Yeryüzünün masum bireyleri çocuklar, dünyanın farklı bölgelerinde yaşanan krizlerden en çok etkilenen kesimdir. Dünyada çok sayıda çocuk savaş, işgal, doğal afet, kronik yoksulluk, hastalık vb. nedenlerle yetim kalmaktadır. 7 milyarı aşan dünya nüfusunun 2,2 milyarını çocuklar oluşturmaktadır. 2,2 milyarlık çocuk nüfusu içerisinde 143 ila 210 milyon arasında yetim çocuk bulunduğu belirtilmektedir. Bu verilere aralarında Afganistan, Irak, Filistin, Sudan, Bangladeş, Hindistan ve Çin gibi yüksek yetim nüfuslu ülkelerin de olduğu 52 ülke dâhil değil. Uluslararası kaynaklara göre her iki saniyede bir çocuk anne veya babasını kaybetmektedir. Asya, Afrika, Latin Amerika ve Ortadoğu bölgeleri kronik yoksulluk, doğal afet, savaş ve işgal gibi nedenlerle çok sayıda çocuğun yetim kaldığı bölgelerin başında gelmektedir. Dünya yetim nüfusunun önemli bir kesimi az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde yaşamakta. Diğer yandan gelişmiş ülkelerde evlilik dışı çocuklar, engelli çocuklar, boşanmış ailelerin çocukları da sokaklara terk edilebilmektedir. 

Yetimliğe Neden Olan Koşullar Ve Yetim Üreten Coğrafyalar 

Savaş, İşgal, Çatışma vb. Nedenlerle Yetim Kalma 

Savaş, işgal, doğal afet vb. krizler çocukların yetim kalmasına neden olan başlıca etkenlerdendir. Sıcak çatışmaların yaşandığı bazı bölgeler yüksek sayıda yetim nüfusuna ev sahipliği yapmaktadır. Bu bölgeler ayrıca yetim sayısının sürekli arttığı coğrafyalardır.

Suriye’de ise 1 milyondan fazla çocuğun annesini, babasını veya her ikisini de kaybederek öksüz veya yetim kaldığı tahmin ediliyor.

Binlerce Suriyeli yetim, öksüz veya kimsesiz çocuk, mülteci kamplarında veya sığındıkları ülkelerin sokaklarında suiistimale açık bir şekilde yaşamaya çalışmaktadır. Savaşın devam etmesi ise yetim sayısını arttırmakta ve yaşanan insani krizin boyutu her geçen gün daha da derinleşmektedir. 

Şu an Doğu Guta’da Esed rejiminin açtığı saldırılar sonucu yetim kalan yaklaşık 12 bin çocuk bulunmaktadır. Bunların 4 bini acil yardım beklemektedir.

Savaş nedeniyle yüksek sayıda yetim bulunan ülkelerden biri de Afganistan’dır. 1979’daki Sovyet işgali ve akabinde 2001 yılında Amerika’nın müdahalesi ile 30 yılı aşkın süredir savaşlarla boğuşan Afganistan’da yaklaşık 2 milyon insan hayatını kaybetmiş, dolayısıyla çok sayıda çocuk da korumasız kalmıştır. Sovyet işgali süresince 7,5 milyon kişi yer değiştirmiş, 14.000 köy yerle bir edilmiştir. Hâlihazırda Afganistan’da 400.000’in üzerinde sakat çocuk olduğu belirtilmektedir. Afganistan’da devam eden çatışmalar sebebiyle yetim sayısı her geçen gün artmaktadır.

Yine işgalci Amerika ve arkasına aldığı koalisyon ülkelerinin desteğiyle 2003’te Irak’a yapılan işgal arkasında ağır bir yetim bilançosu bırakmıştır. 9 yıl süren savaş sonucu 1 milyondan fazla insan katledilirken 5 milyon çocuk yetim kalmıştır.

