Hamd alemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. salat ve selam, Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e ailesine, ashabına ve siz değerli mümin kardeşlerimin üzerine olsun.

Hiç tanımadığınız insanların bulunduğu bir ülkeye gittiğinizi düşünün. Yol bilmiyor, iz bilmiyor, dilde bilmiyorsunuz. Yanınızda size rehberlik eden, güven veren rehberiniz dışında kimseyi de tanımıyorsunuz. Yolun başından beri onunla beraber olduğunuzdan ona olan muhabbetiniz, size verdiği güven oranında olacaktır. Rehber size ne kadar güven verirse, size o ülkeyi tanıtırken sizinle ne kadar ilgilenirse ve sizinle ilgilenirken başka bir şeyle değil sadece sizinle meşgul olursa sizde o oranda o ülkeyi, orada yaşayanları sever ve o çevreye güvenirsiniz. Ülkenin dilini sizinle konuşurken o ülkenin dilini ne kadar konuşursa ve sizi ne kadar o dilin konuşulduğu ortamlara sokarsa sizin dil gelişim sürecinizde o oranda olacaktır. Ama bu rehber size gerçekten rehberlik yapmaz, işini önemsemez, sizinle ilgilenmezse, siz hem öfkelenir hem kendinizi geliştirmekte zorlanabileceğiniz gibi hem de güveniniz azalmaya başlar.

0-2 yaş bebeklik dönemindeki çocukları da bu ülkeye giden ve neye uğradığını şaşıran ve bundan dolayı ailesinden ve özellikle annesinden dünyayı tanıması ve orada yaşayanlara güvenmesi için rehberlik yapan yabancıya benzetebiliriz. Bu yaştaki çocuğun en büyük ihtiyacı yeme, içme, uyuma, temizlik gibi ihtiyaçlarının beklemeden anında karşılanması ve annesinin yanında olduğunu hissetmesidir. Her yaş grubundaki çocuktan bazen biz yetişkinlere göre normal sayılmayan davranışlar gözlemleriz. Ama bazı davranışlar belli yaş grubu için normal sayılırken başka bir yaş grubu için normal dışı sayılabilir. Her çocuğun ruhsal gelişimi farklıdır. Ama belli yaş gruplarının ortak davranış kalıpları olduğu saptanmıştır.

0-2 yaş dönemindeki bebeklerin en büyük ihtiyacı GÜVENdir. Bebeğin beslenme, temizlik ve uyku gibi temel ihtiyaçları karşılanınca TOPLUMSAL GÜVEN duygusunun ilk temeli atılmış olur. Anne-bebek arasındaki ilişkide süreklilik ve tutarlılık temel güveni oluşturur. Bu dönemde bebek “Çevremdekiler bana bakıyor, beni seviyor, ben bakılmaya değer bir varlığım“ duygusunu yaşamalıdır. Bunun yanısıra çocuğun dengeli sıcaklığa sahip bir evde büyütülmesi de önemlidir. Ortam ne sıcak ne soğuk olmalıdır.

Araştırmalar çocukluğun ilk yıllarında anne–baba ilgisinin çocuktaki zeka gelişimini arttırdığını göstermektedir. Aslında ilk çocukluk dönemi, insanın gelişim sürecinde ruh ve karakterinin temelinin atıldığı çok önemli bir dönemdir.

Nasıl bir fidana ince bir çizik atılsa o büyüyüp çınar olunca küçük çizik koca yarık olursa bu dönemde de çocukların üzerine atılacak çizikler yetişkinlik döneminde derin yaralar şeklinde ruhunda yerini alacaktır. Bu nedenle bir anne bu evreye çocuğunun en önemli ve geriye dönülmesi imkansız bir dönemi olarak bakmalı, onun ruhunun zedelenmeden gelişmesini sağlamalıdır.

Peki anne bu dönemde ne yapmalı? Şimdi anneler önümüze yapacağımız bir sürü kural koyacaksınız diye aklından geçiriyor olabilirler. Ancak yapmamız gereken çok basit: DOĞAL ANNELİK yapacağız..

