Bu yaş dönemi çocuğun en faydalı ve en süratli evresidir denilebilir. Çocuk bu evrede sosyal çevre ile sürekli temasta bulunmak suretiyle zihnini zenginleştirir ve üstün öğrenme özelliğine sahiptir. Yetişkin bir insanın göremediği sayısız ayrıntıları görür.

Bu dönem, çocuğun el-göz uyumunun en fazla geliştiği dönemdir. Bu gelişime ayak uydurma çalışan çocuk elbette ki hareketlenecektir. Bunu gören anne ve baba “Eyvah! Bizim çocuk haşere oldu, ele avuca sığmaz oldu” diye şikayetlenecektir. Hâlbuki bu yaştaki çocuğun normal gelişimi bu şekildedir. Eğer çocuğunuz bu yaşlarda, bunun aksi bir şekilde sessiz ve sakin ise asıl sorun o zaman başlamıştır.

Bu yaşlardaki çocuk dünyaya karşı derin bir ilgi içerisindedir. İşitmek, dokunmak, görmek, kırmak gibi şeyle için oynar. Bütün bunları yaparken bir metoda bağlanmaz. Onun için önemli olan tek kanun, içinde yaşadığı an ile ilgili geçici bir meraktır. İlgilerinde devam yoktur. 6 yaşına gelene kadar bunda endişe edilecek bir durum yoktur.
4 yaşından sonra çocukların en çok hoşlandıkları şey, etrafta yaşanan olayların kurallarını öğrenmektir. Çünkü bu dönemde çocuklar kendilerini yetişkinlerle aynı kefede görmek isterler. Mesela; bir yapboz oyunun kuralını öğrenmek ister ve bunu oldukça önemser.

Bu yaş aralığındaki çocukların en önemli özellikleri sosyalleşme ihtiyacıdır. Çocuk, ailede kendi gibi düşünen, kendisinin ilgilendiği konular ile ilgilenen bir kardeşe ihtiyaç duymaya başlar. Ama bu ihtiyacı anne karşılayamaz. Çocuk bu yaşta kendinden çok bilen anne yerine, kendisi gibi az bilen, kendisine bir şey öğreten ve kendisinin de bir şeyler öğreteceği başka bir çocuk arar. Bu nedenle, bu yaş çocuklarının oyun guruplarıyla tanışmaya, diğer çocuklar ile sık sık bir araya gelmeye ihtiyacı vardır. Bundan sebep, çocukların bu yaşlarda mutlaka bir kardeşinin olması gerekir. Eğer bir kardeşi varsa çocuk sosyal hayatta kendini güçlü hisseder.

Hâlbuki bazı anneler ilk çocukta yaşadığı sorunlar nedeni ile bir takım bahaneler öne sürerek bir daha çocuk sahibi olmak istemez. Ancak şu iyi bilinmelidir ki ağaç, yaprağı ile gürler.
Öte yandan tek çocuk yetiştirmek dünyanın en zor işidir. Zira tek yetişen çocuk gelişim dönemlerinde her şeyi anneden bekler. Anne mutfağa gitse çocuk peşine gidecektir. Bir kardeşi olmadığından kavgasını ve oyununu annesi ile yapacaktır. İkinci çocuk, ilk çocuğun yükünü annenin üzerinden alır. Çocuk kavgayı onunla yapar ve barışmayı onunla öğrenir. Asosyal olmaktan onunla kurtulur.

Güzel masallara karşı çocuğun zevk duyması bu çağın en belirgin özelliğidir. Bu dönemde zihinsel gelişimin normal olması için yeterli ve dengeli beslenilmesi çok önemlidir. Mühim olan nokta şudur: Bu çağda sevgiden yoksun bırakılan, incitilen ve yalnız bırakılan çocuk, kendisini kuşatan gerçeklerden daha güzel bulduğu hülyalara kapılır. Hayata gittikçe uyamaz hale gelir ve yapayalnız kalabilir. Duygu ve sosyal düzeni bozulabilir.

Duygu düzenindeki bozukluğun bir belirtisi de bu yaştaki çocuğun yalan söylemesidir. Bu evrede çocuk için 3 çeşit yalan vardır;

Büyüklerin kendisini cezalandırmasından korktuğu için yalan.

Kendisini korumak için söylenen yalan.

Başkalarını aldatmak için söylenen yalan.

Bu üçü birbirinden farklıdır. Zararlı olanı ve çocuğun duygu düzenindeki bozukluğu gösteren üçüncü tip yalandır.

Diğer yandan, çocuk bu evrede henüz psikososyal olgunluğa ermediği için ilk iki tip yalanı söyleyebilir. Örneğin; hayvanat bahçesine gittiğinde aslında bir fil görmemiştir ama hayvanat bahçesini hayalinde fille süslediğinden dolayı orada bir fil gördüğünü söyler. Bu durumdan endişe duyup çocuğu yalancılıkla suçlamamak lazım. Az önce de ifade ettiğimiz gibi çocuk bu yaşta hayal ettiği şeyi gerçekle karıştırdığından böyle bir yola başvurur. Asıl tedirginlik duymamız gereken şey, üçüncü tip yani; başkalarını aldatmak için söylenen yalandır.
6-7 yaşlarında çocuklar anne-baba ve sosyal çevrede bulunanları soru yağmuruna tutar. Çok meraklıdırlar. Yetişkinlere düşen cevap verme zahmetinde bulunmalarıdır. Aksi takdirde devamlı susturulan çocuk, önce merakını sonra güvenini kaybeder. Her şeye dair merak 9 yaşına doğru hafifleyecektir.