Yoksulluk Sebebiyle Yetim Kalma 

Yoksulluğun kronikleştiği coğrafyalarda siyasi yapının bu durumu bertaraf edecek çözümler üretememesi, buralarda yoksulluğa ek olarak savaş, çatışma gibi toplumsal düzeni sarsan krizlerin yaşanması, sorunun boyutlarını derinleştirmekte ve yoksulluğa bağlı nedenler dolayısıyla ölümler görülebilmektedir. Bu anlamda yoksulluk, dünya yetim nüfusunun artmasına neden olan öncelikli sebepler arasındadır. Dünya Bankası verilerine göre 7 milyarlık dünya nüfusunun 1,22 milyarı aşırı yoksuldur; yani günlük gelirleri 1,25 doların altındadır. Yine dünya nüfusunun yarısı yani 3 milyardan fazla kişinin geliri günde 2,50 dolardan azdır. Dünyada 842 milyon kişinin yiyecek yemeği yoktur. Yoksulluk sebebiyle her gün 22.000 çocuk hayatını kaybetmektedir. Bir diğer açıdan bakıldığında korumasız yetim çocuklar da yoksulluk nedeniyle hayatlarını kaybetme riski ile karşı karşıyadır.

Doğal Afet Nedeniyle Yetim Kalma 

Doğal afetler dünya yetim nüfusunun artmasına sebep olan başlıca etkenlerdendir. 2013 yılında Filipinler’de gerçekleşen Haiyan tayfunu sonucunda resmî rakamlara göre 6.000 kişi hayatını kaybetmiş, bu tayfundan 6 milyon çocuk etkilenmiştir. 2011 yılında Haiti’de meydana gelen deprem sonucunda çok sayıda çocuk yetim kalmıştır. 10 milyonluk Haiti nüfusunun 300.000’ini yetimler oluşturmaktadır. Yine Japonya’da 2011 yılında yaşanan deprem ve akabinde görülen tsunami sonucunda 200 çocuk her iki ebeveynini, 1.200 çocuk da anne veya babasını kaybetmiştir. 2005 yılında Pakistan, Afganistan ve Hindistan’ı etkileyen deprem sonucunda resmî rakamlara göre 75.000 kişi hayatını kaybetmiştir. Toplamda 3,5 milyon kişi bu depremden etkilenmiştir. 2010 yılında Pakistan’da meydana gelen sel ise 20 milyondan fazla insanın hayatını etkilemiş, yaklaşık 2.000 kişi yaşamını yitirmiş, 12.000 köy haritadan silinmiştir. Güneydoğu Asya’da 2004 yılında meydana gelen, tarihin en büyük doğal afetlerinden biri olan ve 14 ülkeyi etkisi altına alan tsunami sonucunda resmî rakamlara göre yaklaşık 230.000 kişi hayatını kaybetmiştir. 2011 yılında Doğu Afrika ülkeleri Somali, Etiyopya, Cibuti ve Kenya’da görülen kuraklık ise 13,5 milyon kişiyi etkilemiştir. Son 60 yılın en ağır kuraklığı olarak tanımlanan bu afette 50 ila 100.000 arasında kişi hayatını kaybetmiştir. 

AIDS Nedeniyle Yetim Kalma 

AIDS, özellikle dünya yetim nüfusunun önemli bir kısmını barındıran Afrika kıtasında çocukların anne veya babalarını kaybetmelerine sebep olan çok ciddi bir faktördür. Dünyada AIDS nedeniyle yetim kalan çocukların 15,1 milyonu Sahra Altı Afrika ülkelerinde yaşamaktadır. AIDS sebebiyle yetim kalan çocukların sayısının 2015 yılında 25 milyona ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu açıdan bakıldığında AIDS’in çok hızlı yayılan ve her geçen gün yeni kurbanlar alan bir hastalık olduğu görülmektedir. Afrika’da bizzat kendisi AIDS hastalığına yakalanmış 2,3 milyon çocuk bulunmaktadır. AIDS bu çocuklara genelde hamilelik, doğum ve emzirme döneminde anneden geçmektedir. AIDS yetimliği Afrika’nın vahim bir gerçeğidir. Öyle ki bazı Sahra Altı Afrika ülkelerinde yetim nüfusun önemli bir kesimini AIDS nedeniyle yetim kalan çocuklar oluşturmaktadır. Örneğin, Zimbabve’de yetimlerin %74’ü, Güney Afrika’da %63’ü AIDS sebebiyle yetim kalmıştır. Afrika’dan sonra AIDS nedeniyle ailesini kaybeden çocukların en yoğun bulunduğu bölge Asya’dır. Asya’da 1,1 milyon çocuk AIDS dolayısıyla yetim kalmıştır. Her 15 saniyede bir çocuk AIDS sebebiyle anne veya babasını kaybetmektedir. 