Bir annenin bu dönemde çocuğuna özel bir şey yapmasına gerek yok. Yüce Allah’ın annenin ruhuna verdiği doğal annelik ruhunu bozmadan hareket etmesi, o ve bebeği için yeterli olacaktır. Bununla beraber bebeğinin gelişimiyle ilgili reflekslerini bilip ona göre davranması çocuğun hırçınlaşmaması, öfkelenmemesi ve doğal gelişimi açısından çok önemlidir.

Rabbimiz Allah celle celâluhu bu yaştaki çocukların fıtratına karşı konulamaz bir öğrenme arzusu koymuştur. Bu arzu sebebiyle çocuk önüne çıkan bütün engelleri aşmak için kimi zaman hırçınlaşır, öfkelenir, hatta kafasını duvarlara vurur

Bir altın yarışması düşünün. 5 dakikada ne kadar altını kuyudan çıkarırsanız o oranda size ev, araba ve para verecekler. Zamanınız kısıtlı ve bundan sonraki hayatınızın rahat geçmesi için bu 5 dakika çok önemli. O yarışma anında ne düşünürsünüz. Sadece hedefe odaklanır kim ne demiş duymazsınız bile değil mi? Çünkü hayatınız ona bağlıdır. Yarışma sırasında biri size “Gel kuyuya girme sana daha güzelini vereyim dese ve sizi kucaklayıp götürse ne yaparsınız? Öfkelenip hırçınlaşıp bağırmaz mısınız?

İşte bu yaştaki çocukları bu yarışmacıya benzetebiliriz. Yarışmadaki 5 dakika çocuğun ilk yıllarına tekabül eder. Çocuğun en önemli işi tıpkı yarışmacı gibi öğrenmektir. Eşyalar ile olaylar arasındaki ilişkiyi çözmeye çalışmaktır. Çocuk bu dönemi iyi değerlendiremez. Eşya ile olaylar arasındaki ilişkiyi engeller yüzünden kavrayamazsa geri kalan hayatında her zaman bunun eksikliğini hissedecektir.

Çocuklar bu dönemde hedefine odaklanmıştır. Aslında bu evrede yapmamız gereken tek şey sakat bırakıcı ve ya öldürücü bir şeye gitmiyorsa hiçbir şey yapmamaktır. Örneğin anne çekmeceyi açınca çocuğun ilgisini çeker. Onu hedef olarak görür ve ona odaklanır. Bunu öğrenmek zorundadır. O çekmece arkadan öne nasıl gelmiştir acaba? Hedefine doğru giderken eğer ona zarar verecek birşey yoksa çocuk bırakılmalı öğrenmesinin önüne geçilmemelidir. Aksi takdirde çocuk hırçınlaşır ve öfkelenir. Bu durumda çocuk pat diye kucağa alınıp o yerden uzaklaştırılırsa bu onun ruhuna bir darbe girişimidir çocuğa göre.

Bu dönemde çocuğun ihtiyaçları koşulsuz bir sevgiyle anında yerine getirilmelidir. Yoksa bu ruhlarında korku ve paniğe yol açar. Bunu yapacak olanda elbette annesidir. Ona ihtiyacı varken onu tek başına odada bırakmamalı. Acıktığında anında yemeğini vermeli sevgiye ihtiyacı olduğunda “kucağa alışmasın denilerek çocuğu bağra basıp ihmal etmemeli ki çocuk huzurlu olsun” çünkü dünyaya geldiği bu ilk günlerde en büyük ihtiyacı huzur, güven ve annesi tarafından verilecek tesellidir. Annesinin onun yanında bulunup ihtiyacını karşılamasıdır. Yoksa bu güven verilmezse bu çocuk ileride “babana bile güvenmeyeceksin” düşüncesini zihninden bir türlü atamayan bir birey olur. Bu birey her an tedirgin ve çevresine karşı güvensizdir. Bu da bebeklik yıllarındaki güven ve huzur eksikliğinden kaynaklanır. O yüzden bir anne mümkün olduğunca ilk çocukluk evresinde bebeğini asla terk etmemeli, onu yalnız bırakmamalıdır. Bununla beraber her anne babanın çocuğu vardır ama her çocuğun anne babası yoktur” sözünü de hatırlamakta fayda var. Bu ne demek? Bu anne babası bedenen yanında olduğu halde ruhen onunla olmayan anne babalı yetim çocuklardır.

