Kur’an-ı Kerîm; mü’minin hayat kitabı, rehberi, sevgi kaynağı, Allah’a yaklaşma aracı, hastalıkların şifası, dertlerin devası, sıkıntı ve meşakkatlerle karşılaştığında en büyük dayanağı, kıyamette kendisini okuyup hayatını onunla düzenleyenler için giriş anahtarı ve cehennemden kurtuluş sebebidir.
Kur’an-ı Kerîm; tüm ilimlerin kaynağı, temeli ve toparlayıcısıdır. İbn Mesud radıyallahu anh şöyle demiştir: “İlim isteyen, Kur’an’ı araştırsın. Zira onda öncekilerin ve sonrakilerin ilmi vardır.” (1)

Kur’an-ı Kerîm’in okunduğu meclislere sekinet iner, melekler orayı kuşatır ve Allah oradakileri kendi katında anar. Kur’an’dan okunan her harfe on sevap verilecektir. Kur’an mü’minin sahip olabileceği en büyük zenginliktir. Taberanî’de geçen Ebu Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edilen hadise göre; Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: “Kur’an bir zenginliktir. Ondan sonra fakirlik olmaz. Ondan başka zenginlik de yoktur.”

Kur’an-ı Kerîm’den bir ayet dinleyene on sevap yazılırken; onu okuyana da Kur’an, kıyamette bir nur olacaktır.

İbn Mesud radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “İki insan imrenilmeye layıktır; biri Kur’an’ı öğrenip gece-gündüz onunla meşgul olan ve ona göre amel eden kimsedir…” (2)

Kur’an- Kerîm’i okuyup ezberleyen, helalini helal, haramını da haram kabul eden ve hayatını ona göre tanzim edenleri, Allah, bu sebeple cennetine koyar.

Kur’an-ı Kerîm’i okumayan bir mü’min düşünülemez. Çünkü yakîn sahibi bir mü’min rotasını Kur’an’sız çizemez. Enes radıyallahu anh’ten rivayet edilen hadiste bakalım Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Kur’an okuyan ve okumayan mü’mini neye benzetmektedir; “Kur’an okuyan mü’min portakal gibidir. Kokusu hoş, tadı güzeldir. Kur’an okumayan mü’min hurma gibidir. Kokusu yoktur, tadı ise güzeldir. Kur’an okuyan münafık fesleğen gibidir. Kokusu hoş, fakat tadı acıdır. Kur’an okumayan münafık Ebu Cehil karpuzu gibidir. Kokusu yoktur, tadı da acıdır.” (3)

“Kur’an’dan bir şey bilmeyen kimse harap olmuş ev gibidir.” (4)

İslâm’da insanların en hayırlısı Kur’an’ı öğrenen ve öğretenler kabul edilmiştir. Her zaman Kur’an okuyana “Oku ve yüksel” denilecek ve onun mertebesi okuduğu son ayete kadar yükselecektir.

Kur’an-ı Kerîm okumak kişinin derecesini yükseltir ama her okuyanın derecesini yükseltmez, öyle ki bazısının derecesini de alçaltır. Onu okuyup onunla amel etmeyenleri, okudukları boğazından aşağı geçmeyenleri alçaltır. (5)

Hâmil-i Kur’an; yani Kur’an’ın hem zihnen hem amelen taşıyıcısı olmanın ecri büyüktür. Diğer yandan bazı sorumlulukları da beraberinde getirir. Bu sorumlulukların ne olduğunu Abdullah b. Mesud radıyallahu anh’dan öğrenelim; “Kur’an ehli (hamili) insanlar uyuduklarında gecenin kıymetini, yine insanlar yiyip içerken gündüzün değerini, halk sevinç içerisindeyken hüznün anlamını, onlar gülerken ağlamanın manasını, insanlar hata işlerken susmayı, insanlar aldanırken huşu içerisinde olmayı bilmelidir. Kur’an ehline gözü yaşlı, hüzünlü, vakarlı olmak yakışır. Kur’an ehline kaba, gafil, sırıtkan ve haşin olmak yakışmaz.” (6)