Kayıp Çocukların Akıbeti Belirsiz

Özellikle son yıllarda Afrika ülkeleri ile Irak ve Suriye’deki savaşlar ve çatışmalardan kaçarak Avrupa ülkelerine giden aileler ile bazı çocukların durumu ise endişe kaynağı olarak öne çıkıyor.

AB polis teşkilatı Europol’un yaptığı araştırmalara göre, 2015 yılında Avrupa’ya ulaşan 1 milyon sığınmacının yüzde 27’sini çocuklar oluşturuyor. Ayrıca, 10 binin üzerinde öksüz, yetim veya ailesi yanında olmaksızın Avrupa’ya gelen çocuğun ise kayıp olduğu belirtiliyor.

Yaşları 13 ila 16 arasında değişen çocukların durumları ve nerede oldukları ile ilgili herhangi bir bilgi bulunmadığı ifade ediliyor. Bu çocuklardan yaklaşık 5 bininin İtalya topraklarına girdikten sonra, 3 bin 500’ünün ise Almanya topraklarında kaybolduğu tahmin ediliyor.

AB İstatistik Ofisinin (Eurostat) verilerine göre ise 2008’den bu yana Avrupa’ya sığınmacı olarak gelen öksüz, yetim veya yasal vasisi olmayan çocuk sayısı 198 bin civarında.

Genellikle yaşları 14 ila 17 arasında olan bu çocukların çoğunluğu Afganistan, Somali, Eritre, Suriye ve Irak gibi iç savaş ve çatışmaların yaşandığı ülkelerden Avrupa’ya geliyor.

Yetimleri Bekleyen Tehditler 

Yetimler barınma, giysi, gıda, sağlık, eğitim gibi fiziki ihtiyaçlarının yanı sıra duygusal olarak da desteğe muhtaçtır. Zira yetimler yetimlikleri dolayısıyla çocuk yaşta endişe, depresyon, kızgınlık, dışlanma gibi duyguları yaşamak durumunda kalırlar. Uganda yetimleri hakkında yapılan bir çalışmaya göre AIDS yetimlerinin %12’si ölmek istemektedir. Akrabalarının yanına sığınan yetimler kalabalık aile ortamlarında zor geçim şartlarında yaşamakta, kimi zaman ev işlerine yardımcı olma, kardeşlerine bakma veya hasta anneye veya babaya bakma gibi sorumlulukları yerine getirmeye çalışmaktadırlar. Yetim çocuklar aileleri, akrabaları veya güvenilir kurumlar tarafından sahiplenilmedikleri durumlarda ise türlü tehditlerle karşı karşıya kalmaktadır. İnsan kaçakçılığı, evlatlık verilme, çocuk askerliği, çocuk işçiliği, organ mafyası, misyonerlik, suça karışma, madde bağımlılığı gibi olumsuzluklar yetimlerin karşı karşıya olduğu tehditlerin başında gelmektedir. 