Ebeveynin yokluğu bir şekilde kabul edilebilir. Ama varken yanında görememek kadar çocuğun ruhunu hiçbir şey zedelemez.
Bir anne çocuğunu emzirirken gözünün içine bakmalı, onu sevdiğini hissettirmeli; bir babada işten gelince çocuğunun gözlerine samimi bir tebessümle bakarak onu öpmeli ve kucaklamalıdır. Bunlar bir o kadar zor ve zaman alıcı şeyler değil. Yapmamız gereken sadece fıtratımızda olan potansiyel annelik ve babalık ruhunu ortaya çıkarıp gerçekleştirmektir.

Bu dönemde tırmanmaya ve bir şeyleri ağzına götürmeye çok meraklıdır. Tehlike nedir bilmez. Bir şeylerin tadına bakarken eğer tehlikeli değilse tecrübe edilmesine fırsat verilmelidir. Çünkü ilk evrede bebek eşyayı ağzına götürerek tanımaya çalışır. Bir zaman sonra yenilip yenilemeyeceğini ayırt eder. Bu yaşta çocuğun dikkati kolaylıkla başka yöne çekilebilir. Zarar verici bir şey varsa bu başka şeye dikkat çekilerek önlenebilir. Sonuçta hiçbir şey çocuğumuzun ruhundan ve onun geleceğinden daha önemli değil. Çocuk bu dönemde anneden ayrılma korkusu yaşar. Eğer bunu azaltabilirsek çocuğun daha çabuk yürümesini sağlarız. Annenin çocuğuna bakışı, tebessümü ve sevgi dolu yaklaşımı bunun için çoğu zaman yeterli olacaktır. Ama bu konuda tutarlı ve kararlı olması çok mühimdir.

İlk çocukluk yıllarının izinin bireyin hayatı boyunca silinmez izler bıraktığı hatırlanmalıdır. Bir teyp düşünün dolmaktadır. Ve sonra dolan şeyler duyulacaktır.

Bebekler ilk aylarda gözünün önünden kaybolan şeyin yok olduğunu sanırlar. 2 yaşına doğru öyle olmadığını anlarlar. Avucunuzun içine bir şey sakladığınızda onun kaybolmadığını anlamaya başlarlar.

Bu yaşlarda çocuk, anne babasının kendisiyle konuşmasına ve ilgisine bağlı olarak cümle kurmaya başlar. Çocuğun dil gelişiminde anne babaların bebeklik döneminde onunla konuşması çok önemlidir. Bebekler anne konuşurken tepki vermez. Onu anlarlar. 50 kelime anlar ama kullanamaz. Burada bebeğin erken yada geç konuşması ebeveynin onunla konuşmasına bağlı her çocuğa göre değişir. Anne babanın bebeğiyle konuşması onun kelime haznesini zenginleştirir.

12-18 aylarda bebeğin dil gelişimi durakladığından anneler endişelenebilir. Ama endişeye gerek yoktur. Çünkü bu dönemde çocuk yürüme çabası içindedir. Onunla meşgul olduğundan dil gelişimine biraz ara vermiştir. Tam olarak yürüdüğünde tekrar dil gelişiminde hızlanma meydana gelir. Aynı zamanda çocuk 2 yaşlarında inatçıdır. Dediğinizin aksine davranmada ısrarlıdır. Engellenmeye tahammülü azdır. Anneyle ilişkisinde “yok ve hayır” kelimelerini sıkça kullanır. Ama bir süre sonra geçecektir.

Çocuğun kişisel gelişimi diğer gelişimlerinden daha önemlidir. Ve çocukluğun ilk yıllarında bu çok önemlidir. Çünkü birçok davranış bozukluğu gösteren insanın problemlerinin temeli hayatının ilk yıllarına dayanır. Aslında çocuğun kişilik gelişimi =anne babanın kişilik gelişimiyle doğru orantılıdır. Pencereden bakınca lekeyi değil, pencerenin ötesini gören ebeveynler harika çocuklar yetiştirebilirler. İleride kendine güveni olmayan bir çocuğunuz olsun istiyorsanız ona güven ve huzur verin, ihtiyaçlarını ilk çocukluk yıllarında hemen karşılayın.