Bu yaşta masum bir saflık ifade eden bencillikleri vardır. Her şeyi kendine göre değerlendiren bir zihin eğilimleri mevcuttur. Bu durum da 9-10 yaşlarında geçer. Aileye düşen, çocuğunun durumuna sabredip onu güzel bir şekilde yönlendirmektir.

Bu yaştaki çocuğun kırıp dökme ve etrafı dağıtma eğilimlerini gidermenin en iyi yolu ona bir takım görevler vermektir. Bu yöndeki çözüm özellikle sorunla alakalı görev vermektir. Mesela; eşyaları kıran bir çocuğa, evdeki eşyaları koruma görevi verilirse onun aile fertlerinden, bu konuda daha fazla dikkatli olduğu gözlemlenir.

Çocuk, zararsız bir şeyle meşgul oluyor ve bundan sıkılmıyor aksine zevk alıyorsa olur olmaz sebeplerle önüne engel konulmamalıdır. Çünkü bu vesile ile çocuklar bizim bilmediğimiz birçok şey öğrenir ve onunda kendine göre bir hayatı vardır. Sevdiği şeylere saygı göstermeli ama doğru olmayan bir şey yapıyorsa burada otorite prensibimiz devreye girmelidir. Mesela; bedenine zarar verecek bir elektrik cihazı ile oynaması gibi. Ama çocuk arabaları seyretmekten hoşlandığı için cam kenarına çıkıyor ve bu durumda da herhangi bir tehlike söz konusu değilse kendisine dokunulmamalıdır.

Çocuğun sinirlerinin gelişmesi ve buhran dönemini de rahat atlatabilmesi için doğa ile iç içe olması çok önemlidir. Ama ne yazık ki bu, şehir hayatında pek mümkün değildir. Bundan dolayı çocuk stresini atamaz ve bu konuda büyüklerden alacaklıdır. Bu sebeple şehirde büyüyüp evden pek çıkamayan çocuğun sergileyeceği olumsuzluklar çocuktan bilinmemeli, bu tavırları enerjisini atamadığından sergilediği akılda tutulmalıdır.

Bu çağdaki çocuk başkalarıyla ne kadar münasebette bulunursa, o kadar toplumda başarılı bir fert olarak yer alır. Anaokulları bu evrede onun gelişiminde önemli bir yeri olan müesseselerdir.

5 yaşından itibaren onun kalbine hitap ederek ondan bir şeyler istenebilir. Mesela; “Seni çok seviyorum canım. Haydi, annenin hatırına masanın örtüsünü örtüver” gibi… 4-7 yaş arasında emir ve yasakları uzunca anlatmak yersizdir. Kısa ve öz bir ifade kullanılmalıdır.  Aynı zamanda bu yaşlardaki çocuktan nezaket beklenmemelidir. Çünkü bu kuralları daha sonraki gelişimlerinde öğrenecektir.

Bu yaşlardaki çocuk ceza alacak bir kusur işlediğinde cezası geciktirilmemelidir. Yoksa kendisinin affedildiği kanısına kapılır. Ama cezalandırdıktan sonra affetmek lazımdır. Böylece sosyal ilişkiler tekrar rayına girer.

Özellikle şunu belirtmekte fayda vardır: 4-7 yaş gurubu çocuklar için en belirgin özelliklerden biri “kal” ile değil “hal” ile eğitmektir. Yani sözle değil, davranışla… Çocuk sadece kendisine konulmuş kuralları dinlemek istemez. Herkesin uyduğu kurallar onun dikkatini çeken bir durumdur. Evin içinde anne ve babadan tutun varsa dede ve ninelerinde riayet ettiği kuralları yaşamak onun için yapılması gerenler arasına girecektir. Aynı zamanda çocuk için konulan kurallar onun gerçeğine uymalıdır. Örneğin; Evdeki çocuk dikkatini en fazla 20 dk. toplarken, ona hiç aralıksız 2 saat çalışmalısın demek hiçte gerçekçi değildir. Hele birde ona bunu yaparsan sana bisiklet alırım diyerek onu sürekli pazarlıklı iş yapmaya alıştırırsak bu işten en çok zararlı çıkacak olanlar anne ve babalardır.

Yazdıklarımın önce kendime, sonra siz değerli müminlere faydalı olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Gayret bizden, başarı Allah’tandır. Vedud olan Allah evlerinizi sevgi, muhabbetle doldursun ve gönül meyveleriniz olan evlatlarınızı İslam Dini ile te’dip edip onları cennet sakinlerinden eylesin inşallah.

Selam ve dua ile…

————————

Kaynaklar:
Annelik Sanatı, Pedagog Adem GÜNEŞ, Nesil Yayınları
Eğitim Evde Başlar, Davud CAN, Hayat Yayınları
Çocuk ve Gençte Sosyal Gelişim, Kemal ÇAKMAKLI, Yağmur Yayınları