorsan, Allah seni eski haline çevirsin, dedi.

Sonra melek, eski kılığına girip kelin yanına geldi. Ona da abraşa söylediklerini söyledi. Kel de abraş gibi cevap verdi. Melek ona da:

– Yalan söylüyorsan, Allah seni eski haline çevirsin! dedi.

Körün kılığına girip bu defa da onun yanına gitti ve:

– Fakir ve yolcuyum. Yoluma devam edecek imkânım kalmadı. Bugün önce Allah’ın sonra senin sâyende yoluma devam edebileceğim. Sana gözlerini geri veren Allah aşkına senden bir koyun istiyorum ki, onunla yoluma devam edebileyim, dedi. Bunun üzerine (eski) kör:

– Ben gerçekten kördüm. Allah gözlerimi iade etti. İstediğini al, istediğini bırak. Allah’a yemin ederim ki, bugün alacağın hiçbir şeyde sana zorluk çıkarmayacağım, dedi. Melek:

– Malın senin olsun. Bu sizin için bir imtihandı. Allah senden razı oldu, arkadaşlarına gazap etti, cevabını verdi ve oradan ayrıldı. (22)

Bizler için burada zikredilen ibret verici ve ders çıkaracak ayet ve hadisler bulunmaktadır.  Rabbim bizleri dünyanın şerrin’den ve fitnesinden muhafaza, zikredilen örneklerden pay çıkaran kullarının zümresine ilhak etsin. (âmin)

 

————————-

 

  1. Bakara,155-156
  2. A’raf, 168
  3. Fecr, 15
  4. En’am, 165
  5. İbrahim, 6
  6. Zümer, 49
  7. Mülk, 2
  8. Kehf, 7
  9. Ali İmran, 142
  10. Ankebut, 2-3
  11. Hud, 7
  12. Ali İmran, 186
  13. Bakara, 155
  14. Fecr, 16
  15. Enbiya, 35
  16. Enfal, 28
  17. Tegabun, 15
  18. Şura, 50
  19. Tirmizi, Zühd, 36
  20. Tirmizi, Zühd, 56
  21. Tirmizi, Zühd, 56
  22. Buhârî, Enbiyâ 51; Müslim, Zühd 10