Sınıfta okuyan N…yi öğretmeni bir yıl boyunca yakından gözlemler. N’in en büyük özelliği kendine ve çevresine karşı güvensiz olmasıdır. Bir sorun olunca onu çözmeye çalışmak yerine ağlar. Okuma yazma çalışmalarında problem yaşar. Sık sık çalışmalara katılamaz. Katılsa da ben yapamıyorum der. Halbuki öğretmeni yaptığı testte onun yeterli seviyede olduğunu tespit etmiştir. N okumayı arkadaşlarından yaklaşık iki ay sonra söker. Ama öğretmen ona kitap okutmaz. Çünkü N henüz kitap okuyacağına inanmamaktadır. Bir süre sonra azda olsa kitap okuyan N bu seferde sınıfta kitap okumayı reddeder. Öğretmeninin sorunlarına suskunlukla cevap verir. Öğretmeninin “niçin okumuyorsun” sorusuna “ben heceliyorum, arkadaşlarım benimle alay eder” der. Aslında sınıfın yarısı zaten heceliyordu. N arkadaşlarıyla sağlıklı sosyal ilişkiler kuramaz arkadaşlarının iyi niyetli sözlerini bile kötü yorumlar ve küser. Bir sorunu olunca ağlar ve kızar. Onlarla geçinemediği için yine onlara kızar, “beni sevmiyorlar” der.

N bazen öğretmenine gelir “öğretmenim annem beni sevmiyor”, öğretmen “neden” “çünkü bazı akşamlar bize yemek vermiyor” der. Öğretmeni annesiyle konuşunca sofrada yemek yemezlerse öğün aralarında yemek vermediğini söyler. Görüldüğü gibi N olaylara GÜVENSİZLİK penceresinden bakar. Öğretmen bunu farkedince aile ile bir görüşme yapar. Anneye geçmişte olumsuz bir deneyim yaşayıp yaşamadığını sorar. O da: “hatırlamıyorum” der. Öğretmen, bebeklik yıllarının nasıl geçtiğini sorduğunda anne: “yavrumuz 2 yaşlarındaydı. Eşim ve ben bir sebepten dolayı 2 ay kadar çocuğumuzdan ayrı kaldık geri döndüğümde çocuğum bana küsmüştü. Ve uzun süre benimle arasında bir soğukluk olmuştu.”

Bu da onun özgüvenini zedeledi. Görüldüğü gibi çocukta güven duygusunun kazanılmasında özellikle anne – çocuk ilişkisinin sağlıklı olması olmazsa olmazdır. Elbette baba da önemlidir. Çünkü o güven simgesidir.

Baba çocuğuyla özel diyalog içinde olmalıdır, ona mutlaka özel zaman ayırmalıdır. Babanın vefat etmesi bile ilgisiz bir baba kadar bir çocuğu etkilemeyecektir.

Çocuğun özgüven kazanması için yapılması
gereken diğer faktörler:

  1. Çocuğun yanında tartışmamak
  2. Onu dinlemek, ona söz vermek
  3. Yapabileceği sorumluluklar verip takdir etmek
  4. Hatalarını kırıcı eleştirilerle veya döverek düzeltmeye çalışmamak
  5. Çocuğun işini bizim yapmamamız
  6. Kapasitesinin üstünde bir şey beklememek
  7. Kimseyle kıyas etmemek
  8. Beceriksizsin yapamazsın dememek

Bunlarla beraber çocuğun ilk yıllarında emzirilmesi ihtiyaçlarının anında karşılanması sonra ek gıdaların yavaş yavaş verilmesi ve elbetteki 6.aydan itibaren çocuğun gelişimi için çok önemlidir. Oyun, çocuğun dünyasıdır. Dünyayı tanırken oyunla tanır. O yüzden onları geliştirebilecek gelişim seviyelerine uygun oyuncak ve oyun alanları tercih etmeli ve oynarken tehlikeli anlar dışında müdahalede bulunulmamalıdır. Velhamdulillahi rabbil alemin…

————————-

Kaynaklar:
Annelik Sanatı- Pedagog Adem Güneş
Çocuk ve Gençte Sosyal Gelişim – Prof. Dr. Kemal Çakmaklı
Çocuk Psikiyatrisi-Prof. Dr. Mücahit Öztürk
Okul Öncesi Çocuğun Gelişimi ve Eğitimi –Erdal Budak-Ahmed Akbaş