Türkiye 15 Temmuz gecesi başarısız darbe girişimiyle karşı karşıya gelmiş ve büyük bir felaketi atlatmış. Başarısız darbe girişiminden önce kamuoyunda merkez sağdan, ulusalcılara, milliyetçilerden, sosyalist sol hareketlere kadar her kesimden insanın methettiği Gülen hareketi, meğerse ülkeyi kendi cemaatinin ve liderinin çıkarına göre yönetiyormuş. Başarısız darbe girişimiyle Adalet›in önemini bir kez daha anlamış olduk. İşin gerçeği demokratik sistemde adalet arayışına girmek, adalet ile yönetilmeyi beklemek abesle iştigal olacak ama Müslüman fertlerin adaleti istemeleri kendi yaşamlarını bu doğrultuda çizmeleri gerekmektedir.

Demokratik sistemlerde adaletin olması zor olacak nedeni parlamentolar belli bir siyasal grubun, partinin yönetimindedir. Bu siyasal parti kendi menfaat ve çıkarlarına uygun yasa çıkartır ve o yasaları kendi çıkarlarına göre tatbik eder. Çünkü siyasal partileri denetleyen ve gözetleyen yine kendi seçmiş oldukları yargı mensuplarıdır. Ülkeyi yönetenler ister dini söylemleri dilinden düşürmeyen muhafazakâr bir parti olsun, ister eşitlik, halkların kardeşliği kavramlarını düşürmeyen sosyalist bir parti olsun bu değişmez çünkü sistemin kaynağı, temeli, çıkış noktası problemlidir. Sorun sistem sorunudur. Türkiye’yi en iyi lider de yönetse sorun çözülmeyecektir. Çözüm İslâmi bir sistemdir.

Hz. Peygamberin yetiştirdiği sahabiler yönetim ve adalet meselelerini çok iyi idrak ettiler. Öyle ki;

Hz. Ömer radiyallahu anh’ın hilâfeti döneminde Suriye İslâm orduları başkomutanı Sa’d b. Ebi Vakkas radiyallahu anh, bazı konularda İslâm ordusundan bilgi almak isteyen İran orduları başkomutanı Rüstem’e elçi olarak Rib’î b. Âmir radiyallahu anh’ı göndermişti. Rüstem, Rib’î b. Âmr’e:

– Sizi buraya getiren sebep nedir? Buralara kadar niçin geldiniz? Diye sormuş, bunun üzerine Rib’î b. Âmr, şu târihî cevâbı vermişti:

– “Bizi Allah gönderdi: Allâh’ın izniyle insanları kula kulluktan kurtarıp Allâh’a kulluğa dâvet etmek, insanları dünyanın darlığından kurtarıp dünya ve ahiretin genişliğine eriştirmek ve onları râhiplerin zulmünden kurtarıp İslâm’ın adâletine kavuşturmak için…” (1)

Bu konuyu neden gündeme aldım sorusuna cevap ise başarısız darbe girişiminden sonra binlerce insan tutuklandı. Binlercesi işlerinden uzaklaştırıldı. Binlercesi toplumdan soyutlandı. Binlercesi yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Bu yargılama süreci adaletli oldu mu? İnsanların kalbi mutmain oldu mu? Hayır, Ne adalet ile oldu ne de insanların kalbi mutmain oldu. Belki binlerce insan masum olduğu halde işinden, ailesinden, vatanından oldu. Belki çok zengin olsalardı, belki belediye başkanın oğlu olsalardı demokratik sistem içerisindeki adalet onları da bulabilirdi.

Müslümanların gerçek adaleti hayatlarında tatbik etmeleri için sistemin kaynağının İslâmi temeller üzerine inşa edilmesi gerekir. Demokratik sistemin ya da İslâm dışı her bir ideolojinin adaleti sağlamaları imkânsızdır. İslâm’ın kuralları insan fıtratına uygundur. Allah İslâm’ın adaletini hâkim kılmayı bizlere nasip etsin.    

 

————————-

 

  1. Rib’î b. Âmir b. Halid b. Amr: Sahabe-i kiramdandır. Irak, Nihavend, Suriye ve Horasan Savaşları’na katılan komutanlardan biridir. Hz. Ömer tarafından Müsenna b. Harise’ye destek olmak üzere askeri bir kuvvetle görevlendirilmiştir. Horasan fethedildiğinde Taharistan vâlisi olarak tayin edilmiştir. (İbn Hacer, İsabe: 2/194)