İnsan Kaçakçılığı 

Dünyada her yıl büyük bir kesimini kadın ve çocukların oluşturduğu 4 milyon kişi bulundukları ülke içinde veya dışında insan kaçakçılığı kapsamında yer değiştirmektedir. Gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerdeki kriz ortamlarını fırsat bilen insan kaçakçıları için savunmasız gruplar arasında yer alan kimsesiz çocuklar ve yetimler, kötü niyetli bu kişiler için başlıca hedeftir. Fuhuş, insan kaçakçılarının çocukları yönlendirdikleri insanlık dışı sektörlerin başında gelmektedir. Brezilya’da hâlihazırda 200 ila 500.000 arasında çocuğun fuhuş sektöründe çalıştırıldığı tahmin edilmektedir. Dünya fuhuş mafyasının en yüksek oranda çocuk kaçırdığı ülkelerin başında Kamboçya gelmektedir. Tayland, Meksika ve Hindistan da fuhuş sektörüne kaynaklık eden başlıca ülkeler arasındadır. Her yıl 45 ila 50.000 arasında kadın ve çocuk kendi iradeleri dışında zorla ABD’ye giriş yapmaktadır. İnsan kaçakçıları tarafından alıkonulan yetimler, fuhuş ticaretinin yanı sıra organ mafyası, evlatlık verilme, ucuz işçi olarak çalıştırılma gibi tehditlerle de karşı karşıyadır. 

Evlatlık Verilme 

Yetimler için yapılması gereken, onları kendi ülkelerinde aileleri yanında, bunun mümkün olmadığı durumlarda yine kendi ülkelerinde yetimhanelerde desteklemektir. Ülke dışından evlat edinme, yetimler için gerçekleşecek en kötü senaryolardan biridir. Günümüzde yurt dışından evlat edinme bir sektöre dönüşmüş ve Etiyopya, Kamboçya, Somali, Afganistan, Çin, Filipinler gibi gelişmekte olan ülkelerden muhtelif hile ve vaatlerle kaçırılan çocuklar kendi ailelerinden, kültürlerinden koparılarak genellikle Avrupa ve Amerika’daki ailelere para karşılığında satılmaya başlanmıştır. Evlat edinme sektörü yetimlerin karşı karşıya kaldığı başlıca tehditlerden biridir. 

Amerikalı ailelerin evlat edindiği ülkelerin başında Etiyopya gelmektedir. 2003’te yılda 900 çocuk Etiyopya’dan evlat edinilirken bu rakam 2009’da 4.564’e yükselmiştir. Yetimlerin ruh sağlığı için son derece sakıncalı olan evlatlık verilme seçeneği, genellikle gayrimeşru yollarla yürütülmektedir. Kriz ortamlarında kimsesiz ve korumasız kalan çocuklar gelişmiş ülkelerdeki ailelere para karşılığı verilmek üzere kaçırılmaktadır.

Çocuk İşçiliği 

Yetimlerin karşı karşıya kaldığı önemli tehditlerden biri de çocuk işçiliğidir. Anne veya babadan birinin yokluğu, hasta anne veya babaya bakma, yoksulluk sebebiyle aile bütçesine katkıda bulunmak zorunda olma gibi nedenlerle çocuklar çeşitli işlerde taşıyabileceklerinden daha büyük yükler altında çalıştırılabilmektedir. Çocukların çok küçük yaşta çalıştırılması fiziksel ve ruhsal sağlıklarını olumsuz etkilemekte, onları eğitim gibi en temel haklarından da mahrum bırakmaktadır. Angola, Burundi, Orta Afrika Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Gambiya, Kenya, Lesoto, Senegal, Svaziland ve Zambiya gibi 10 Sahra Altı Afrika ülkesinde yapılan bir çalışma, yetimlikle ucuz iş gücü olarak çalıştırılma arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir. Kamboçya, Etiyopya, Hindistan, Kenya ve Tanzanya’da 6-12 yaş arasındaki 1.480 yetim ve terk edilmiş çocuk üzerinde yapılan bir alan araştırması, yetim ve terk edilmiş her yedi çocuktan birinin çalıştırıldığını göstermiştir. 

Uluslararası Çalışma Örgütü  (ILO) ’nün verilerine göre dünyada tam zamanlı çalışan 168 milyon, tam veya yarı zamanlı çalışan 264,5 milyon çocuk işçi bulunmaktadır. 168 milyon çocuk işçinin 85 milyonu tehlikeli işlerde çalıştırılmaktadır. 