Buradan hâmil-i Kur’an (Kur’an’ın zihnen ve amelen taşıyıcısı) olanın suratı asık, hep ibadetle meşgul olan, dünyadan elini eteğini çeken bir insan portresinde olduğu anlaşılmamalıdır. Anlatılmak istenen şudur; Kur’an’ı hayatına, evine, işine taşıyan o mübarek, değerli insan, gündüz hayat kitabına göre yaşamını sürdürürken tüketeceği ilim, hikmet, sabır ve tevekkülünü ertesi güne tekrar taşıyabilmek için gecesinin belirli bir kısmını ihya eder. İnsanlar Kur’an’dan gafil, kendinden geçmiş bir halde eğlence ve günah derdindeyken; o, onları sırat-ı müstakime ulaştırmaya vesile olmanın derdindedir. İnsanlar ne dediklerini idrak etmeden çok konuşurken; o, günaha bulaşmamak için ve cehenneme girmesine sebep olacak sözleri sarfetmemek için kılı kırk yararak, konuşmadan evvel en az bir kez düşünerek konuşur ve bazen sükûtu tercih eder. Hâmil-i Kur’an’ın yüzünden tebessümü, kalbinden de İslâm davasını yaymanın verdiği hüzün eksik olmaz. Gülmesi, konuşması, ağlaması, yürüyüşü ve hayatının her safhası; vakarlı, oturaklı, olgun ve ne yaptığını bilir bir atmosfer içerisindedir. Kaba-saba olmak ve sertlik hâmil-i Kur’an’a terstir. Gönül kırmaz; gönüller fetheder taşıdığı Kur’an’a yeni yürekler kazandırmak için.

Kur’an, eşler arası münasebetlerdeki problemlerin çözümlerinde ve çocuk eğitiminde kişiyi en doğruya yönlendirecek ilk ve en büyük başvuru kitabıdır. O yüzden hiçbir gün, hiçbir an Kur’an’ın ışığından mahrum geçmemelidir.

Hz. Ali radıyallahu anh’den rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Çocuklarınızı üç haslet üzere yetiştiriniz; Peygamberinizin sevgisi, ehl-i beytinin sevgisi ve Kur’an tilaveti. Zira Kur’an’ı nakledenler ve ezberleyenler, Peygamberler ve seçkin kullarıyla beraber hiçbir gölgenin olmadığı günde Allah’ın arşının gölgesinde olacaklardır.” (7)

Sahabe, çocuklarının fiil ve hareketlerini kontrol ederken Kur’an’ı ölçü alırlardı. Ve Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in talimatıyla çocuklarına Kur’an öğretmeye başlamışlardı.

Bûreyde radıyallahu anh’den rivayete göre Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: “Kim Kur’an okur, öğrenir ve onunla amel ederse kıyamette ana ve babasına güneşin aydınlığı gibi nurdan bir taç giydirilir. Ayrıca onlara, değeri dünya ile değişilemez iki elbise giydirilir. Onlar: ‘Bunu neyle kazandık?’ deyince, onlara: ‘Çocuklarınıza Kur’an öğretmekle kazandınız.’ cevabı verilir.” (8), (9)

Çocuklara Kur’an-ı Kerîm’i Sevdirme Yolları:

1) Öncelikle çocuğunuz sizi sevmelidir ki yaptığınız şeyleri sevsin. Kur’an’ı, onu okumayı, anlamayı ve yaşamayı seven bir anne-babanın çocuğu potansiyel bir Kur’an hamilidir.
2) Anneler hamileyken veya çocuk doğduğunda Kur’an okumayı ve dinlemeyi asla ihmal etmemelidir ki çocuk Kur’an’a aşina olsun ve alışsın.
3) Bizi Kur’an okurken görmelerine fırsat verelim. Ve yanımıza geldiklerinde bir yandan Kur’an okuyup diğer yandan onların başını okşar ve sevecen davranırsak Kur’an’a onları bir adım daha yaklaştırmış oluruz.
4) Yaşına uygun bir eğitimle öğrenebileceği Kur’an kurslarından destek almak çok faydalı olacaktır. Oralarda onun timsali başka çocuklar da olacağından, bu durum, onu Kur’an’ı okumaya ve sevmeye daha çok sevk edecektir.
5) Kur’an’ı okumanın, anlamanın ve en önemlisi yaşamanın önemini; yaşına uygun hikâyeler, Kur’an’dan Peygamber kıssalarıyla ara ara anlatın.
6) Kur’an öğrenmede eski âlimler dört yaş, dört ay ve dört gün prensibini koymuşlardır. Zaten bu yaştan önce verilmeye çalışılan eğitim etkili olmayacaktır. Ters tepmesi de işten bile değildir. O yüzden 4 yaşından sonra başlanması ve yedi-sekiz yaştan sonra bırakılmaması en uygundur.
7) Bahsettiğimiz insan çocuktur. O yüzden Kur’an öğretirken bize en lazım gelen şey sabırlı ve ölçülü olmak ve yanlışlarını düzeltirken bunun doğal olduğunu düşünerek her hatasında düzeltmekten gocunmamaktır. Çocuğumuz Kur’an okurken başarılı olduğu anlarda gözlerine bakarak mutlu olduğumuzu hissettirmemiz; ona şevk verecektir.
8) Çocuğunuzun Kur’an eğitiminin gerekli olduğunu kabullenmesi sizin tavırlarınıza bağlıdır. Kur’an okurken gösterecekleri gevşekliklere karşı sert davranmak ve ceza vermek; Kur’an’dan onu soğutmaktan başka işe yaramaz. Sizin göreviniz dersi ona daha sevimli hale getirmektir. Eğer gevşeklik gösteriyorsa hatayı önce kendiniz arayın.
9) Kur’an okumayı sevdirmek, okurken çocuğu motive etmekle mümkündür. Küçük yaşlarda Kur’an öğretimini 15-20 dakikadan fazla uzun tutmadan, günde iki-üç derse bölerek yapmak daha faydalıdır.
10) Çocuğunuz cüzdeyse Kur’an’a geçiş tarihi belirleyin; mesela “Şu an şeddedesin, şu konulardan sonra Kur’an’a geçeceksin.” diyerek onu heyecanlandırın. Kur’an’a geçince birkaç arkadaşını çağırıp onu ödüllendirmeniz, nu daha da Kur’an’a yaklaştıracaktır.
11) Kur’an’a geçtikten sonra gücü nispetinde, fazla usandırmadan hatim etmeye onu teşvik edin ve hatim yapınca da daha büyük bir program düzenlemek onu bir adım daha Kur’an’ı hatmetmeye teşvik edecektir.
12) Her gün okuduğu sayfalarını yazdığınız bir çizelgeniz olsun. Onu kendisinin işaretlemesine izin verin. Bir hafta sonra çizelgeye göz atmasını söyleyin.
13) Kur’an okumanın, dinlemenin faydasını, Kur’an’ın en güzel arkadaş olduğunu anlayabileceği bir dille anlatın.
14) Onu sadece Kur’an’ın Arapçasına değil; onu anlamaya, tanımaya da teşvik edin. Kur’an’ın nasıl inmeye başladığını, Kur’an’da hiçbir şüphe olmadığını, onun rehber olduğunu, kalplere huzuru veren olduğunu, Kur’an ahlâkını, onun son Kitap olduğunu anlatın.
15) Kur’an’da bahsedilen Allah’ın sevdiği ve sevmediği kişilerin özelliklerini söyleyin:

Allah; infak edenleri, öfkesini yutanları, affedenler, sabredenleri, iyilik yapanları, mütevekkilleri, adil olanları, haksızlık yapmayanları, temizlenenleri, O’nun yolunda kenetlenenleri vs. sever. (10)

İmam Şafiî der ki: “Ben yedi yaşımda iken Kur’an’ı, on yaşımda iken Muvattayı ezberledim.” (11)

Sehl b. Abdullah et Tûsterî der ki: “Mektebe gittim, altı veya yedi yaşımda iken Kur’an’ı öğrendim ve ezberledim.” (12)

Temeli Kur’an’la atılıp, direkleri sünnetle sulanmış, ashabın takipçisi bir nesil yetiştirmek duasıyla… Velhamdûlillahi Rabbil Âlemin.

————————

1. Ahmed b. Hanbel, Kitabû’z Zühd
2. Bezzar
3. Buharî, Müslim
4. Tirmizî (İbn Abbas’tan)
5. Ayşe Dolmacı, Çocuğunuza Kur’an’ı Sevdirme Yolları, Ensar Neşriyat
6. Ahmed b. Hanbel, Kitabû’z Zühd
7. Taberanî
8. Muhammed Nur Suveyd, Çocuk Eğitimi, Uysal Yayınları
9. Ayşe Dolmacı, Çocuğunuza Kur’an’ı Sevdirme Yolları, Ensar Neşriyat
10. Suyutî
11. İmam Gazalî, İhya
12. Muhammed Nur Suveyd, Çocuk Eğitimi, Uysal Yayınları