Organ Mafyası 

Savaş, doğal afet, çatışma ve yoksulluk bölgelerindeki yetimler organ mafyasının kıskacına düşme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Organ mafyasının hedef kitlesi arasında yetimler, terk edilmiş kimsesiz çocuklar, sokak çocukları, sokaktaki engelli çocuklar önemli yer tutmaktadır. Yoksul ailelerin kendi çocuklarının organlarını ticaret unsuru olarak sattıkları durumlar da ikinci planda gelmektedir. Organ kaçakçılığı organize suçlar kapsamına girmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nün belirttiğine göre her yıl yasa dışı olarak 7.000 böbrek nakli gerçekleşmektedir. 1987 ve 2007 yılları arasında 1 milyon çocuk, organ nakli için kaçırılmıştır. Asya, Afrika, Doğu Avrupa, eski Sovyetler Birliği ülkeleri ve Latin Amerika’dan alınan organlar genellikle gelişmekte olan ülkelerdeki hastalara yasa dışı olarak nakledilmektedir. Sağlık ve hijyen şartlarının olmadığı ortamlarda yapılan yasa dışı ameliyatlarda çocuklar hayatlarını dahi kaybedebilmektedir. Böbrek, kalp, göz gibi temel hayati organları çalınan çocuklar, sahipsiz bir şekilde kaderlerine terk edilmekte yahut dilenci mafyasının, sokak çetelerinin eline düşmektedir. Krizlerin görüldüğü coğrafyalarda yaşayan çocuklar her türlü suiistimale açık olmaları nedeniyle organ mafyasının birincil hedefleri arasındadır. Örneğin 2010 yılının Haziran ayında Gazze’de kaybolan 14 çocuğun organ mafyası tarafından kaçırıldığı, Türkiye’ye sığınan Suriyeli mülteci çocukların yine organ mafyası tarafından para karşılığında ailelerinden satın alındığı konuyla ilgili kamuoyuna yansıyan örneklerden sadece birkaçıdır. 

Engelli Çocuklar ve Dilenci Mafyası

Yetim ve kimsesiz çocukları bekleyen bir diğer tehdit de dilenci mafyası tarafından çalıştırılmak, hatta bu amaç için sakat bırakılmaktır. Bunun dışında doğuştan engelli olan yetim ve kimsesiz çocuklar da dilenci mafyasının ve diğer suç şebekelerinin hedefleri arasındadır. Dünyada en fazla engelli nüfusa sahip ülke 80 milyon engelli ile Çin’dir. Sahipsiz engelli çocuklar Çin’de sokaklara terk edilmektedir. Engelli nüfusun farklı oranlarda olduğu diğer ülkelerde de durum benzerdir. Bu çocuklar organ mafyasının olduğu kadar, fuhuş mafyasının, insan kaçakçılarının ve dilenci mafyasının da hedefidir. Örneğin nüfusu 1,2 milyarı aşan ve nüfusunun yaklaşık %30’u yoksulluk sınırının altında yaşayan Hindistan’da 300.000 çocuk dilencilik yapmaktadır. Çoğu dilenci mafyası tarafından çalıştırılan, çeşitli uzuvları (kol, bacak vb.) mafya tarafından kesilen ve sokağa atılan bu çocuklar aylık gelirin 100 poundun altında olduğu bir ülkede dilenerek günde 50 pound kazanabilmektedir. Bu nedenle çocuklar önemli bir sektör haline gelen dilenci mafyası tarafından kullanılmaktadır. Bu durumun örneklerine gelişmekte olan ve az gelişmiş pek çok ülkede rastlanmaktadır. 

Misyonerlik 

Kriz ve kronik yoksulluk bölgelerindeki yetimlerin karşı karşıya olduğu bir diğer tehlike de misyonerlik faaliyetleridir. 2010 yılında Haiti’de gerçekleşen depremden sonra yaşları 2 ay ila 12 yıl arasında değişen 33 çocuk misyonerler tarafından kaçırılırken Dominik sınırında durdurulmuştur. 2008 yılında Çad’da yaşanan bir hadisede L’Arche de Zoé isimli Fransız misyoner yardım kuruluşu mensupları, 103 çocuğu Çad’dan çıkarırken yakalanmıştır. Avrupa’daki ailelere evlatlık olarak verilmesi planlanan bu çocukların %85’inin en az bir ebeveyninin hayatta olduğu tespit edilmiştir. 2004 yılında Açe’de meydana gelen tsunaminin ardından da benzer olaylar yaşanmıştır. 2008 yılında Kırgızistan’da yapılan bir saha çalışması, nüfusunun %80’ini Müslümanların oluşturduğu ülkede misyonerlik çalışmaları nedeniyle Müslüman nüfusun (4.160.000) yaklaşık %0,6’sının (250.000) Hristiyanlığı seçtiğini göstermiştir. 2009 yılı Ocak ayı raporlarına göre Kırgızistan’da 364 misyoner örgüt faaliyet göstermektedir. Dünyanın dört bir yanında yoğun çalışmalarda bulunan misyoner örgütler en çok da yetimleri hedef almaktadır. 

Misyonerlik, Hristiyan dışı dünyayı, özellikle de İslâm dünyasını hedef almış; başlangıcından beri belli bir amaç etrafında sürekli ve sistematik faaliyetlerle yürütülmüştür. Bu bağlamda misyonerler muhtaç durumda olan toplum ve bireylere, dolayısıyla yetimlere, ilk olarak gıda, barınma, sağlık, eğitim gibi yardımlarla yaklaşmakta; akabinde muhtaçlarla kurdukları ilişki kapsamında misyonerlik hedeflerini yerine getirmektedirler. İhtiyaç yaklaşımından farklı bir diğer metot da yetimlerin kendi vatanlarından koparılarak Hristiyan ailelere evlatlık verilmeleri ve bu yolla Hristiyanlaştırılmalarıdır. 

Suça Karışma ve Madde Bağımlılığı 

Sokaklarda yaşam süren veya 18 yaşını doldurduğu gerekçesiyle devlet korumasındaki yetimhanelerden ayrılmak durumunda kalan yetimler arasında suça meyil oranları oldukça yüksektir. Örneğin Ukrayna’da 100.000 yetim kapasiteli 450 yetimhane bulunmakta; yetimhanelerin kapasitesi almadığı için 100.000 Ukraynalı yetim de sokaklarda yaşamaktadır. Ukrayna’da 18 yaşından önce yetimhaneden ayrılan çocukların %10’unun intihar ettiği, kızların %60’ının fuhuşa, erkeklerin %70’inin çeşitli suçlara karıştığı bildirilmektedir. Rusya’da devlet tarafından işletilen 2.000 yetimhanede 700.000’den fazla yetim çocuk barınmaktadır. İstatistiklere göre Rusya’da 10 yetim çocuktan sadece biri toplumla bütünleşebilirken diğerleri madde bağımlılığı, suç işleme veya intihar gibi eylemlere karışmaktadır. Rusya’da milyonlarca çocuk caddelerde, kanalizasyon boşluklarında yaşamaktadır. 

Sonuç 

İnsan tacirleri, organ ve fuhuş mafyaları, dilenci şebekeleri ve misyoner örgütler gibi suç şebekeleri ve çocukları istismar eden yapıların kıskacına düştüğünde tamamen kaybedilebilecek olan yetimler, son derece cüzî destekler sağlanmak suretiyle koruma altına alındığında dünya geleceğinin kendilerine emanet edileceği erdemli bireyler olacaklardır.   

 

————————

 

Kaynaklar:

  1. http://www.inzardergisi.com/Yazar/Makale/Sizce-dunyada-kac-milyon-yetim-var.html
  2. https://aa.com.tr/tr/dunya/dunya-genelinde-oksuz-ve-yetim-cocuklarin-sayisi-140-milyon/790353
  3. https://www.ihh.org.tr/haber/dunyadaki-yetim-cocuk-sayisi-turkiye-nufusunun-5-kati
  4. https://www.timeturk.com/tr/2012/09/27/dunyada-400-milyon-yetim-var-biliyor-musunuz.html
  5. https://www.stratejikortak.com/2017/03/abdnin-iraki-isgali-ve-sonuclari.html
  6. https://prezi.com/x2cy4ncqlbak/ihh-insani-yardim-vakfi/